GERÇEK ŞU Kİ BU ÇOK DEĞİŞİK BİR İNCELEME OLACAK!
Ördekler, Newburyport yolculuğum tam yirmi üç gün sürdü, bu kadar uzun bir zamanda okuduğum gerçeği sizleri yanıltmasın, çünkü her anlamda bayıldım.
Gerçek şu ki çok teşekkür ederim içtenliğin için 🫠 gerçek şu ki daha da yazmak isterdim ama insanları bunaltmak istemedim,gerçek şu ki kitap yazdıklarımdan çok daha güzel,gerçek şu ki iyi okumalar diliyorum sana şimdiden 🌸💖
"Leibowitz için Bir İlahi" isimli kitabın türü, kıyamet sonrası sosyal bilimkurgu romanı olarak isimlendiriliyormuş. Eser, 1959 yılında, yazar hayattayken yayımlanan tek romanıymış.
Nükleer savaş sonrası bir zamanda geçen kitap, birbirinden bağımsız üç bölümden oluşuyor. Bölümlerin her birinin arasında yaklaşık 600 yıllık gibi epeyce uzun zaman dilimleri var. Roman genel olarak manastırda, rahiplerin etrafında dönüyor. Üç bölümün karakterleri doğal olarak farklı kişiler. Ancak önceki bölümlerdeki karakterlere atıflar yapılıyor. Sonradan ismini öğrendiğimiz hacı karakteri son derece garip birisiydi... Kitapta manastır ve rahipler var demişken, İncilden Latince alıntılar bolca yer alıyor.
Anlatımı en başta akıcı bulmadım, okudukça anlatıma alıştım. Kitapta her üç bölüm kendi içinde tamamlansa da bazı soru işaretleri bırakıyor. Kitabın en başında nükleer savaş neden çıkmıştı, buna hiçbir cevap verilmiyor.
Kitabın bilimkurgu yönü çoğunlukla manastırın ardında kalıyor. Kitapta medeniyetin yıkılışı, yüzyıllarca süren dönemle toparlanışı ve nihai olarak bir döngü gibi en başa dönmesi anlatılıyor. Kitabın bilimkurgu yönünden ziyade önplanda olan durum buydu.
Kitabın fikrini, sorgulamalarını ve özenle işlenen o dünyayı beğendim ama keşke bazı şeyler daha aydınlatıcı olsaydı.
İsmi bir bölümde Benjamin diğer bölümde Lazarus diye geçti sanıyorum. Amacının Mesih'i bulmak olduğunu söylüyordu aslında. Yine de hikayesi yetersiz ve o dünyaya göre garip gelmişti bana.