• Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
    Gülünç , acemi , çocuksu..
  • Bugün itibariyle 1.yilimi doldurmaktayim.Çok garip biraz da buruk bir his kaplıyor nedense yüreğimi.Çok şey yazmak isteyip de aynı anda hiçbir şey yazmama isteğiyle dolu içim.Yine de an'larin hatırı üzerimde kalmasın diye bugünkü tarihe müsaadenizle şerh düşmek istiyorum.

    Hafizami yoklayip geriye doğru sardığımda günleri 1k'nin bana kattıkları hiç şüphesiz tartışılmaz.Kitap okumayı seviyordum ancak bu platform sayesinde daha bilinçli bir okuma yaparak yol haritamı cizmis oldum.En azından nasıl bir güzergah izleyeceğim konusunda yol emniyetimi sağlama noktasında fikir edinmiş oldum.Bu bana göre önemli bir mevzu hani şairin dediği gibi "zaman kısa,yol uzun,ben yorgunum" misali :)) vakit kısa
    ,okunacak kitap sayısı çok kendime iyilik etmek istiyorsam şayet; en değerli vaktimi yanlış kitaplarla israf ederek zamanımı heba etmek istemiyorum.Yine de derin okuma boyutuna gecemedim henüz.Nitelikli okurlar var okudugunun hakkını veren.Gercekten gerek yorumlar gerekse incelemeler sayesinde zihnimde temeli cok da sağlam olmasa bile bir inşaat oluşmaya basladi heybemde biriktirdiklerimle. Bilenler bilir siteye kayıt olduğumdan beri buradaki okuduklarimi sadece okuma ceteleme eklemek istedim.Unutkanim yenilenmek ve tazelenmek için önemli bir fırsat oldu benim için.

    Okumanın yanı sıra yazmak,kendimi ,hislerimi ifade etmek noktasında da sitenin önemli bir katkısı oldu.Yazmaya cesaret kazandım bir nevi.Kalbimin kapilarini actim yani misafir ettim sizi bazen gonulden :)) Cünkü okumuş olduğumuz her bir kelime eğer dikkatimizi verirsek; biz farkında olmasak bile bilincimizde veya kalbimizde bir şekilde tohum olarak saklı güzellikleri bünyesinde barindirarak zamanı geldiğinde çok farklı şekillerde meyvesini vererek tezahür edecektir.Buna inandım ve bir şekilde yazmak noktasında ,inceleme ise şayet adı ne derseniz bilemiyorum o noktada azmetmek istedim.Profesyonel degilim kesinlikle.Ama edebihayat'ı seviyorum.Edebiyat demedim dikkat ederseniz edebihayat çünkü okuduklarimi adeta yaşayan birisi olduğum için 'yasama ve gönüllere dokunmak ' en büyük mutlulugum.Hislerini kaybetmiş bir dünyada, duygulara biraz da söz hakkı vermek istedim çok mu ?

    Bundan dolayı yazmak eylemine de ayrı bir ehemmiyet verdim.Okuduklarim uçmasın ,gönlümde demlensin diye.Ancak son zamanlarda bu isteğim de azaldı.Yazmayi azalttim yani bilincli olarak.Beklentiler de yoruyor insanı galiba.Bu şekilde kafam daha rahatmis onu fark ettim.

    Şiir okuma alışkanlığım yoktu buradaki şiirsever kitap dostları vesilesiyle tabiki şiir okudukça ayrı bir iştahım arttı.Sayelerinde şiir okuma alışkanlığı kazandım.Ve gerçekten de kalbimin gidasiz kaldığını hissettiğim anda bir koşu gidip dizelere tutunmak, yüreğimin dehlizlerine beraber kulaç atmak muhteşem bir duygu.İyi ki şiirler var kalbinizin en gizli siginaklarina sahit olup;sessiz ve dilsiz çok güzel tercümanlık yapıyorlar.Savurup dagitmiyorlar sizi bilakis derleyip toparliyorlar,iyilestiriyorlar..
    Hmm..bir de İzdiham var tabiki.O da en başta Ferman Bey ve izdihamistler :) vesilesiyle oldu.Minnettarim.Neydi kalbi olana zormuş yaşamak ? :)) Buradan çıkıyorum girince içerisine, çıkmak zor biliyorsunuz.Bu konuda uzuunca fikirlerime sahitsiniz zaten.

