• A'dan Z'ye kadar bozuk bu düzen.
  • 454 syf.
    ·Beğendi·8/10
    En ufak bir ölüm karşısında niye hemen sarsılıyoruz?

    Sebebini Oğuz Atay'dan öğrenelim:

    “Şu ölümle bir arada yaşama geleneğimizi unuttuğumuz zaman dehşet verici neticelerle karşılaşıyoruz.
    Eskiden evlerimizin bahçesine kadar mezarlıkların sokulduğunu bilmiyor musunuz?..

    Bu sokakta da bir iki küçük mezarlık olaydı her gün işimize giderken ölülerle selamlaşsaydık, bir ihtiyar kadının ölümü şimdi bizi böyle sarsmazdı”

    Oğuz Atay’a Armağan: Türk Edebiyatının Oyun/Bozan’ı, (Haz: Handan İnci), İletişim Yay., İstanbul 2008, 2. baskı, s. 38.
  • 191 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur. Mircea Eliade, 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir.
    Yazarı tanımadan sadece kitabın ismine bakarak okuduğumda tarafsız bir şekilde kutsal (sacred) ve dindışı (profan-laik) düşünceleri tarafsız olarak ortaya koyacağını zannediyordum ama bariz bir şekilde kutsalı tutan bir yazar.
    Kutsallık derken tam anlamıyla herhangi bir dinin de propogandasını yapmıyor, sadece "kutsal"a inanç dan bahsediyor ve dünyanın hemen her yerindeki inanç benzerliklerinden de bahsediyor.
    Bu konuda yazılmış benzer bir başka eser "Bilgi ve Kutsal" S.Hussain Nasr tarafından yazılmış bu eser ise tamamen bütün dinlerin bir gelenek tarafından devam ettiğinden birbirlerine geçişlerinin olağanlığını ve modern dünyanın "desacralizasyon" (kutsaldan arındırma) dayatmasının hiç de makul olmadığı savunmasını yapar.
    Birlikte okunması gereken tamamlayıcı okuma tavsiyesi:
    1-Seyyid Hussain Nasr:Bilgi ve Kutsal
    2-Cihangir Gener: Ezoterik Batıni Doktrinler Tarihi
    Alıntılar:
    Dindar insana göre, aynı efsanevi olayların yeniden güncelleştirilmesi onun en büyük umudunu meydana getirmektedir: her yeniden güncelleştirmede varoluşunu değiştirmekte, onu tanrısal modele benzer hale getirme şansını yeniden yakalamaktadır.
    Çağdaş din-dışı insan yeni bir varoluşsal konumu üstlenmektedir; kendini Tarihin öznesi ve ajanı olarak kabul etmekte ve aşkınlığa her türlü başvuruyu reddetmektedir. Başka bir anlatımla, çeşitli tarihsel konumlar içinde kendini açığa çıkarttığı haliyle insanlık durumunun dışında hiçbir insanlık modelini kabul etmemektedir. İnsan kendini kendi yapmaktadır ve kendini tam anlamıyla, ancak dünyayı ve kendini kutsallıktan arındırdığı ölçüde yapabilmektedir. Kutsal onun özgürlüğünün karşısındaki asıl engeldir. Ancak kökten bir şekilde demistifie olduğu zaman kendi olabilecektir. Ancak sonuncu tanrıyı öldürdüğünde gerçekten özgür olabilecektir.
    Kitabın arka kapağı:
    ÇAĞDAŞ BATIM, KUTSALIN AÇIĞA ÇIKMASININ BAZI BİÇİMLERİ KARŞISINDA BELLİ BİR RAHATSIZLIK DUYMAKTADIR: ONUN, BAZI İNSANLAR İÇİN KUTSALIN TAŞLARDA VEYA AĞAÇLARDA AÇIĞA ÇIKTIĞINI KABUL ETMESİ ZORDUR. OYSA SÖZ KONUSU OLAN BİZATİHİ TAŞ VE AĞACA TAPINMA DEĞİLDİR. KUTSAL TAŞ, KUTSAL AĞAÇ, TAŞ VIE AĞAÇ OLARAK TAPINMA NESNESİ DEĞİLDİRLER; ONLARA TAPINILMAKTADIR, ÇÜNKÜ ONLAR BİRER KUTSAL TEZAHÜRÜDÜRLER, ÇÜNKÜ ONLAR ARTIK NE TAŞ, NE DE AĞAÇ OLAN, AMA KUTSAL OLAN, "GANZ ANDERE" OLAN BİRŞEYİ "AÇIĞA ÇIKARTMAKTADIRLAR.
  • Doktor Bahaeddin Şakir Bey Artvin'den Erzurum'a hareket etmeden evvel Erzurum Valisi'nden aldığı bir telgrafnamede umumi vaziyet şu suretle izah olunuyordu:
    "Almanlardan ne orada ne de burada zarardan başka bir şey görmedik. Şimdi her biri birer bahane ile İstanbul'a gidiyor. Erzurum'un vaziyetini şüpheli gören Konsolos Lange Bey dahi 1-2 güne kadar arkadaşlarıyla beraber İstanbul'a hareket ediyor.
    İstanbul'dan alınan haberlere nazaran Romanya'nın harbe girip girmemesi ve kimin tarafında harbe gireceği meselesi henüz meşkuktur. Bulgaristan'da harp lehinde galeyan varsa da bunu da neticesi anlaşılamamaktadır. Herhalde Almanya'nın vaziyetine tabidir. Almanlar ise bütün cephelerde pek ağır gitmeye başladılar. Neticeyi artık Allah bilir. Hele bizim tahammülümüz bilmem ne kadar devam edecek?
    Almanlar iyice sıkıştılar. İstanbul sükût ediyor, sorduklarımıza cevap vermiyor, hiçbir şey yazmıyor. Erzurum Cephesi Kumandanlığına Mahmut Kamil Paşa tayin edilmiş, geliyor. Vehip Paşa 9. Kolordu'ya tayin edilmişti. Şimdi ne olur bilemiyorum."
  • Bugün;
    19 Eylül 2020 - *1 Safer1442*

