єℓιf

єℓιf
@_ummi
Bursa
15 Mart
49 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Perdeleri kaldıran vesile; Kendisi de bir perde ise, O perdeyi de açar mı gönül? Sözünü unutturan sebep, Hatırlatanın kendisi olsa, Sözünden geçer mi gönül? Aşkın deryasında akıl arayan, “Buldum” diyenden âvare! Arayandan nâçar mı gönül? Ama akıl, akılsızlara gerekmiş; Aklı olan aşkı seçer... Yine aşkını seçer mi gönül? Derviş, ayrılıkta pişermiş, Vuslat kervanları ile... Hakk diyarına göçer mi gönül?
Reklam
Aşk ile gidelim ukbâya, dostlar şenlensin. Yanmaya razı olmayan nasıl aşklansın? Seherlede duyar sesi, gönül demlensin Bu nimet bize hâr, aşk-ı saadet var... Yanmaklara gelmeyene, uçmaklar yalan, Aşktan nasib alır mı, hevaya dalan? Közden bir tac giyer, olursa sultan. Bu cesed bize dar, sırr-ı saadet var... Deriz yolumuz bir, Cemâl'e varır. Aşığın önünde yollarmı kalır? Razı olur ise, razı olunur, Bu yollar bize yar, hatr-ı saadet var...
Kader olan kadar, olmayanı da sırtında taşır, Yıkılmak üzere iken duvar, onarmalı Hızır. Çıkıverecek emânet hazine, vaktini bekler, Sızım sızım da yürek, sahibine rehin can. İç yüzünü bilmez, görünende arar keramet, Gemi delinende belki, yolcularda selâmet. Perde iner, göz görmez — aşkın gözü kör! Özünde saklıdır, suâl olunmaz hikmet. Sabra göre yazılır zamanın hükmü, Eyy peygamber ağlatan itminan… Kalp hüzünlenir, göz yaşarır ancak, Biz Rabbimizin razı olacağı sözleri söyleriz.