• 466 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Grizu
    muzaffer oruçoğlu'nu tohum,kitabı ile tanıdım sevdim,sonrasında özgür ve çıplak,gül,demir ve çığlık,mengene,kangurular, newroz kitaplarını da okuyarak,iyi bir oruçoğlu okuru oldum diyebilirim. yazarlığının yanı sıra,resim sanatın da da usta olduğunu gösterdi.6 ülke de 60 a yakın kişisel sergisi, 13’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal olmak üzere 30 kitabı yayımlandı.
    2011 yılı Abdullah Baştürk işçi edebiyat ödülü ,Grizu 4 ciltlik romanına verildi.
    İşte işçi ödülü almış bu kitabı sizlere anlatmaya çalışacağım.
    Kardelen yayıncılık tarafından 2005 de basılmış olup,ana karakterler ise :kör cemal,oğlu Hurşit,anası esma,eşi Zehra,kızı kumru,madenkeşler :emin emmi,dingil ali,Devrekli bayram,Selman vb İngiliz şirket sahipleri,onların uşakları cabbar,kosor,serdar,Tahsin vb deli Davut,tilki elif,cebeli ağa gibi yan karakterler ile de dolu dolu akıcı dil,eski hikayelerle süslü,işçilerin dilinden ,gözünden yazmış oruçoğlu…
    Dönem Abdülhamit devri,kara elmas yeni yeni gün yüzüne çıkıyor,ufukta Rusya harbi var,gemilere bol miktarda kömür lazım,ezilenlerin kat be kat sömürüleceği anlamına gelen bu harp ve icatı yazmak sınıfının yazarı oruçoğluna düşerdi.
    Adet olduğu üzre ,konumuz madenler ve dolayısıyla işçiler olduğuna göre,kıyaslama yapmak istiyorum ki ,başkanlık diye yırtınanlar,Abdülhamit dönemine geri dönmek isteyenler bugün ne durumdalar..kitabı okuyanlar da görecek köylere katırlarla göçükten,patlamalardan ötürü cesetler taşımışlar,eşlerine musallat olmuşlar,onların gönlünü eğlendirmeyenleri kötü kadınlıkla yaftalayıp,dünyalarını zehir etmişler..o dönem ve ya bu dönem şartlar aynı ,gavur,ecnebi diye kınanan bir Avrupa ülkesi ile Türkiye li maden işçilerinin durumu karşılıklı okuma yaparak anlamaya çalışalım.kaynak ise uluslar arası çalışma örgütü (ilo)
    ALMAN MADENCİ
    TÜRKİYELİ MADENCİ
    MAAŞ Ülkedeki madencilerin aylık maaşları 2 bin Euro ila 4 bin Euro (6 bin 12 bin TL) arasında değişiyor. Sendikalı olan mandecilerin aylık maaşları 1300 TL’den başlıyor. En yüksek maaş ise 2250 TL.
    KASK Fiber-glass malzemeden yapılan kaskların içinde yer alan koruma kafesi güvenliği en üst seviyeye çıkarıyor. Ayrıca hafif olan bu kaskların içinde yanmaz bir kaplama kullanılıyor. Birçok maden ocağında kullanılan kasklar plastik malzemeden yapılıyor. İçinde hiçbir koruma bulunmayan bu kaskların güvenlik seviyesi oldukça düşük.
    MASKE Felaket anlarında madencilerin can simidi olan maskelerde yer alan özel filtreler, karbonmonoksiti süzüyor. Böylece madencilerin nefes alabilmesi sağlanıyor. Türkiye’deki madencilerde genellikle karbonmonoksit filtreli maske bulunmuyor.
    FENER Kasklara monte edilen fenerde az enerji harcayan 5 wattlık LED teknolojisi kullanılıyor. Bu ışıklar gücünü madencilerin kemerlerindeki bataryalardan alıyor. Kasklarda yer alan ampullerde akkor teknolojisi kullanıldığı için enerji tüketimi daha fazla ve ömrü daha kısa.
    TULUM Yangınlara karşı dayanıklı olarak tasarlanan tulumlar, özel bir yağlı kumaştan yapılıyor. Anti statik özelliğe de sahip olan tulumların diz ve dirsek bölgelerinde koruma tamponları bulunuyor. Kumaştan dikilen tulumların, yangına karşıla dayanıklılığı bulunmuyor. Bu yüzden madencilere ekstra bir güvenlik sağlamaktan uzak.
    SAAT Madencilerin kaç metre derine indiğini gösteriyor. Bazı saatlerdeyse nabız ölçme özelliği de bulunuyor. Fiyatları 400 TL civarında. Türkiye’deki madenciler daha çok 20 TL değerindeki Casio F-91W kullanıyor. Elektronik olan modelin en büyük özelliği ışıklandırması.
    KEMER Madencilerin en hayati donanımları kemerlerinde bulunuyor. Kontrol odası kemerlerin üzerinde bulunan cihazlarla madencileri takip ediyor. Türkiye’deki madencilerin kemerlerinde sadece kaskta yer alan fenerin bataryası bulunuyor. Farklı bir cihaz yer almıyor.
    İLETİŞİM Madenciler kontrol odası ve diğer madencilerle iletişime geçebiliyor. Fiber altyapı sayesinde görüşmeler kesintisiz yapılabiliyor. İletişim için bir araçları bulunmuyor. Sadece amirlerde bulunan telsizler kullanılabiliyor.
    BOT Madencilerin üzerindeki en pahalı giysilerden biri olan botlarda, su geçirmiyor ve kaygan zeminde maksimum tutuş sağlıyor. Bu botların ezilmeye karşı dayanıklılığı da var. Türkiye’deki madenciler genellikle bot yerine plastik çizme kullanılıyor. Her ne kadar bu çizmeler su geçirmese de ortopedik özellikte değil.
    SONUÇ 40 yıl sonra sadece 2013’te 3 madenci hayatını kaybetti. 40 yıldan beri Türkiye’de 3 binden fazla madenci hayatını kaybetti.

