Soyluluk ötekini işitebilmekten yapılma bir mücevherdir. Soylular, kalplerini bir mücevher gibi taşıyan ve kalpleriyle düşünen insanlardır. Bu ülkenin en soylu insanları, diğerlerinin acısını içinde en çok hissedenlerdir.
"İslam'ı küçük bir eşyamız kadar bile tutmuyoruz.
İslam'a arabamıza baktığımız kadar bile baktığımız yok. Onu sadece yemeğimizin üzerindeki biber gibi, tarçın gibi; tuz gibi, ağzımızın tadı daha iyi olsun diye tutuyoruz. Kendimize göre bir yaşayış yolu tutturmuşuz.
Müslüman olmasak içimiz rahat etmeyecek, vicdanımız bizi içerden dürtecek, rahatsız edecek. Onun için birazcık da müslümanız. Ama aslında yirminci yüzyılın dünyaya tapan, maddeye tapan insanlarıyız. Ama vicdanımız
ikide bir bizi dürtmesin, uykumuzu kaçırmasın diye hafif hafif ucundan kenarından müslümanlık yapıyoruz.”
"Serbestlik" tam anlamayla özgürlük getirmiyor insana. Oysa boş' luk"gerçekliktir". Yani boş olduğunda gerçekliği ve manayı yakalayabilir insan. Boş" luk "dolu"luktur aslında. Özlenen ve ihtiyaç duyulan bir doluluktur bu. Zira yaşam, insanın en temel eğilim ve özelliklerinden biri olan"doldurma" hissiyle paralel olarak zaten hep dolu. Evimiz eşyalarla dolu,-dolaplarımız dolu, kalplerimiz çok çeşitli duygularla dolu, beynimiz dolu, yaşadığımız kentler insanlarla taşıtlarla dolu, midelerimiz dolu, zamanımız ise her zaman dolu ve bizler hala kendi sıkıcı ve etrafı adeta bu doluluklarla çevrili dünyamızda hayatımızı bir seylerle dolduruyoruz ve buna devam ediyoruz. İşte bu durumu farkındalıklı yaşayabiliyorsak o boş'luğu özlüyoruz. Çünkü hayatımızın her anını anlamlı anlamsız doluluğundan şikayet ediyoruz ve yoruluyoruz, iş ve sosyal performansımız düşüyor, hareketsiz ve sağlıksız kalyoruz. Boş kelimesi bu anlamda dinlenmek, ibadet etmek, sosyalleşmek, sağlıklı kalabilmek ve daha bir çok içerdiği fonksiyon nedeniyle insan hayatı için önemli fırsatlar yaratan bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.
Özgür ve açık iletişim emri saf ilişkinin olmazsa olmazıdır;
ilişki kendi forumudur. Bu noktada tüm çemberi dolaşmış oluyoruz. Özerklik, yani zorlayıcılıktan kopuş, diğeriyle açık diyaloğun şartıdır. Bu diyalog da bireyin ihtiyaçlarının ifade ortamı ve bireyin ilişkisinin düşünümsel olarak düzenlendiği vasıtadır.