Insanın ağrısı, sancısı olduğunda hiç olmazsa
bağırabilirdi, ama o sürekli olarak trajik bir biçimde komedi oynamak zorundaydı. Sinirleri yay gibi gerilmişken gülümsemesi, neșeli görünmesi gerekiyordu, bu sahte neșenin ne çabalara mal olduğunu, kendine hakim olmak
için her gün nasıl kahramanca bir güç harcadığını kimseler anlamıyordu.
“Hiçbir şey işe yaramıyormuş gibi göründüğünde, gidip önündeki kayayı parçalamaya çalışanbir taş kırma makinesine bakarım. Belki de bir çatlak bile oluşmadan yüz kezdarbe indirmek zorundadır. Ancak yüz birinci darbede taş ortadan ikiye ayrılır ve ben bunu başaranın son darbe değil, öncesinde inen darbelerin hepsi olduğunubilirim.”