    Abdülhamit dönemini okuduğumuz grizu romanı ise yukarda ki şartların milyon kat kötü halinden oluşmakta..
    Oruçoğlu romanların da bir estetik vardır.eserlerin de kadınlar ön plandadır.toplumsal sorunları vurguladığı gibi değiştirmenin,dönüştürmenin de yolunu karakter vasıtası ile okura iletir. Emile Zola`nın Germinal romanının Batı edebiyatında anlamı ne ise, Türkiye edebiyatında da Grizu odur.işçi sınıfının romanını yazan bu değerli kalemin kitaplarını okumayan varsa,okunacak listesine eklemelerini öneririm.öneriyorum çünkü ,kitaplarında ki akıcı dili,bilgi hazinesiyle okuyucuya kendisini farklı hissettiriyor.

    Grizu 1 (2005)
    Grizu 2 (2006)
    Grizu 3 (2007)
    Grizu 4 (2011)
    Kitaptan bir alıntı ile yazarın dilini,kitapseverlere anımsatalım…
    Aşk halini, kendi kıyametini yaşıyordu toprak. Büyük alt üst oluşlara, ateşe ve uğultuya durmuştu. Kum gibi çoğalan, yığılan, savrulan canlılar, binbir biçimde, toprağı iğfal ediyor, kudurtuyor, kıtlığa ve berekete taşıyordu. Gömülen insanlar parçalanıyor, gözle görünmez milyonlarca canlıya dönüşüyor, toprağı kaynatıyor, mayalıyor, döllüyor, doğuma hazır hale getiriyordu.
    Toprakta her canlıya ait her şey vardı ve hiçbir canlıya ait hiçbir şey yoktu. Toprağın üstünde yaşayan insan, toprağın bu akıl almaz kargaşasından habersizdi. Bir gün bu kargaşaya katılacağını, kendi yaşam tarihine bu kargaşanın içinden, bu kargaşanın vicdanıyla bakıp, gerçek durumu anlayacağını ve acı acı gülümseyeceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu. İnsanı bu hale getiren şey neydi? Ne yapmak istiyordu insan?

