"Âb-ı rûy-i..." bu ifadeyi görünce aklıma hemen 'Âb-ı rûy-i saltanat Sultan Ahmed Han…' mısrası geldi. İhtiyari olarak ezberlemediğim bu mısranın hafızama kazınmasına ise şaşmamalı. Çünkü Damad İbrahim Paşa sebilinin etrafında kaç defa tavaf ettiğimi Allah bilir.
Bahadır
@rengigul
·
"Bazı çenelerin ortasındaki çukurcuğa da “çâh-ı zenehdan” yani çene kuyusu derler. Ve gönüllerin oraya düştüğünü söylerlerdi. Şirazlı Hâfız:
Âb-ı rûy-i hûbi ez çâh-i zenâhdan-ı şüma
mısraı ile sevgilinin çenesindeki çukurun güzellik yüzü suyuna menba olduğunu iddia eder."
....pencere-onunde-tarihi-bir-gezinti-1930larda-fatih-semti
*ÂB-I HAYAT - 4855*
Büyükler buyurdular ki;
Cenab-ı Haktan en çok korkanlar, O'nu en yakın tanıyanlardır. Tanımak arttıkça korku artar, tanımak azaldıkça zevki sefa artar. Aradaki fark buradadır. Onun için cenab-ı Hak hepimize tanımamızı nasip etsin. Âmin. Tanımak için uğraşmak lazımdır. Nasıl uğraşılır? Eserlerini okuyarak. Kabirlerini, talebelerini ziyaret ederek, onların izini takip ederek, bazı dünya nimetlerine ki bunlara aslında nimet denmez, gönül kaptırmayarak, velhasıl onları her vesileyle çok hatırlayarak. Gerçek hayatın, aslında o büyüklerin yanında olmak, sohbetlerinde bulunmak olduğunu görmektir. Çünkü âhirette herkes sevdiği ile beraber haşr olunacaktır.
*Huzur Pınarı*
huzurpinari.com
Ömür, bazen dağlara tırmanarak, bazen denizleri geçerek, bazen de ovaları aşarak bu toprak âleminde geçti, gitti...
Böylece kıymetli ömrünü geçim derdi uğruna, şu madde âleminde harcayıp dururken, mânâ âleminin âb-ı hayatını nerede bulacaksın? Mâsivâ deryâsının dalgalarını yarıp da ilâhî âleme nasıl geçeceksin?
Mevlana Celaleddin-i Rumi
*ÂB-I HAYAT - 4854*
Büyükler buyurdular ki;
Hocamızın kayınpederi Ziya bey, Allah rahmet eylesin, vefat ettikten sonra, vasiyeti okundu. Zarftan Osmanlı Bankası kasasına ait bir anahtar ortaya çıktı. Ziya beyin hanımı da kısa bir zaman sonra vefat ettiği için bu anahtar mahkeme kararıyla Hanımanneye intikal ediyor. Hanımanne de Noterde vekâlet vererek bizi vekil tayin etti. Bu anahtarla kasa açılacak, Hanımanneye kalan ne kadar para varsa kendisine getirilecekti. Anahtarı ve çantanın da biraz büyüğünü alarak bankaya gittik, kasayı banka görevlisiyle beraber açınca, kasanın içinden Osmanlıca ince bir kitap çıktı. O zamanlar Osmanlıca yasaktı. Ziya bey o kasanın kirasını vererek o kitabı senelerce banka kasasında saklamış. Kitabın ismi, Râbıta-ı Şerife, müellifi Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi. Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi hazretleri Osmanlıca olarak Râbıta-ı Şerife risalesi yazmış. Kitabı aldım, tramvayda gelirken kitabı açıp bir cümleyi okur okumaz bu kitap beni aşar dedim. Orada; "Bağlı bulunduğunuz, sevdiğiniz zâtın kalbinden düşmek, sevgisini kaybetmek öyle büyük bir mûsibettir ki, bu felaket, yedi kat gökten düşmekten daha fenadır" yazılıydı.
*Huzur Pınarı*
huzurpinari.com