Bir çeşit yüksek irtifa hastalığı ama nedeni yükseklik değil, zaman. Rekabet halindeki anılar, zamanın arapsaçına dönmesi, bütün bunların stresi baş ağrılarını kaçınılmaz kılıyor.
Sonsuzluk şimdilerden oluşur, demiş Emily Dickinson. Peki insan yaşadığı anda olmayı nasıl başarabilir? Öteki şimdilerin hayaletlerinin araya girmesini nasıl önler?
Kısacası, nasıl yaşayabilir ?
İnsanlar tarihten ders almaz. Yirmi birinci yüzyıl hâlâ yirminci yüzyılın kötü bir versiyonuna dönüşebilir ama elden ne gelir ki? Zihinler tüm dünyada asla birbiriyle çakışmayan ütopyalarla doluyordu. Bu bir felaket habercisiydi ama heyhat, bildik bir durumdu. Diğerkâmlık her zaman olduğu gibi yok olmaya yüz tutmuştu. Barış her zaman olduğu gibi incecik bir porselendi.