Hayatı seviyorum; bu bir itiraftır. Alın saklayın bunu, daha kimseye söylemiş değilim. Hayattan nefret ettiğim, korktuğum, hayatı küçük gördüğüm ya da ondan çekindiğim çok söylendi, hatta yazıldı ve basıldı da.
Suskun, dışa kapalı, göze görünmez biri olarak, yeteneklerini yalnızca bir süs gibi taşıyanlara sonsuz bir küçümsemeyle bakarak çalışıyordu; bu küçük insanlar ister yoksul olsunlar, ister zengin, yaka bağır açık deli gibi sağa sola koşuşturuyorlar, boyunbağlarıyla içinde yaşadıkları refahı sergiliyor, her şeyden önce mutlu, sevimli ve birer sanatçı havasında yaşamaya önem veriyorlar, iyi eserlerin ancak korkunç bir hayatın baskısı altında ortaya çıktığını, hayatını yaşayan insanın çalışamayacağını, üstelik tam anlamıyla yaratıcı olabilmek için ölmüş olmak gerektiğini bilmiyorlardı.