Lastromance

Lastromance
Ben kaybetmekten korktuğum herşeyi özgür bıraktım !
Kamu
Lisans
Ankara
Kuzey, 6 Mart 1979
308 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Bu makalede Kant’ın adalet nosyonunu farklı yönleriyle ele alarak detaylı bir analizini sunuyorum. Öncelikle Kant’ın ahlak yasası kavramının ve onun ahlaki akıl yürütmenin sentetik a priori temeli olan kategorik buyruk formunun, ahlak özneleri üzerinde nasıl bir birlerinin özgürlüklerine tecavüze etmelerini engelleyen kısıtlayıcı bir koşul olarak işlev gördüğünü inceliyorum. Bu bağlamda Kant’ın kategorik buyruğunun farklı formülasyonlarını ele alarak evrensel yasa formülünü diğerlerinden öne çıkarıyorum. İkinci olarak Kant’a göre adalet ve erdemin bir paranın iki farklı yüzü olduğunu, ve adaletin prensiplerinin tüm ahlaki ilişkilerin (yalnızca dışsal hakların değil) zeminini oluşturduğunu savunuyorum. Son olarak, ahlaki akıl yürütmenin amaçlılığının bir adalet sisteminin gerçekleştirilmesini gerekli kıldığını, ve bu sebeple Kant’ın sivil toplum ve küresel adaleti gerçekleştirmeye yönelik gayret etmeyi hepimiz üzerine düşen ahlaki bir ödev olarak ele aldığını ifade ediyorum.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Analitik felsefe geçtiğimiz yüzyılın başlarında kendisini geleneksel felsefeden bir dizi derin farkla ayırt ederek kimliğini oluşturmaya çalışmıştı. Dakiklik, tutarlılık, öncüller ile sonucun berraklığı, aradaki çıkarımın açıklığı, mantıksal ve kavramsal analiz kuruluş döneminde erdem olarak görülüyor. Analiz kavramının kendisi, analiz edilen kavramdaki analiz-öncesi dönemde saklı kalmış hataları, çelişkileri ve diğer türlü sorunları ortaya çıkarmayı kapsar. Analitik felsefenin kurucularının ve erken dönem takipçilerinin yıkmaya çalıştıkları felsefelerden kendilerini kesin şekilde uzak tutmaya yarayacaktı bu sıraladığımız erdemler. Son yarım asırda ise ana akım analitik metafizik, epistemoloji, dil ve zihin felsefelerinde sezgilerin merkezi bir role bürünmesiyle analitik felsefenin çağdaş savları yukarıda sıraladığım tüm erdemlerden uzaklaşarak, kendisinin bir asır önce kusur olarak gördüğü bir felsefe pratiğine doğru yol almaktadır. Bunun nedeni günümüz ana akım analitik felsefesinde kullanıldığı şekliyle rasyonel, apriori sezgilerin aynı birinci-şahıs perspektifinden çıkan düzeltilmez önermeler statüsünde ele alınıyor olmasıdır. Uzmanlar arasında sezgilerin sıklıkla çatışıyor olması ve sezgi çatışmasının ortaya çıktığı yerde artık argümanların susması analitik felsefenin bugününü, kuruluş ideallerinin karşına koymaktadır.
Mevcut çalışma ahlak merkezli bir düşünce dizgesi ortaya koymuş olan Mevlânâ’da ahlak gibi değerler alanına ilişkin bir disiplinin ontolojik ve epistemolojik çerçevesinin nasıl temin edileceği meselesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Epistemolojik ve ontolojik bir tartışmayı ahlak dolayımıyla gündemine almış olan Mevlâna, ahlak alanını evren içerisindeki insanı konuşabilmenin yegâne alanı olarak tayin etmektedir. Tasavvuf düşüncesinin teorik imkânları içerisinde kendine özgü bir varlık metafiziği ortaya koyan ve bu metafizik kurguya elverişli epistemolojik enstrümanlardan söz eden Mevlâna, süjenin obje ile ilişkisini de bir değer ontolojisi çerçevesi içerisinde ele almaktadır. Tasavvuf düşüncesinin keşf ve sezgi yöntemini esas aldığı görülen Mevlâna’nın açıklamalarının nasıl rasyonelleştirilebileceği meselesi felsefi düşünce açısından kritik bir konu olmaya devam etmektedir.
Felsefe kelimesinin anlamı hikmet sevgisidir. Felsefenin bazı tanımları ise şöyle sıralanabilir: Platon’a göre felsefe, doğruya varmak, var olanı bilmek için düşüncenin yöntemli çalışmasıdır. Aristoteles’e göre felsefe, varlık olmak bakımından varlık ilmidir. Descartes’e göre “bütün felsefe bir ağaç gibidir. Kökleri metafizik, gövdesi fizik ve bu gövdeden çıkan dallar da öteki bütün ilimlerdir.” Diğer bir görüşe göre felsefe, varlık, bilgi ve değer alanlarında, rasyonel, objektif, şümullü ve tutarlı düşünmektir.
Gözlerindeki ne çeşit bir bakış? Aptallık açığa çıktığında zeki görünür. Akıllı mı yoksa aptal mı olduğundan kesinlikle emin misin, yoksa aptal-tipi zeki bir adam mı olmaya çalışıyorsun? Zeki hale gelemezsin, aptal hale gelemezsin, olduğun yere saplanıp kalmışsın. Şimdi bulunduğun yer bu değil mi?