Gençlik dönemini 10 yıl onunla geçirmiş Enes Bin Malik, bu şefkat ve merhamettin defaatle şahit olmuştu. Kendisi gençlik haliyle hata yapsa, söylenen bir şeyi unutsa, oyuna dalsa, yanlış yapsa, kırıp dökse dahi kosya koca 10 yıl boyunca bir kez bile "ÖF!" dememişti Hz peygamber aleyhissalatu vesselam. Bir kerecik olsun "Niye şöyle yaptın? Niye böyle yaptın?" diye hesaba çekmemişti.
Hz. Peygamberin evinde büyümüş olan ve kendisi mizaç itibariyle Celal taşıyan Hz. Ali ise, şöyle tarif edecekti Hz peygamberi:
"Daima Güler yüzlüydü. Yumuşak huyluydu. Esirgemesi bağışlaması boldu. Katı kalpli değildi. Kimseyle çekişmezdi. Kimseye bağırıp çağırmaz, kötü söz söylemezdi. Kimseye ayıplamazdı. Pinti ve cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Ummanı umutsuzluğa düşürmezdi. Bir şey hakkındaki hoşnutsuzluğunu açığa vurmazdı. Hiç kimse yine yüzüne karşı, ne de arkasından, kınar ayıplardı. Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. Hiç kimseye hakkında sevaplı ve hayırlı olmayan sözü söylemezdi. Hilim ve sabrı kendisinde toplamıştı. Hiçbir şey kendisine kızdırmazdı."
Hz. Aişe ise, O'nun için:
"İnsanların en güzel ahlaklısı idi. Hiçbir çirkin söz söylemez ve hiçbir çirkin harekete tenezzül etmezdi. Çarşı pazarlarda bağırıp çağırmaz, kötülüğü kötülükle karşılamazdı. Fakat, affeder ve bağışlardı. İnsanların en nazeyi, en iyi huylusu ve en Güler yüzlüsü idi. Allah yolunda Cihat dışında ne bir hizmetçiye, ne bir cariyeye, ne de bir kimse el kaldırmıştı."
O, böyle bir peygamberdi işte. Rahmet peygamberi.