2 Haziran 1919 günü, mübarek Ramazan günlerinde...
Vaiz olarak Alaşehir’e gelen dört hoca, vaaz verdikleri camilerde aynı cümleleri kullanarak, Yunan işgali hakkında yorum yaparlar:
“...Yunan ordusu padişah emriyle geliyor...”
“Yunan ordusuna hizmette kusur etmeyin...” diye vaaz verirler. Bunlar tarikat müridi imamlardır(!)
Bunu duyan Alb. Bekir Sami Bey, hocaların dördünü de kaymakamlık binası önünde içtima eder ve silahını çekerek dördünü de vurur.
Yunan işgal güçleri Menemen’i basar, işgal sırasında hiçbir direniş gösterilmediği halde, işgalin ilk günlerinde 1017 Türk “koyun boğazlar gibi” katledilir. Halk evlere sığınır, evler basılıp yağmalanır, kadınlara tecavüz edilerek parçalanmış cesetleri sokaklara atılır...
Ezan susar.
Kilise olmayan Menemen’e seyyar çanlar getirilir, zafer çanları günlerce susmaz, çan sesleri civardaki köylerden de duyulur, dağlara yankılanır...
Yunan işgal kuvvetleri Şeyh Şükrü Efendi’yi derhal Menemen belediye başkanı olarak görevlendirir.
Mason cemiyeti Atatürk tarafından kapatıldıktan sonra, mason biraderler, cemiyet sanki kapatılmamış ve Atatürk’le aralarında hiçbir ihtilaf yokmuş gibi vaziyet aldılar. İmkan buldukça onun her hareketini alkışladılar ve zamanla onun etrafında bir çember meydana getirdiler ki; sarı lider Mustafa Kemal kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti...