Mekke müşriklerince üç buçuk yıl sürdürülen ambargo, bu darlık zamanlarının iktisadi anlamda en şiddetlisiydi muhtemelen. Bu dönem, Hz. Hatice'nin, Hz. Ebubekir'in, başka birçok güzine sahabinin önceki dönemde edindiği birikimi ciddi ölçüde eritmişti. Ama, olaya bir de şöyle bakmak kesinlikle gerekliydi: önceki dönemde israf etmeyip ihtiyaçları kadar harcayabildikleri artan miktarı bir kenarda tutabildikleri içindir ki, Mekke müşriklerinin bu müthiş 'dize getirme' ve 'boyun eğdirme' planına, müşrikler işe yaramadığını görüp üç buçuk sene sonra kendi planlarından vazgeçinceye kadar direnebilmişlerdi!
Öte yandan, Medine'de de, rahat günler kadar, zor günler olmuştu. Mesela kurak geçen yıllar vardı, başka diyarlardan yiyecek getiren kervanların da geciktiği aylar vardı, o yüzden fiyatları tırmandığı zamanlar vardı.
Böylesi zamanları nasıl okumak gerektiğine dair dersin özü, Bir enflasyon ortamında Resulullah a.s. 'ın diline "Allah Kâbız, Bâsıt ve Rezzak'tır" şeklinde yansımıştı.
Öyle ki, Rasûlullah aleyhisselam dahi müthiş bir daralmaya maruz kılınan zamanlar yaşamıştı. O Rabbimizce, mü'minller için 'en güzel örnek' olarak seçilmişti. O yüzden her türlü cefaya da, sefaya da muhataptı; tâ ki hayatlarının değişik zamanlarında benzer halleri yaşayan mü'minler onun örnekliğinde istikametli bir çıkış yolu bulsunlar ; tâ ki sefada da, kederde de, sapmadan ve saptırmadan yaşasınlar.