Bugüne kadar okudugum en iyi kitaplardan birisiydi şüphesiz. Anadolunun küçük bir dağ köyünde bir bahar esintisi tadında geçen güzel yaşanmışlık dolu bir ömrün hikayesi anlatılmış. Her şey bir hayalle başlıyor ıslak kayanın altındaki suyu bulma ve bulunduğu köyün topraklarında tek bir ağaç bile yokken orayı her çeşit meyve ağacının olduğu bir bahçeye çevirme hayali. Kimse inanmasa da herkes hevesini kırsa da yılmayan hayalini gerçekleştiren güzel yürekli bir adamın hayat hikayesi bu.Kitabı okurken içinizi tatlı, huzur verici bir hüzün kaplıyor. Kitap bize şehir hayatının bunaltıcı seyrini ve unuttuğumuz köy hayatını, manevi değerlerimizin ne kadar önemsizleştiğini ,aslında onların bir hazine kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor. Kitabın yüreğinize dokunan sizi içine çeken naif bir dili var. Ve şunuda bu kitap sayesinde tekrar hatırlamış oldum;inanmak başarmanın yarısıdır siz yeterki gönülden inanın.