• 105 syf.
    ·8 günde
    Hayatın sahtecilik, yalan, alavere dalavere, şarlatanlık ve üçkâğıtçılıktan ibaret olduğuna inanan bir Aga! Hacı Aga!
    Biraz da onun ağzından dinleyelim bugüne seslenişini:

    “Hacc’a gitmeden Hacı olur mu insan? Neden olmasın! Eğer doğru yalanları söylersen sen de bir gün Hacı olabilirsin elbet! İnsanlar aklını kullanmadıkça her zaman ama her zaman değirmenin emektar eşeği gibi bizim gibi dolandırıcıların ununu öğütmeye devam edecekler. Bazı okumuş, yurtdışındaki gelişmeleri görmüş kişiler de çıkıyor dönem dönem ama hemen tedbir alınır o noktada. Özellikle zenginler bu çarkın nasıl döndüğünün farkında olduğu için, halkı uyandırmak isteyenlere karşı kara propaganda yapması için tuttukları adamlara açarlar kesenin ağzını. Hatta benim gibi erik çekirdeğini sayan bir “tutumlu” Aga bile eli titremeden verir o paraları bu uğurda seve seve. Biliriz ki halk bir uyanırsa, yandık ha yandık!

    Yüzlerce yıldır hırsızlık, düzenbazlık, casusluk, boş konuşmalarla milleti fakirlik ve baskı altında tutuyoruz. Babasında, dedesinde görmedi ki rahatı kendi talep edebilsin yeni yetişen genç! Hayasızca dilenci misali yardımlar ederiz ihtiyacı olan birkaç kişiye. Neden? Gösteriş yapmak lazım! Ama asla köklü reform yapmayız dilenme yerine emeği ön plana çıkarıp adil bir paylaşım yolunu açacak.

    Diktatörlüğü çok severiz. Kan, korku, belirsizlik, savaş, baskı vb. ile kafalar öyle dolmalı ki başka bir şey düşünülüp isyan edilemesin. Değirmendeki eşeğin gözlerine takılan gözlük, ağızlarına takılan yular misali! İtaat önemli...

    Yeriz, geğiririz, çalarız, haremimizle yatarız, çocuk yaparız, mirası bırakacak yeni bir dolandırıcı yaratırız. Ölünce unutulmamak için makam arayışına gireriz. Çünkü hatırlanacak başka bir vesilemiz olmaz bu hayatta. Bizim gibi hırsızı, üçkağıtçıyı kim hatırlasın makamımız olmazsa? Bu uğurda şairleri satın alıp methiyeler yazdırırız kendimize dair. Tatlı hayat!”

    Munâdilhak, en ateşli milliyetçilerden olmasına rağmen ülkesindeki değişmeyen kaderi ve halkının itaatkar halini gördükçe kahrolan bir aydın, bir şair, bir düşünür... Ne kadar tanıdık! Ülkesini akıl ve yetenek mezarlığı gören Hacı’dan da farkında her şeyin ama herkes susuyor. Şairler bile iki yüzlüleşir böyle dönemlerde. “Şair dilenci mi, dalkavuk mu acaba? Sürekli halkın kıçını yalayıp, insanları kazıklayan sizler, onları aldatarak bir tür dilencilik yapmıyor musunuz?” Yine de bir yanıyla halkının bilinçsizliğinden ötürü her şeyi hak ettiğini söylese de dili, diğer yanıyla umutla yeni bir nesilin gelip bu zillete bir son vereceğine inanıyor. Hacı Aga gibilerin soyunun dahi utanç içinde yaşamak zorunda kalacağı günleri hayal ediyor. Milleti, oturtulduğu kara çuldan kaldırıp o kara çulu Hacı Agaların başına geçirmeyi diliyor.
    Tüm ezilen halklar diliyor...

    Tüm Hacı Aga’lara ithafen
    “ACAYİP HAYVANLARA BENZİYİRSEN”

    https://m.youtube.com/watch?v=3gt_ZAX47oI