• Çalışırken bile birçok şey seni hatırlatıyor;
    Mesela,
    Boya kutusu sevdiğin 'Pembe' rengi,
    Toprak ve kürek birleşince sana verdiğim 'Gül'leri,
    Ağaçlar not tuttuğun 'Defter'ini.


    ARSLAN, Abdullah
  • "bir insanı sevmekle başlayacak her şey"
    Alemdağda Var Bir Yılan - Sait Faik ABASIYANIK

    Arkadaşlar eşleşmeler belli oldu.
    Not1: Kitap gönderme işlemini, eşiniz ile beraber belirleyebilirsiniz.(Kargo,yüzyüze veya başka şekilde)
    Not2: Sitede herkesin okuduğu veya kütüphanesinde bulunan kitaplar belli olduğundan kitap seçiminde bunları göz önünde bulundurmakta yarar var.
    Not3: Arkadaslar eslestigi kisiyle bir hafta icinde iletisime gecemeyenler lütfen mesajla bana bildirsin.

    Çocuklar Masal Kitaplarını ve oyuncaklarını bekliyor :) Bu hayatı güzelleştirebiliriz. Umut ile...

    Damien - Uğur Ukut
    Merdümgiriz - Aynur Gül
    ÇAĞRI BEY - Mehmet Askar
    Merve Uçaroğlu – Sarius
    Hatciş - Fatma Özaydın
    Mehmet Sadık - Arda Çolakoğlu
    Feyzullah AKYEL – Travolta
    Sena Ç - Ün Pazar
    Bet - Nilay Karatay
    Okuma Delisi / Emir - Cebrail Gözen
    cemile dayıoğlu - Büşra Elveren
    özlem - Musa yilmaz
    Nur Cevher - Ayfer Kadife (AYIŞIĞI),
    Müberra ENBİYAOĞLU - Muharrem Okumuş
    Gökhan K.- Kenan
    Büşra - Uykucu Midilli
    Abdullah Okur - Halil Karadag
  • Dikkat spoiler içerir.
    Eski bir ülkücü olan yazarın, MHP genel başkanı Devlet Bahçeli ve onun nezdinde ülkücü hareket ile ilgili olarak hazırladığı geçmişten günümüze detaylı bilgiler içeren oldukça güzel bir araştırma eseri. 1999 seçimlerinde ikinci parti olan MHP'nin Fazilet ve Doğru Yol Partilerinden başbakanlık teklifi gelmesine rağmen gizli görüşmeler sonucunda ANAP ve DSP ile koalisyon kurması, bu süreçte partiye ters olan pek çok kanunun çıkarılmasına yardım etmesi, pek çok ülkücünün ihracı, Türkeş'in vefatından sonraki kongrede dönen olaylar anlatılıyor. Sonrasında Türkeş ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasi geçmişleri, hareketleri, düşünceleri ve geçmiş yıllardaki ülkücü görüşün nasıl olduğuna dair bilgiler veriliyor. Sonrasında erken seçim isteyerek zorla AKP'yi başa getirmesi, 2007 yılında ordu ve AKP'nin planını bozarak Abdullah Gül'ün zorla aday olmasını sağlaması, 2014 yılında Gül'ün önerdiği isim olan Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday göstermesi, 2015 haziran seçiminde hemen erken seçim istemesi, partiden yaptığı tasfiyeler, başörtüsü ve PKK ile ilgili olarak yaptığı çelişkili davranışlar, Necdet Sezer'in seçildiği dönemde Sadi Somuncuoğlu'na adaylık için izin vermemesi, genel merkezdeki cami imamını sırf cumaya gitmeyenin eli sıkılmaz dediği ve kendi üzerine alındığı için yaka paça kovması, televizyona çıkmaması, kadın programlarını çok sevmesi, Meral Akşener'in onu ve Tayyip Erdoğan'ı bir odada görüştürmesi, sonra Akşener ile de arasının bozulması gibi pek çok olayı detayları ve belgeleri ile anlattığı bu kitap mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.
  • hayatta iken Rasulullah(s.a.v)'e yürüyüşüyle, konuşmasıyla, gülüşüyle en çok benzeyen validemiz Fatıma r.a.
    Allah, O'na mükafat olarak ümmetinin alimlerini onun soyundan gelmekle vermiş.
    Peygamberimiz(s.a.v)'in soyunun devamını O'nu vesile yaparak kılmış.
    ilgiyle okunacak, örnek alınacak güzel bir eser..
  • CHP'nin sorunu sade Kemal Kılıçdaroğlu değildir. Son dokuz seçimde de iktidar olamayan iktidara alternatif ana muhalefet partisinin kadroları yönetimi değiştiremiyorlarsa, sorun tepeden tabana inen bir boyuttadır.
    Son yenilgiden sonra da bu partinin Genel Başkanı özeleştiri yapmak yerine kazananlara dönük ayıplı laflar söyleyip pişkinlik edebiliyorsa, sorun trajik boyuta gelmiş demektir.

