Bir düğünle başlayıp insanın kalbine yerleşen bir hikâye…
Jasper, küçüklüğünden beri Eaton ailesiyle yaşayan, artık kan bağı olmasa da ailenin tam anlamıyla bir parçası olmuş ünlü bir hokey oyuncusu. Sloane ise Eaton’ların kuzeni ve Jasper’ı gördüğü ilk andan beri sessizce seven bir başbalerin…
Tam düğün günü, Sloane’ye bilinmeyen bir numaradan nişanlısının onu aldattığını gösteren bir video geliyor. Zaten içten içe hiç istemediği bu evlilik, o an tamamen geri dönülmez bir noktaya ulaşıyor. Damatla yaşanan büyük kavganın ortasında odaya Jasper giriyor ve Sloane tek bir şey söylüyor: “Beni buradan götür.” İşte her şey tam da burada başlıyor…
Sloane’i gerçekten çok sevdim. Kendini yavaş yavaş keşfetmesi, yıllardır bastırdığı istekleri fark etmesi ve sonunda kendi sesini bulması çok güzeldi. Kırılgan ama aynı zamanda güçlenen bir karakter okumak çok keyifliydi. Ve Jasper’ın, ne olursa olsun onun yanında oluşu… Kalbime küçük bir çentik attı
Ama dürüst olayım, kitabın gizli yıldızı benim için Harvey’di. Jasper ve Harvey sahneleri kitabın en sevdiğim kısmı oldu. Harvey’in Jasper’a yaklaşımı, onu hiçbir zaman “öteki” gibi hissettirmemesi, öz çocuklarından ayırmaması o kadar içimi ısıttı ki… Bazı bağların kanla değil, sevgiyle kurulduğunu tekrar hatırlatan türden sahnelerdi.
Romantizmi, aile bağları ve karakter gelişimiyle sıcak, akıcı ve kalbi yumuşatan bir hikâyeydi. Özellikle “found family” temasını sevenler için tam bir sarılmalık kitap.
️ Bir düğünden kaçış hikâyesi gibi başlayıp aidiyet, sevgi ve kendini bulma yolculuğuna dönüşüyor.
ÇaresizElsie Silver · Nemesis Kitap · 2024680 okunma
Sana bir şeyler hissettiren o kişiyi bulduğunda seni ışıl ışıl parlatan birini bulduğunda onu bırakmamalısın karanlık ve yalnız bir dünyada sana yaşattığını hissettiren herkes uğrunda savaşmaya değerdir.
Insanların başkalarının nasıl göründüğünü Şişman ya da cılız uzun ya da kısa olmasına neden umursadığını bile anlamıyordum yine de umursuyorlardı sanki başkalarını küçümseyerek kendi üzücü acınası hayatları hakkında kendilerine daha iyi hissetmeye çalışıyorlardı Çünkü diğerleri kendilerini değersiz hissederse O zaman belki de kendi mutsuz yaşamları onlara daha tatmin edici gelebilirdi