Vildan

Vildan
@_vildan28
İmani açıdan, 'başarı' denen şey, hidayetine vesile olunan insan sayısı bile değildi. 'ihlas'tı 'her an Rabinin huzurunda olduğunun şuuruyla yaşama'ydı 'Rabbinden razı, Rabbi de ondan razı olan kullar arasına katılma'ydı.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gençlik dönemini 10 yıl onunla geçirmiş Enes Bin Malik, bu şefkat ve merhamettin defaatle şahit olmuştu. Kendisi gençlik haliyle hata yapsa, söylenen bir şeyi unutsa, oyuna dalsa, yanlış yapsa, kırıp dökse dahi kosya koca 10 yıl boyunca bir kez bile "ÖF!" dememişti Hz peygamber aleyhissalatu vesselam. Bir kerecik olsun "Niye şöyle yaptın? Niye böyle yaptın?" diye hesaba çekmemişti. Hz. Peygamberin evinde büyümüş olan ve kendisi mizaç itibariyle Celal taşıyan Hz. Ali ise, şöyle tarif edecekti Hz peygamberi: "Daima Güler yüzlüydü. Yumuşak huyluydu. Esirgemesi bağışlaması boldu. Katı kalpli değildi. Kimseyle çekişmezdi. Kimseye bağırıp çağırmaz, kötü söz söylemezdi. Kimseye ayıplamazdı. Pinti ve cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Ummanı umutsuzluğa düşürmezdi. Bir şey hakkındaki hoşnutsuzluğunu açığa vurmazdı. Hiç kimse yine yüzüne karşı, ne de arkasından, kınar ayıplardı. Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. Hiç kimseye hakkında sevaplı ve hayırlı olmayan sözü söylemezdi. Hilim ve sabrı kendisinde toplamıştı. Hiçbir şey kendisine kızdırmazdı." Hz. Aişe ise, O'nun için: "İnsanların en güzel ahlaklısı idi. Hiçbir çirkin söz söylemez ve hiçbir çirkin harekete tenezzül etmezdi. Çarşı pazarlarda bağırıp çağırmaz, kötülüğü kötülükle karşılamazdı. Fakat, affeder ve bağışlardı. İnsanların en nazeyi, en iyi huylusu ve en Güler yüzlüsü idi. Allah yolunda Cihat dışında ne bir hizmetçiye, ne bir cariyeye, ne de bir kimse el kaldırmıştı." O, böyle bir peygamberdi işte. Rahmet peygamberi.
O kutsu Nebi aleyhisselam " En faziletli amel nedir?' diye sorulduğunda, soran kişinin ihtiyacına ve istidadına göre farklı farklı cevap vermişti. Genç bir sahabiye "Allah yolunda cihad" cevabını verirken, anne-babası ile sorunu olan bir başkasına "Anne-babaya iyilik etmendir" demişti. Yaşlı bir hanıma verdiği cevapta ise, en kısa namaz tesbihatı zikredilmekteydi.
Sayfa 74·Kitabı okudu
"Subhane-hu" değil de "Sübhane-ke" deyişimiz, Rabbimize karşı doğrudan bir muhabbetin ifadesiydi sözgelimi."sübhanehu' yani "O'nu tesbih ve tenzih ederiz" demiyorduk namazda; "Sübhaneke" yani "seni tesbih ve tenzih ederiz" diyorduk. Çünkü namaz dışında bi bir biz vardık, bir kainat, Bir de bizim ve kainatı yaratan zat-ı zülcelal. Namazda ise artık kainat önümüzde değil; ondan o vakte kadar toplayabildiğimiz tesbihat ve tahmidat ile arkamızdaydı. Doğrudan doğruya rabbinizle yüz yüzeydik, dosdoğru O'nun huzurundaydık namaz esnasında o yüzden hala 'O' diyemezdik 'Sen' dememiz gerekiyordu artık.
Sayfa 55·Kitabı okudu