Cengiz Aytmatov, Kazakistan'ın Sarı Özek bozkırında yaşayan Boranlı Yedigey'in ve çevresindeki yakınlarının yaşadığı hem hüzünlü hem de insanı derinden düşündüren olayları günümüz gerçeklerini ele alarak kâğıda dökmüş ve bizde "Ya gerçekler gerçekten bu kadar acıysa?" diyerek okuyoruz. Okuyoruz demek yerine yaşıyoruz desem daha doğru olur. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve bu kadar büyük bir beklentim yoktu. Ama beni en çok düşündüren ve farkında olduğum gerçeklerle daha da yüzleşmemi sağlayan nokta, Yedigey Cangeldi'nin gençlerde günden güne çoğalan o umursamazlık ve geçmişini, geleneklerini unutma havasına sürekli gönderme yapmasıdır. Boranlı Yedigey'in en yakın dostu olan Kazangap'ın cenazesi sırasında yaşananlardan buna yakından şahit oluyoruz.
Yukarıda da dediğim gibi Kazangap'ın cenazesini gömmek için Ana Beyit mezarlığına gittikleri yol boyunca Yedigey ve karısı Ukubala, öğretmen Abutalib ve karısı Zarife başta olmak üzere pek çok kişinin yaşadığı acı tatlı olayları okuyoruz. Yedigey'i çileden çıkartan devesi Karanarı da unutmamak gerek. Aynı zamanda Mankurt efsanesi başta olmak üzere 2 farklı efsaneye de yer vermiş Cengiz Aytmatov.