Sezen B., bir alıntı ekledi.
 4 saat önce · Kitabı okuyor

Peki. Suriye iç savaşı çıkınca Halep'teki değerli tohumlara ne oldu?
Norveç'teki "Felaket Ambarı"nın ilk tohumları oldu!
ABD Başkanı George W. Bush, Irak işgali için ne demişti: "Bizim Irak'ta bulunma sebebimiz, buraya demokrasi tohumlarını
ekmektir!"
Bu "demokrasi tohumlarının" ne olduğunu anlayacağız.

Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 21 - Kırmızı Kedi Yayınevi)Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın (Sayfa 21 - Kırmızı Kedi Yayınevi)
Veysel Yılmaz, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

GENÇ KAN TAKVİYESİ
Vampir miti gerçeğe dönüşüyor. En azından vampirleri konu alan tüm o kurgu roman ve filmlerde karşılaştığımız örneklerde resmedildiği gibi genç kan takviyesi yaparak gerçekten genç kalınabileceğini öğrenmiş olduk.
Tıpkı telomerlerin yıllar içinde kısalıyor oluşu gibi, kanımız da zamanla yaşlanıp bazı proteinlerini kaybediyor. Geçtiğimiz yıllarda genç farelerden yaşlılara kan takviyesi yaparak sonuçlarını görmek isteyen araştırmacıların keşfettiği üzere; damarlarında genç kanı akmaya başlayan denekler gençleşme belirtileri göstermeye başladı. Kan plazması takviyesi yaşlı farelerin kaslarım ve bilişsel fonksiyonlarım yıllar önceki sağlıklı seviyeye döndürdüğü için kalp kasları da sağlığını geri kazandı. Hatta beyazlamaya başlayan tüyler bile eski rengine kavuştu.
Kan plazması takviyesinden elde edilen başarılı sonuçlar Alzheimer hastaları için de umut verici. 30 yaş ve altı gençlerin kan plazması bağışında bulunmaları sayesinde araştırmacılar şimdi Alzheimer hastalarını da genç kan takviyesiyle iyileştirmeyi deniyor. Nörodejeneratif hastalıkların kan terapisiyle tedavi edilmesi üzerine çalışan Alkahest adlı şirketin laboratuvarlarında çalışan Sakura Minami’nin deneylerindeyse genç insanlardan alman plazma yaşlı farelere aktarıldı ve önceki araştırmalarda elde edilenlere benzer sonuçlar ortaya çıktı. Ayrıca farenin beyninde yeni nöron oluşumu konusunda artış olduğu da gözlendi.
Bu sonuçlar, genç kan takviyesinin ALS ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için kullanılabileceğini işaret ediyor. Yöntemi insanlar üzerinde de test etmeye başlayan Alkahest’ten gelen haberlere göre; genç kan takviyesi yapılan Alzheimer hastalarının bilişsel testleri henüz belirgin bir iyileşme göstermemiş olsa da örneğin yemek hazırlamak gibi, zorlandıktan bazı basit işlerde önceki durumlarına oranla gelişme kaydettiler.
Aslında işin sim kandaki protein seviyelerini düzenlemekte. 2014 yılında Harvard Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği ilk deneyler, bu yenilenme etkisini yaratan proteinin GDF11 olduğunu gösterdi. Keşfe imza atan Amy Wagers’ın araştırması, yaşlanma sürecinde GDF 11 proteininin seviyesinde dikkat çekici seviyede düşüş olduğunu gösteriyordu. Ancak Novartis laboratuvarlarında yapılan araştırmalar, Wagers’in vardığı sonucun yanlış olduğunu gösteren şaşırtıcı bir bulguyla sonuçlandı: GDF 11 seviyesi yaşlandıkça azalmıyor, aksine artıyor. Üstelik seviyesindeki artışın kaslar üzerinde zarar verici etkilere sebep olduğu da görüldü. Kendi bulgularıyla çelişen bu araştırma üzerine deneylerini tekrarlayan Wagers önceki araştırmasında elde ettiği sonuçlan doğrulayıp, GDF11’in beraberinde, seviyesi yaşlandıkça düşen GDF8 proteinin de benzer etkiler yarattığım gördü.
Tamamen zıt sonuçların alındığı bu araştırmalardan sonra ABD Minnesota Üniversitesi, Çin Sun Yat-Sen Üniversitesi ve Meksika CINVESTAV Araştırma Enstitüsü işbirliğinde gerçekleştirilen deneylerde Duc-henne kas distrofisine (DMD) sahip farelere GDF11 takviyesi yapıldı ama hastalık yüzünden kasları zayıflayan fareler üzerinde hiçbir olumlu etki yaratamadığı görüldü. Anlaşılan o ki GDF11 ve GDF8’in yaşlanma üzerinde oynadığı rollerin iyice araştırılması gerekiyor. Sonuçta Wagers’in deneyleri fareleri gençleştirmeyi başardığı için gözden kaçan bir şeyler olmalı.

Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 82)Popular Science Türkiye - Sayı 73, Kolektif (Sayfa 82)

Bugünün savaş tarihi..
"yeni savaş türleri;
En eski ve ilkel yöntemleri ortadan
Kaldırmadığı gibi, topyekûn savaşın yerini
Daha dehşet verici bir barış(!) almaktadır.
Bu barışın adı pax Amerika'dır.
ABD'ye ve Batı'ya barış, geri kalanına
Yıkım ve ölüm anlamına gelen bir barıştır."

bir "insan", bir alıntı ekledi.
Dün 15:11 · İnceledi

"Vatandaşlarım! birbirimizi yakından tanırsınız mutlaka seversiniz."

ABD Senatörü Licuis Lamar (Senatör Charles Summer’ı konuşturması)

Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, John F. Kennedy (Sayfa 113)Cesaret ve Fazilet Mücadelesi, John F. Kennedy (Sayfa 113)
Yiğit Baldan, Bir Serencam-ı Harp'ı inceledi.
Dün 14:44 · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

Esir düşen bir Türk paşanın, geniş Rus topraklarında Tatarların can suyu denilebilecek 600 ruble yardımı ile Mançurya-Çin-Japonya-Abd-Yunanistan üzerinden memleketine dönüş mücadelesi.Telgraf tellerinden terbiye aleti yapan Kosaklara tahammül edemeyen bir Müslüman.

Post Mortem, bir alıntı ekledi.
Dün 09:47

Belli ki Pohnpei'e ilk tesadüf eden Avrupalılar biz değildik. İspanyollar adayı on dokuzuncu asrın sonlarında işgal edip ardından Almanlara satmışlardı. Almanlar yerlileri zapturapt altına almış, yerliler 1910 yılında Sokesh İsyanı'yla ayaklanmış, ama ayaklanma bastırılmıştı. Sonunda Almanlar da Versailles Paktı'yla adayı savaş tazminatlarının bir parçası olarak Japonlara vermişti. ABD, İkinci Dünya Savaşı sonunda Japonları adadan çıkarmış ve Mikronezyalılar 1989'dan sonra Amerika'yla bir serbest tabiiyet ilişkisine girmişti. ABD bölgeyi nüfuz alanında tutmak için her yıl Mikronezya'ya hatırı sayılır bir çek yazıyordu. Son yıllarda Çinliler ülkede bir lise için büyük bir kapalı spor sahası yaparak, ayrıca hükümet konağını finanse ederek Amerikan gücüne kafa tutmuştu. Bu "dostluk gösterisi" ABD'nin de dikkatini çekmişti, ama yerliler taraf değiştirmeye henüz ikna olmamıştı.

Ayağa Oyna Pohnpei, Paul Watson (Sayfa 21)Ayağa Oyna Pohnpei, Paul Watson (Sayfa 21)
Post Mortem, bir alıntı ekledi.
Dün 09:39

O gece Pohnpei hakkında araştırmaya devam ettik. Yazıları okurken adanın kötü futbol geçmişinin nedeni ortaya çıkmaya başladı. Mikronezya Federal Devletleri'nin adalarından biri olan Pohnpei 34.000 nüfusa sahip bir Pasifik adasıydı. Avustralya'nın üç bin iki yüz kilometre kuzeyinde bulunan bu küçük ada dünyanın en ıslak adasıydı ve nüfusun yüzde 94'ü tıbben obezdi. Bu durum büyük ölçüde tuhaf bir biçimde yerel gıda yokluğuna ve ABD kaynaklı konserve ve hazır yiyeceklerin beslenmedeki ezici ağırlığına dayanıyordu.

Ayağa Oyna Pohnpei, Paul Watson (Sayfa 21)Ayağa Oyna Pohnpei, Paul Watson (Sayfa 21)

Yeni dış politikamız: Dünya 5’ten büyüktür ama ABD hepsinden daha büyüktür!