    Uzun süre hapishane yaşamı yaşayan Oruçoğlu hapishaneden çıktıktan sonra kendisini edebiyata verir. Kendisini kimi zaman edebiyatın, kimi zamanda siyasetin içinde bulduğunu söyleyen Oruçoğlu tüm yaşamı boyunca bu ikisinden de kopamaz.
    İyi okumlar
    Gürbüz Deniz
  • 166 syf.
    ·10/10
    AKP'nin, 28 Şubat'ın alternatifi değil gayri meşru çocuğu olduğu gerçeğini kanıtlarıyla anlatan eşsiz bir kitap.

    Erbakan'dan aşırı derecede rahatsız olan ABD'li üst düzey Siyonistlerin 80'li yıllarda temas kurup Erbakan'a karşı kullanmak üzere devşirdikleri genç Refahlılar olan başta Erdoğan olmak üzere, Arınç, Gül, vb. isimlerin nasıl adım adım küresel sisteme entegre edildikleri hayret verici biçimde ele alınmış.

    Milli Görüş'ün içten ele geçirilmesi umudunun son kez söndüğü, Erbakan'ın siyasi yasaklı olmasına rağmen Yahudi Lobisinin çok sevdiği Abdullah Gül'ün genel başkanlığı kazanamadığı FP Kongresinden sonra bu devşirme hareketin ayrı bir parti olarak piyasaya sürülmesi sürecinde yaşanan çok ilginç iç ve dış olaylar... Erdoğan'ın MEB'in bir kitabında yer alan bir şiirden dolayı içeri atılması suretiyle yaratılan mağduriyet ve kahramanlık algısı, uluslararası legal Siyonist medya mafyası işlevi üstlenen ADL ve JİNSA gibi kuruluşların Erbakan nefreti ve Erdoğan sevgileri (övgüler, madalyalar, vb), Erdoğan'ın AKP'nin kuruluşu öncesinde ABD'den icazet alma seyahati sırasında en başından beri sıkı temaslar içinde olduğu Fethullah Gülen'le bir araya gelmeleri, yazarın 1998'de Graham Fuller'le yaptığı çok manidar ipuçlarıyla dolu röportaj...

    Demokratur (halkın yönetime alet edilmesi) rrjiminin yegane yolu olan danışıklı dövüş doktrininin ülkemizde nasıl tatbik edilmekte olduğunu anlamak için okunması şart olan bir kitap.
  • Aşık Sefaî Yavuz Bülent Bakiler gibi büyük üstadlarla aynı antoloji şiir kitabın da yer almak büyük bir gurur olsa gerek türk edebiyatı na hayırlı olsun inşallah
    Ayrıca bu benim için supriz oldu ama esas bomba inşallah nasip olursa bir kaçgün içinde olacak
    TEŞEKKÜR EDERİM...