    Ayıplı davranışlar
    CHP'nin doğasına aykırı arayışlara imza atan Kılıçdaroğlu'nun, bunlar sanki birer malmış gibi 15 milletvekilini İyi Parti'ye ödünç vermesi veya AK Parti kurucusu Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı adayı yapma çabası ya da HDP ile kader arkadaşlığı yapması onun hatalar listesinin sadece üç maddesidir.

    Ders almadı
    Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli'den ders alsaydı ve sürekli huysuz siyasetçi rolünü oynamak yerine iktidar partisini ortak ulusal çıkarlar ve özgürlükler doğrultusunda yönlendirmeyi deneseydi, bugün CHP bu konumda olur muydu?
    Bir kasaba kurnazı üslubuyla siyaset yaparken Aziz Nesin'in "Zübük" tiplemesinde olduğu gibi davranması, CHP'yi artık geri dönüşü olmayan bir noktaya getirmiş bulunuyor.

    Öz-yamyamlık süreci
    Ne var ki Kılıçdaroğlu koltuğunu kendi belirlediği kurultay delegelerine dayanarak bırakmayacağa benziyor.
    Bu durumda siyasetin gündemine acı bir "Otofaji" durumu yani bir başka deyişle öz-yamyamlık olayı girmektedir.
    Bir dönemde her şeye Türkçe karşılık üretilirken "Otomobil"e de "Kendigider" denilirdi ya... Autofagy de (Türkçe okunuşu otofaji) Yunanca'nın "Kendi" (Auto) ve "Yemek" (Fagy) kelimelerinden üretilmiş bir kavramdır.