    1- _"Esirler kervanı Şam'a ulaştı."_
    2- _Ayrıca H.37 yılında Siffin savaşı başlamıştır._

    *Allah Yezid'e ve takipçilerine lanet etsin*

    Safer ayı halk arasında uğursuz bir ay olarak bilinir. Ancak bu konuyla alakalı *sahih senetli bir kaynak yoktur.* Safer ayı ile alakalı birçok yazılan şeyler aslında hurafedir

    Safer ayı Ehlibeyt mektebinde Matem aylarından biridir. Bu ayda İmam Hüseyin aleyhisselam'ın şerefli ailesi esir olarak Şam'a, Şam'dan, Kerbelaya sonrasında Medine'ye dönmüştür.(Farklı rivayetler söz konusudur.)

    Ayrıca bu ayda *Allah Resulu Muhammed* sallallahu aleyhi ve alih ve cennet gençlerinin Efendisi *İmam Hasan* Aleyhisselam şehit edilmiştir. Yine İmam Hüseyin aleyhisselam'ın kızı *Rugeyye* selamullahi aleyha Şam harabelerinde babasının mübarek kesik başı üstünde şehit düşmüştür. Bu ay hüzün ve yas dolu bir aydır. _[Uğursuz aydan mana insanlara kötülük getiren bir ay olarak bilinmesine delil yoktur.]_

    Allah Yezide, Yezidi o makama getiren Muaviye'ye, Muaviye'yi o makama getirenlere ve Peygamber ve Ehlibeytini(aleyhimusselam) şehit edenlere her daim artan bir lanetle lanet etsin.
  • Herkese Merhaba :)
    Birkaç gün önce Jack London'ın yarı otobiyografik bir kitabı olan Martin Eden'ı okudum. Kitabın ana karakterine, düşüncelerine ve Jack London ile arasındaki paralelliklere hayran kaldım. Bitirdikten sonra kitabı tartışabileceğim, üzerine kafa yorabileceğim, kitapta geçen tartışma ortamı gibi, bir ortam aradım. Fakat 1000K'da böyle bir şeye rastlamadım. Ben de böyle bir etkinlik düzenlemek istedim.
    Jack London macera dolu yaşamı ve dikkat çekici görüşleriyle bence mutlaka okunması gereken bir yazar. Bu etkinlik ile okumayı ertelediğimiz kitaplarını okuyalım, yazarı tanıyalım.
    Fakat kitapları okurken masal okur gibi değil de, bu kitapların Jack London'ın hayatından ve görüşlerinden izler taşıdığını hatırlayarak, üzerine düşünerek, alıntılar yaparak okuyalım. Etkinliğin sona erdiği gün ise kitaplarda en çok etkilendiğimiz bölümleri ve görüşleri tartışalım.

    Etkinliğin bitiş tarihi 22 Kasım. Değerli yazarı, ölüm yıl dönümünde anmak için bence mükemmel bir yol. :)

    Kitaplar:
    1- Vahşetin Çağrısı
    Jack London'a şöhreti getiren kitap.
    2- Martin Eden
    Jack London'ın yarı otobiyografik kitabı, yazar olma yolunda yaşadıkları. (Bu kitabı mutlaka İş Bankası Kültür Yayınları'ndan okumalısınız. Kitaptaki parallelliklere dikkat çeken, ve London'ın hayatıyla karşılaştıran notları ile daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum.)
    3- Demir Ökçe
    Jack London'ın sosyalizm ile ilgili görüşlerini en açık biçimde sergilediği kitap.
    4- Deniz Kurdu
    5- Yıldız Gezgini
    London'ın ,San Quentin Hapishanesinde beş yılını geçiren arkadaşı EdMorrell'dan esinlenerek yazdığı kitap.
    6- Demiryolu Serserileri
    London'ın bir berdüşt olarak sokaklarda yaşadığı otobiyografik öykülerden oluşan kitap.
    7- Beyaz Diş

    Her gün yalnızca 30 sayfa okumanız, kitapları tamamlamak için yeterli olacaktır. Böylece arada okumak istediğiniz diğer kitapları okuyabilir, belki de romanlarda adı geçen ve London'ın görüşlerinden etkilendiği düşünürleri araştırabilirsiniz. :)

    Kitapları okudukça paylaştığınız alıntıları ve incelemeleri #85332630 bu gönderide etiketleyebilirsiniz. Böylece birbirimizi takip edebiliriz.

    Katılmak isteyenler yorumlarda belirtirse isimlerini aşağıya ekleyebilirim. Böylece kaç kişi olduğumuzu görmüş oluruz.

    İletiyi paylaşarak daha fazla okurun katılmasına vesile olabilirsiniz. 😊

    Katılımcılar:
    S. Ali
    Erdi Çetin
    Burak Emre KARAHAN
    Umut
    Leyla ليلا
    Su Poℓatღ꧂
    Beyza