    Kudret ÇAT


    " BUGÜNDEN YARINA BİR'İZ " 3. ŞİİR ANTOLOJİSİ KATILIMCI LİSTESİDİR.
    1- Âşık Sefaî
    2- Yavuz Bülent Bakiler
    3-Prof. Dr. Hayrettin İvgin
    4-Prof. Dr. Nurullah Genç
    5- Serkan Uçar
    6- Ersin Hoşgenç
    7- Aslan Avşarbey
    8- Adem Yazar
    9- Hüseyin Zarar
    10- Kadir Orakçı
    11- Aydın Yüksel
    12- Muzaffer Deniz
    13- Abdullah Gülderen
    14- İbrahim Bekler
    15- Ziyâ Nûrdan
    16- Cesaret Berk
    17- Şerif Tezgörenler
    18-Sezen Değerli
    19-Faik Kumru
    20-Mümin Üstün
    21-Huriye Meral Değirmenci
    22-Ömer Keskin
    23-Irmak Suna Binici
    24-Lokman Gül
    25-Emine Senel
    26-Osman Dindar
    27-Mehmet Çiftlikli
    28-Dursun Ali Sağlam
    29-Venhar Karaköse
    30-İlker Gülbahar
    31-Mustafa Zincirkıran
    32-Ekrem Gül
    33- Nurgul Kaynar Yuce
    34- Ganim Kassab(Gannim Kassaboğlu)
    35-Neslihan Özcan
    36-Nimet Sezer
    37-Bahtiyar Keskin
    38-Bülent Arkan
    39-Gülay Sormageç
    40-Dilek Çınar Arıkan
    41-Yakuphan Ulu
    42-Ebubekir Çavuş
    43-İsmihan Erdoğmuş
    44-Atilla Akbulut
    45-Sadık Yılmaz
    46-Alparslan Demirbilek
    47-Cemil Şahinoğlu
    48-Hüseyin Balcı
    49-Selahattin Avcı
    50-Murat Vural
    51-Abdullah Çelebioğlu
    52-Mustafa Şireci
    53-Mehmet Tozlu
    54-Samet Yıldırım
    55-Halit Kesler
    56-Kudret Çat
    57-Sultan Özateş
    58-Recep Alparslan Susan
    59-Ferit Tabaru
    60-Zehra Yücel
    61-Hüsamettin Kandemir
    62-Semra Sezer
    63-Zeki Çelik
    64-Mehpare Gökçe
    65-Fatih Teker
    66-Murat Meral
    67-Selahattin Acun
    68-Abdurrahim Efendi oğlu
    69-Riza Çolakoğlu
    70-Saitoğlu
    71-Sadık Yahyaoğlu
    72-Casim Babaoğlu
    73-Ihsan Parçabağlı
    74-Abuzer Abbas
    75-Mutasım Efendi
    76-Muhammed Mellahoğlu
    77-Abbas Naccar
    78-Kadir Doğualp
    79-Haşim Demircioğlu
    80-Zühre Gül Zontunlu
    BİR ' İZ EDEBİYAT YÖNETİM KURULU
  • ŞÜKRÜ ÖKSÜZ VE AYDIN EFESİ DERGİSİ...

    KERİM ÖZBEKLER
    GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

    Aydın Yazarlar ve Şairler Derneği Başkanı ve Aydın Efesi Dergisi sahibi Şükrü Öksüz 8 yıldır yayınladığı Aydın Efesi Dergisi'nin Eylül-Ekim 2018 tarihli 48.sayısından 40 tanesini taksi ile gelip Nazilli'de bana teslim etti gitti, 48 sayfalık Aydın Efesi Dergisi'nin bu sayısında aşağıda isimleri yazılı yazar ve şairlerimiz karşılarındaki başlıkları kullanarak bu sayıda yer almışlar.

