Ve yine diyebilirim; birtakım çarpıcı gerçekleri yalnızca onlara içimizde hakiki bir karşılık bulduğumuz zaman kabul ederiz ve anlamlı kılarız. İçimizde karşılığı olmayan hiçbir gerçeğin bizim için zerre miskal önemi yoktur. Mesela yaşam, mesela ölüm, mesela aşk…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O halde diyebilirdim ki; insan özgürse her yerde kendisini evinde hisseder. Bu açıdan önemliydi ya zaten var olmak, birisi olmak, kim olmak, kendisi olmak, özgür olmak, yok olmak…
İnsan en büyük hayal kırıklığını; çektiği o sonsuz acının aslında tüm insanlar tarafından bir zamanlar bir şekilde çekilmiş veya halihazırda çekiliyor olduğunu fark ettiği an yaşar. Nitekim o an çektiği sonsuz acı nedeniyle kendi içinde farklılaşarak çıktığı kürsüden paldır küldür aşağıya yuvarlanmıştır. Ama işte olgunluk da tam orada başlar.
Cevaplayamadığın soruları biriktiremezsin içinde ve sonuçta ulaştığın yere bakıp, oranın aslında tüm cevapsız sorularının tek bir kaynağa dayandığı küçük bir tepecik olduğunu görürsen, kendine kızmanın da bir manası olmadığını bilerek güvendiğin ve inandığın gerçekleri yeniden ve bu sefer şüpheyle gözden geçirmeyi aklına bile getirmeyip, dünyaya kızmanın yeni biçimlerini geliştirirsin kendi içinde, hayata dair nefrete farklı açılımlar bulur, bu açıdan bir ölçüde aklını ve ruhunu kutsarsın kendi kendine. Hayattan nefret, kendine hayran bir tavırdan başka nedir ki? Ki sonuçta kendine reva görmediğinden kaynaklanıyordur yaşamın bu biçimini, sen sebebi ne sanarsan san.