Öğrenmen gereken bir şey var; "nefret", entelektüel anlamda ele alındığında "sonsuz yadsıma"dır. Duygular bağlamında değerlendirildiğinde bir körelme biçimidir ve kendinden başka her şeyi öldürür.
Hayatın kritik hataları, mantıksızlığın sonucu değildir; mantıksız bir an, insan hayatının en iyi anı olabilir. Bu hatalar mantıklılığın sonucudur. Arada büyük fark vardır.
hayatlarında kederden başka olay olmayan bizler, zamanı ıstırabın zonklamalarıyla ve acılı anların anısıyla ölçmek zorundayız. Düşünecek başka bir şeyimiz yok. Acı çekmek -sana tuhaf gelse de- bizim varoluş yolumuzdur, çünkü var olduğumuzun bilincine varmamız için tek yoldur; geçmişte çektiğimiz acıların anısı ise kimliğimizin sürekliliğinin garantisi, kanıtı olarak gereklidir bizim için. Neşenin anısıyla aramdaki uçurum, şu anda neşeyle aramdaki uçurum kadar derindir.
Evlilikte olsun, dostlukta olsun, her türlü arkadaşlığı ayakta tutan bağ, eninde sonunda karşılıklı konuşmadır. Konuşmanın olabilmesi için de, ortak bir temel gerekir; çok farklı iki kültürdeki iki insanın tek ortak temeliyse ancak en düşük düzey olabilir.