    Şükrü Öksüz (Aydın);Bir bayraktır Atatürk (Şiir),
    Şükrü Öksüz;Bizden size,
    M.Halitin Kukul (Samsun);Atilla'dan misal, Bilge Kaan'dan istikbal,
    Öznur Demirel (Çanakkale);Kor olmuşsun (Şiir),
    Yıldız Nadir Ünlü (Karacasu-Aydın);Mabedim camii (Şiir),
    Prof.Dr.Tamilla Abbashanlı Aliyeva (Eskişehir);Ölmez aşkın gamlı öyküsü,
    Mehmet Cem Yiğit (Akşehir-Konya);Boşuna değil (Şiir),
    Prof.Dr.Duran Nemutlu;Söz ve öz,
    Prof.Dr.Hayrettin İvgin (Ankara);Halk şiirimizde destanlar,
    Musa Dinç (Didim-Aydın);Yalnızlığım (Şiir),
    Yrd.Doç.Dr.Süleyman Coşkuner;Mektup,
    Gündüz Aydın (Salihli-Manisa);Son durak (Şiir),
    Osman Gökçe (Nazilli-Aydın);Türk'ün güzeli (Şiir),
    Öz Ali Yılmaz (Balıkesir);Bahar (Şiir),
    Ergün Veren;Geçmişin bellektre canlandırılması üzerine ''Niksar Üstüne'' kitabı,
    Abdullah Satoğlu (Ankara);Cumhuriyet kuşağının önde gelen şairi Şahinkaya Dil,
    Özen Gülay Atacan (İzmir);Sardunyalar (Şiir),
    Abdullah Satoğlu (Ankara);Hüzünlü mısralar-111 (Şiir),
    Salih Erdem (Aydın);Onlar ki (Şiir),
    Levent Topludal (Aydın);İnsan (Şiir),
    Ayten Bozkır (Aydın);Sorular bizden, cevaplar şair yazar Osman Gökçe'den,
    Emin Çelimli (Aydın);Suskun (Şiir),
    Sermet Apaydın (Aydın);Ata'ya (Şiir),
    Savaş Sarıkaya (Aydın);Umutsuz yaşanır mı a gülüm ? (Şiir),
    Erkan Acar (Çine-Aydın);Kürekçi (Şiir),
    Beyhan Erdoğan (Aydın);İyonya'da son akşam,
    Halise Tekbaş (Adana);Sen (Şiir),
    Erhan Tığlı (Beşiktaş-İstanbul);Dilmiz tiklendi, Türkçemiz kilitlendi,
    Erhan Tığlı (Beşiktaş-İstanbul);Sen gülünce (Şiir),
    Ömer Erhalim (İzmir);Kutlu olsun cumhuriyet (Şiir),
    Naim Özdamar (Buharkent-Aydın);Bozdoğan kazası cemaatleri,
    Ünal Çınar;Kolonyanın tarihteki yeri ve özelliği,
    Hamiyet Dimoğlu Çınar (İzmir);Kahve hatırı kırk yıl (Şiir),
    Murat Duman (Ulus-Ankara);Medine müdafii Fahrettin Paşa,
    Davazlı Süleyman İncedal (Aydın);Ömür törpüsü (Şiir),
    Ali Rıza Oğan;Kadınlarımız kutsaldır,
    Ömer Eru (Aydın);Arıyorum seni ben (Şiir),
    Ahmet Otman (Salihli-Manisa);Ay utanınca (Şiir),
    Harika Ufuk (Adana);Aşk ve şarap (Şiir),
