AHLAKINI YİTİRMİŞ TOPLUM
Ahlakını yitiren bir toplum, aslında her şeyini kaybetmiş demektir.
Namus kavramının yok olması, insanlık tarihinin şahit olduğu en büyük çöküştür. Çünkü bir toplumun yıkılışının haklı gerekçesi, onun ahlaksızlığa batmasıdır.
Geçmiş kavimlere baktığımızda, helak sebeplerinin hep aynı olduğunu görürüz:
Ticarette hile ve dolandırıcılık, erkek erkeğe ilişkilerin normalleşmesi, Allah’a ortak koşmak, peygamberleri inkâr edip şehit etmek…
Bunlar ve nice bilinmeyen sapkınlıklar, toplumların sonunu getirmiştir.
Oysa modern çağ dediğimiz günümüzde, bu kadar toplu bir ahlaksızlık hiçbir devirde yaşanmamıştır.
Tarih boyunca toplumlar hiçbir zaman bugünkü kadar zalim, duyarsız ve yozlaşmış olmamıştır.
Hiçbir dönemde kötülük bu kadar aleni yapılmamış, hayasızlık bu kadar normalleşmemiştir.
Üniversiteler ve okullar ilim yuvası olması gerekirken, fuhşun ve sefahatin merkezi hâline gelmiş…
Çarşı pazar ahlaksızlıktan geçilemez hal almış...
Ticaret erbabı adaletten sapmış, haksızlıkla servet edinmeyi maharet saymış…
Siyasetçiler zulmü meşrulaştırmış, hırsızlığı yönetim biçimi hâline getirmiş…
Alim kisvesine bürünmüş düzenbazlar, halkı kandırarak dini çıkarlarına alet etmiş…
Hiçbir sebep olmaksızın birbirini öldüren insanlar, merhameti tamamen yitirmiş…
Ve toplum, bütün bunları görüp hiçbir şey olmamış hayatına devamede gelmiştir.
Kibir, nefret, haset ve öfke kalpleri karartmış durumda.
Artık insanlar günah içinde yüzüp, utanmadan doğruluk dersi veriyorlar.
Oysa Allah bir topluma kalplerine nur indirmedikçe, o toplum asla düzelmez.
Ve Allah buyuruyor ki:
“Bir toplum, kendisini değiştirmedikçe Allah onların hâlini değiştirmez.”
Bu söz, ilahi bir kanundur.
Dolayısıyla, bugünkü toplum ya Allah’ın lütfuyla ıslah olur…
Ya da helak edilerek yeniden diriltilecek