    Siyaseti kötü etkiliyor
    CHP'nin Kılıçdaroğlu yönetiminde kendi kendini yiyerek tüketmesi, bazılarının kendi tırnaklarını ya da saçlarını yemesinden daha öteye bir durumu işaret ediyor. CHP'nin çaresizlikten kendi kendini yiyip tüketmesi, topluma da yansıyor. Ezik siyasetçiler ortak geçmişin heyecanını ortak geleceğe aktarmak yerine, rakiplerini düşman ve yabancı olarak görüyorlar. Böylece birbirlerini ve dolayısıyla toplumun demokrasiye olan inancını yemeye ve tüketmeye başlıyorlar.
    Dileriz Kılıçdaroğlu bu öz-yamyamlık sürecinde geçmişte Mustafa Sarıgül'ü yediği gibi Muharrem İnce'yi de yiyip tüketmez...
  • Bu arada, 28 Şubat Kararları, Erbakan'ın yıldızını söndürdü. Ve zamanında Şeyh Esad Coşan'ın dizinin dibinden ayrılıp Erbakan'a biat edenler yine hemen çark ettiler. Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin gölgesine girdiler. "Yola devam" ettiler! Fakat bir fire verdiler: Hasan Hüseyin Ceylan konuşmalarıyla RP'nin kapatılmasına neden olmuş, siyaset yapması beş yıl yasaklanmıştı. Cezası bitince, İslâm dergisinde birlikte çalıştığı bacanağı, AKP Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Akif Gülle'nin kulisiyle AKP'ye girmeye çalıştı. Olmadı. AKP, Hasan Hüseyin Ceylan'ı kabul etmedi. Diğerlerinin yıldızı parlamaya devam etti. Geçmişte karşı çıktıkları her şeyi bu kez kendileri yapıyordu. Popüler figürlerdiler artık. Her gün televizyon ekranındaydılar. 350 milyon dolarlık Armada İş Merkezi'nin sahibi oldular! Diğer şirketlerini, işlerini, yatırımlarını, Deniz Feneri'ni yazmaya gerek var mı? Artık milyon dolarları telaffuz ediyorlardı. Her şey ne kadar kolay ve çabuk oluvermişti! İnsan sormadan edemiyor: "Bir hırka, bir lokma"yı ilke edinen İslâm dergisi günlerini hiç anımsıyorlar mı? O idealist-özverili gençlerin tüm çabaları sadece sınıf atlamak için miydi? Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat koca bir yalan mıydı? Hiçbiri mi nefsini öldürememişti? "İslam toplumu" kurmak için büyük söz sarf edenler, sadece birkaç yıl içinde nasıl da ufalıvermişlerdi böyle. Yunus Emre'nin dizelerini anımsamıyorlar mı artık?
    Soner Yalçın Bu Dinciler O Müslumanlar,
  • Bu arada, 28 Şubat Kararları, Erbakan'ın yıldızını söndürdü. Ve zamanında Şeyh Esad Coşan'ın dizinin dibinden ayrılıp Erbakan'a biat edenler yine hemen çark ettiler. Recep Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül ikilisinin gölgesine girdiler. "Yola devam" ettiler! Fakat bir fire verdiler: Hasan Hüseyin Ceylan konuşmalarıyla RP'nin kapatılmasına neden olmuş, siyaset yapması beş yıl yasaklanmıştı. Cezası bitince, İslâm dergisinde birlikte çalıştığı bacanağı, AKP Milletvekili, Genel Başkan Yardımcısı Akif Gülle'nin kulisiyle AKP'ye girmeye çalıştı. Olmadı. AKP, Hasan Hüseyin Ceylan'ı kabul etmedi. Diğerlerinin yıldızı parlamaya devam etti. Geçmişte karşı çıktıkları her şeyi bu kez kendileri yapıyordu. Popüler figürlerdiler artık. Her gün televizyon ekranındaydılar. 350 milyon dolarlık Armada İş Merkezi'nin sahibi oldular! Diğer şirketlerini, işlerini, yatırımlarını, Deniz Feneri'ni yazmaya gerek var mı? Artık milyon dolarları telaffuz ediyorlardı. Her şey ne kadar kolay ve çabuk oluvermişti! İnsan sormadan edemiyor: "Bir hırka, bir lokma"yı ilke edinen İslâm dergisi günlerini hiç anımsıyorlar mı? O idealist-özverili gençlerin tüm çabaları sadece sınıf atlamak için miydi? Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat koca bir yalan mıydı? Hiçbiri mi nefsini öldürememişti? "İslam toplumu" kurmak için büyük söz sarf edenler, sadece birkaç yıl içinde nasıl da ufalıvermişlerdi böyle. Yunus Emre'nin dizelerini anımsamıyorlar mı artık? Eğer bir müminin kalbin kırarsan Hakk'a eylediğin secde değildir/ Deniz Feneri skandalını vicdanlarına nasıl anlatıyorlar acaba? Kanal 7'yle içlidışlı olup Deniz Feneri'ne birden aldığını beşten satan Atlas Pazarlama'lar, Server Holding'ler, Yimpaş'lar bu günahla nasıl yaşayabiliyorlar? Siz Zahid Akmanları, Zekeriya Karaman'ları biliyorsunuz;onlar buzdağının görünen parçaları. Derinde neler var? Bu kirli para ilişkileri nerelere uzanıyor? Gün gelecek Yusuf Atalay'lar, Harun Kapıyoldaş'lar, Engin Yılmazlar, Osman Acunlar tek tek hâkim karşısına çıkmayacaklarım mı düşünüyorlar? Sadece onlar mı?... Fehmi Koru'nun yalısı Fehmi Koru (ya da müstear adıyla Taha Kıvanç) uzun yıllar Ankara'da oturdu.