    Aydan Erdurak (İzmir);Bu sevgi hayatıma (Şiir),
    Ramazan Çiloğlu (Isparta);Çiçekleri (Şiir),
    Engin Çır (İzmir);Beni aldın götürdün ya (Şiir),
    Bekir Dağsever (Adana);Selam (Şiir),
    Güner Tekin (Kars);Sevdan har olur (Şiir),
    Yaşar Uyar (Aydın);Gönül gözü (Şiir),
    Hüseyin Güler (Tekirdağ);Dağ deniz (Şiir),
    Melahat Özçoban (Isparta);Yaşamayı bilemedik (Şiir),
    Abidin Güneyli (Mersin);Canım gözlüm (Şiir),
    Hüseyin Zeybek (Didim-Aydın);Gülsün dünya (Şiir),
    Bekir Akbulut (İstanbul);Beraber (Şiir),
    Fuat Gürsoy (Aydın);Şiir şair evrenseldir (Şiir),
    Memduh Şenol (Alaşehir-Manisa);Gürünlü aşık Gülhani'ye (Şiir),
    Abdülkadir Güler (Söke-Aydın);Dostlar seni hatırlıyor (Şiir),
    Rabia Barış (Eskişehir);Durur (Şiir),
    Mustafa Yeşil (Alaşehir-Manisa);Çiçek dalında güzel (Şiir),
    Kamil Yeşiltepe (İzmir);Aşkı aradım (Şiir),
    Meral Gülcan (İncirliova-Aydın);Ne yapsınlar (Şiir),
    Osman Karaarslan (Simav-Kütahya);Aşk hangi yasağı tanır (Şiir),
    Mehmet Güven (Bostanlı-İzmir);Hep verdim hiç almadım (Şiir),
    Tülay Sarayköylü (Söke-Aydın);Ne vardı gittin (Şiir),
    Bolat Ünsal (Kemer-Antalya);Anlayamadık (Şiir),
    Necati Erdek (İstanbul);Misafirim gözlerinde (Şiir),
    Ergün Gül (Aydın);Ucu telli mektup (Şiir),
    Süleyman Kaptan (Mersin);Ulu pınar (Şiir),
    Albeni Akçay (Nazilli-Aydın);Nazilli'de yaşayan (Şiir),
    Sabit İnce (Kayseri);Düşün hele (Şiir),
    Oyhan Hasan Bıldır ki (Söke-Aydın);Kaçamak (Şiir),
    İlhan Koruyucu (Akhisar-Manisa);Vatan candır (Şiir),
    Nuriz Gökmenoğlu (Ankara);Acılar (Şiir),
    Olgun Temizer (Aydın);Fısıltı (Şiir),
    Şaban Kahraman (Yozgat);Olduğu gibi (Şiir),
    A.Necmettin Çanga (İstanbul);Korumasız (Şiir),
    Birdal Can Tüfekçi (Dalaman-Muğla);Sen nerdesin ? (Şiir),
    Hasan Sürer (Aydın);Kiraz dudaklar (Şiir),
    Ömer Koç (Kuşadası-Aydın);Gel artık (Şiir),
    Nurdane Uzun (Nilüfer-Bursa);Sevda gülleri (Şiir),
    Gülser Hünük (Isparta);Elimde değil (Şiir),
    Vahdettin Işıldak (Osmangazi-Bursa);Sözüm var (Şiir),
    Mehmet Işılak (Aydın);Oyalar (Şiir).

