Bir varmış bir yokmuş…
İstanbul’un bir bodrumunda, kimsenin yüzüne bakmadığı yamuk yumuk bir çivi yaşarmış. Eğriymiş, küçücükmüş , hatta işe yaramaz bulunmuş. Ne bir tabloyu duvara asabilmiş, ne de
Okurken, deli bir nehir gibi aktı, coştu, dalgalandı, beni de aldı içine oradan oraya savurdu bu kitap ama size nasıl anlatacağım inanın bilmiyorum.En iyisi siz alın elinize cımbızları takılın
Biliyorum, ben de biliyorum şu insan yaratığının her bir şeyi berbat ettiklerini. Tanrı hiç bir yaratığı onlara benzetmesin. Onlar gibi, tanrı hiç bir yaratığı ölüm karşısında delirtmesin. Biliyorum, onların işi doğumlarından ölümlerine kadar kendilerinden, ölümden, gerçeklerden kaçmak. Ve bu kaçıştan, korkudan dolayı önlerine ne çıkarsa yoketmek...