Dostoyevski dünyasına yeni giriş yapmış bulunmaktayım. Onu özümsemek, anlamak, duygularını kalemiyle bütünleştirdiği eserlerini kanıma karıştırmak istiyorum! Bu yüzden Gogol'un Palto'sundan çıktım yola.
İnsancıklar, Öteki adlı eserlerinden sonra şimdi Ev Sahibesi'ni okudum.
Dostoyevski öyle bir lezzet ki toplu taşımada okuduğum İnsancıklar eserinde etrafımdaki insanları unutmuştum, kelimelerin gücü kalbimi küt küt attırmıştı. Aynı hissi bu kitabında da yaşadım. Betimlemelerin dans ettiği bu kısa hikayenin içinde yaşamak (sanırım böyle tabir edebilirim) hiç zor olmadı.
Ordınov'la birlikte yürüdüm boş sokaklarda, Ordınov'la birlikte içtim kardeşliğin, aşkın öz suyunu.
Belki siz bağlantı kuramazsınız fakat uzun zaman önce okuduğum hatta net hatırlamadığım Kürk Mantolu Madonna eseri aklıma geldi bu kitabı okurken. Okuduğum kitapları genelde unuturum ama bende yarattığı hissiyat silinmez yüreğimden. İşte Ev Sahibesi de bana aynı duyguları yaşattı.
Dostoyevski'nin bu zamana kadar okuduğum eserlerinde bir sorun kafamı kurcalamakta. Bu hikayede diğer okuduğum eserleri gibi anlayamadığım bir şekilde bitti.
Keyifli okumalar dilerim.