Gelenleri olduğu gibi kabullenmek , gidenleri ise akışına bırakmak… her an güneş ışığı ile parlayamasamda
ışık vurduğunda elimden geldiğince ışıldamak. Fırtına koptuğunda içimde biriktirmek yerine özgürce akıp gitmesine izin vermek… Böyle yaşamak, her şeyi biraz daha kolaylaştırmaz mıydı? 
"İnsan kendi kendini binlerce kez cezalandırıyor...
Kendi yaptıklarını her aklına getirdiğinde tekrar tekrar cezalandırıyor. Aynı senaryoyu kendi kafasında binlerce kez yaşıyor ve binlerce kez cezalandırıyor. Bazen kendini tek bir hatası yüzünden, tek bir günde yüz kez cezalandırıyor.
İnsanın kendi ceza mahkemesini kurması ne büyük acı...
Hafızanızın içinde başköşeye oturttuğunuz yargıcınız, sizi bir gün öyle bir hale getiriyor ki hayatı yaşamaktan korkuyorsunuz. Her hatanızda kendinizi yerle bir ettikçe, yerle bu kadar sık temas etmekten olsa gerek, kalkamıyorsunuz işte..."