Kanuni devrinde Türkiye'ye gelen Avusturya elçisi Busbecq padişahın ordugahı hakkında;
*"Bu muazzam kalabalık içinde* imrenilecek diğer bir husus da sessizlik ve nizâmdı. *Hiçbir bağırışma, uğultu ve gürültü yok. Halbuki bizde birkaç kişi bir araya geldi mi gürültüden durulmaz. Herkes kendisine ait yerde sessiz ve sakin duruyordu. Sanki bir heykel gibi idiler"*.
"Bu sebeple Türk hükümdarları Eski ve Ortaçağların bir çok kral ve imparatorları gibi kendilerini mâbutlaştırmamış; zulüm ve istibdada düşmemiş olup kudretleri daha ziyade şahsiyetleri ile kaim olmuştur."
"Bu münasebetle eski Yunan gibi İslâm dünyası da burun mendilini bilmiyordu. Halbuki Kaşgarlı Mahmud’un belirttiği üzere Türkler *“Burun temizlemek için cepte ipek bir kumaş parçası”* (mendil) taşıyor ve buna *“ulatu”* adını veriyorlardı. Nitekim Kaşgarlı Türklerin “ütü yapmayı” bildiklerini ve bizzat bu kelimeyi kullandıklarını söyler. Avrupalılar mendil kullanmayı XV. asırda Türklerden öğrenmişlerdi."