Hüsamettin bey devam etmedi, o halde ben ediyorum. ayağa kalktı. kolunu ileri uzattı, işaret parmağını en yakın duvara dokundurdu.
bir zamanlar seni sevmiştim. ve sevgiyi senin suretinde yaratmıştım. boşta kalan elini göğsüne götürdü.. bu kalbin birini sevmeye ihtiyacı vardı. ve sen bunu anlamadın. ve bana eziyet ettin. ve eziyet ettiğini bilmedin, göz yaşımı silmedin.
Kleopatra, hiç bir zaman kendini düşünmedi. ne Mısır kraliçesi, ne güzelliği, ne de serveti, Antonius için yaptığı fedakarlıkları önleyemedi. bu bir, Antonius meselesi değil, bu bir yaratılış meselesiydi.
kendimle konuşurken bile onun hoşuna gitmeğe çalışıyordum, ara sıra ellerimin bulaşığıyla gidip onun uyuyuşunu seyrediyordum, demek onu seviyordum, demek onu seviyorum diyordum kendi kendime.
yeni tanıdığı birinin karşısında çok tedirgin oluyor bu çocuk. yanlış anlaşılmaktan, eksik anlaşılmaktan korkuyor. müktesebatı neyse, hepsini birden ortaya dökmek istiyor.
- işte bunun için ayrıldım karımdan. sevgi olsaydı, şimdi benim bu gülünçlüğümü örtbas etmek isterdi. beni anlamadılar albayım, anlamadılar. önceleri bana engel olun diyordum. karımla, bana engel olsun diye evlendim. belki de, bu yüzden, asıl kabahat bende.