    Siz de, Aydın Efesi Dergisi'ni edinmek-okumak veya yazı-şiir-anı-hikaye-kitap tanıtım yazısı-araştırma-inceleme-biyoğrafi vb.gibi edebi eserlerinizi ileterek Aydın Efesi Dergisi sütunlarında yer almasını istiyorsanız aşağıdaki bilgileri kullanabilirsiniz.

    Şükrü Öksüz
    Aydın Efesi Dergisi
    PK.78
    Efeler-Aydın
    Tel.0-505-2952578
    E Posta.aydinefesidergisi@hotmail.com
  • 152 syf.
    ·4 günde·6/10
    yazar herkesin anlayacağı şekilde bir yönetim biçimini kaleme almış ince demeyeceğim direkt mesajlar var bunu Stalin'e yazmış napolyon karakteri onu anlatıyor olarak olaya bakmaya gerek yok yaşadığımız dönemin yönetiminede mesajlar veriyor ben açıkça aldığım mesajı söyleyeyim
    koca reis(erbakan) yokluktan zorluktan gelmek (siyasete bir yüzükle başlamak) zulum çeken hayvanlar sonrasında lider önderliğinde fikir ayrılıkları (abdullah gül,cemaat,arıncla ters düşmeler) liderin aşırı lüksü korumalarının olması sürekli arkadakilerini fitillemesi ama kendi zevki sefa bitek yanına sürekli sırıtan kokoş bi domuz koysaymış yazar derdimki işte adam geleceği görmüş.
  • Sustukça semâ kalbime hicrânı fısıldar
    Gül bülbülü bülbül o güzel ânı fısıldar
    Derler ki gönül derdine tek çâre unutmak
    Heyhât unutmak bile cânânı fısıldar.
  • Ahmet Necdet
    Tayyip Erdoğan racon kesti... "Cumhurbaşkanı dediğin partili olmalı" dedi.
    İsmet İnönü'nün arkasında partisi vardı. Hatta, ordusu da vardı.
    Celal Bayar'ın partisi vardı.
    Cemal Gürsel'in ordusu vardı.
    Cevdet Sunay, genelkurmay başkam.
    Fahri Korutürk, kuvvet komutanı.
    Kenan Evren'in ordusu vardı.
    Turgut Özal'ın partisi vardı.
    Süleyman Demirel'in partisi vardı.
    Abdullah Gül'ün partisi var.
    Ahmet Necdet Sezer?
    Türkiye'nin ilk ve tek, partisiz...
    Gerçek manada "sivil" cumhurbaşkanıydı.
    Var mı çocuklarının ismini bilen mesela? "Kızı Hülya" diye başlayan bi cümle kursam, kaçınız itiraz edebilir, Hülya değil de, Gülay diye? Oğlu Hakan desem... Var mı nerede çalıştıklarını bilen? Babaları Çankaya'dayken VIP'e girdiklerini gören? Elalemin yatında, otelinde rastlayan?
    First Lady desen... Cebinden giyiniyordu, hâlâ cebinden giyiniyor. İnsan bi Atıl Kutoğlu, Sevan Bıçakçı filan ayarlamaz mı? Yani, affedersiniz ama, ne biçim öğretmensiniz hanımefendi... Bu şekilde mi örnek olmalıydınız öğrencilere?
    Hayali ihracatçı yeğenini duydunuz mu hiç? Devlet kredisiyle ihale kapan kuzen, alışveriş merkezinde mısır tezgahı açan kayınço? Sen benim kim olduğumu biliyor musun diye rüzgar yapan müteahhit kanka, oraya buraya müdür olarak sokuşturduğu komşu? Hamili kart yakinimdir diyen damat? Nerde kardeşim, parmağında kuru soğan büyüklüğünde pırlantalarla şatafatlı pozlar veren gelin?
    Mücevher, saat, tablo, heykel... Kendisine hediye edilen 1243 parça'nın 1243'ünü de bıraktı köşkte! İnsanın içi gidiyor, al götür evine di mi... Götürmedi.
    Avantaları bıraktığı gibi, papelleri de bıraktı. Kafana göre savur denilen ödeneği harcamadı. 46 trilyon liracık. Yetim hakkı dedi, babalar gibi satan Maliye'ye iade etti.
    Ye, yemedi, gez, gezmedi...
    Bırak biz yiyelim, ona da izin vermedi.
    Zaten, kırmızı'da durmasından belliydi. Kaymakam bile durmuyor, İsveç mi burası, koskoca devletin başı... Niye duruyorsun? Normalde, vatandaşı çiğneyip geçmeliydi.
    14 makam aracını geri verdi. Halbuki, oturma odasına Mercedes'le, mutfağa jip'le gitmeli; uçağına bavul olarak bile almadığı gazetecileri bahçede limuzinle gezdirmeliydi. Yazları..
    Okluk'a geçmedi.
    Oğlu evlendi, elektrik faturasına kadar kendi kesesinden ödedi. Eşi bileğini kırdı, röntgen kuyruğuna girdi. Annesi vefat etti, sivil plakayla gitti, camide flap flap fors yapmadı, taziye ilanı vermeyenlerin defterini dürmek için, kenara not etmedi.
    Aşçıyı, garsonu azalttı. Yerli ürün kullandırttı. Partisiz olduğu için... Resmi davetler hariç, eşe dosta parti vermedi.
    Yalaka basınımız yazmadı ama, aslında “neyi korumaya çalıştığını" tarih yazacak elbette... Vizyon denilen kavramın, Beyaz Saray'a koşup, akıl danışmaktan ibaret olmadığını
    kanıtladı.
    Yeminine sadık kaldı Hukuku üstün kıldı.
    E yaranamadı haliyle... Uymadı bize.
    Partili olsun.