    Erhan Bey vesilesiyle gerçekten emekleri çok üzerimizde,
    çabalari ortada.Sitede gercek manada kıymetinin bilinmesi önde gelen isimlerden.Belki farklı isimler de vardır ancak Erhan Bey birikimlerini paylaşma noktasında cömert bir insan.Verici yani.Her ne kadar tembel bir öğrenci olsam da :)) Sayesinde öykü denen bir türden aynel yakin haberim oldu.Neden öyle söylüyorum çünkü uzak bir türdü benim için.Daha doğru bir ifadeyle tanimiyordum.Gayretiyle öykü ve öykücülere başlangıç dahi olsa bir merhaba diyebildim.Yazmaya heveslendirdi şahsen beni.Biliyorum bu konuda zerre kabiliyetim yok ama emeklerini gördükçe vaktimi ayirmak istedim.En önemlisi sevdim öykü türünü.Yasamla iç içe çünkü.Hayata ve insanlara karşı daha farklı bir gözlem yeteneği kazandığımi düşünüyorum artı bir özellik olarak.

    Rengarenk bir aile burası kitap dostları.Mavisi de mevcut ,pembesi ,moru da...Siyahı da var tabiki.Bazen çok sivri,keskin,gönüllere paldır küldür girip kanatan üsluplarla karşılaşınca üzüldüm tabiki.Ancak herkes kendisine yakışanı yapıyor bunu da unutmamak gerekir.Bazen yorumlarda öyle cümleler görüyorum ki ben utanıyorum başkalarının yerine.Bir gönlü incitmek bu kadar ucuz olmamalı arkadaslar.Sanal alem diye görmüyoruz bilmiyoruz diye har vurup harman savurmak , yakıp yıkmak karakterinize ayrı bir anlam katmiyor emin olun.Sizi daha bir farkli gostermiyor yani.Olanı daha bir öne cikariyor.Sadece ikiyüzlülüğünüzü biraz daha kuvvetlendiriyor.Mevcut karakterinize netlik katarak kimliğinizi daha bir görünür hale getiriyor.Kelimeler mananın taşıyıcısı değil midir neticede.Yüregimizden geçenlere dilimiz sadece tercümanlık yapıyor unutmayalım.Kirliyse yüreğimiz berrak bir hitabet zaten olmaz!

    Dedim ya rengarenk diye.Guvenimi ve samimiyetimi kaybettiğim,insanlarla arama mesafe koyduğum belki de uzaklaştığım anlar da oldu.Hatta siteye karşı bir soğukluk.İctenlik benim için çok önemli bir duygu arkadaşlar.Özü sözü bir olmak ,şeffaf olmak yani.Bazi arkadaşlarla aramıza mesafe girdi ancak rahat olsunlar benden yana bu sadece etki- tepki meselesi.Samimiyetsizligi kelimeler üzerinden bile olsa fark eden hassas bir alıcıya sahibim.Benim de istemeden bile olsa kırdığım arkadaşlar varsa özür diliyorum gerçekten bilin ki istemeden oldu.Ama arkadaşlar şunu unutmayalım bir hayatın içinde binbir hayat yaşayan ,bambaşka imtihanlarla meşgul olan kitap dostlarımız var.Herkes her şeyi elbette ki bilmiyor."Bizim birbirimizi yargılamaya değil ,anlamaya ihtiyacımız var."Anlasilmak da değil mesele inanın saygı sadece saygı duyulsun en büyük iyilik bu zannediyorum.

    Bizim parçalamaya değil zaten imtihanlarimizda bölük pörçük olmuşuz tamamlamaya ihtiyacımız var.Fikirler yönüyle zengin bir hazine burası.Herkesten alacagimiz bir yön muhakkak vardır.Birbirimize 'katkı' sağlayarak cogalacagimiz,muhabbette ittifak edeceğimiz yönler vardır muhakkak.Bundan dolayı bir dizide geçtiği gibi "Farklılık kötü bir şey değil ,alışkın olmadığınızdır" diye bizim zihin konforumuza aykırılık teşkil ediyor diye gerek fikirler gerekse özel gereksinimler yönüyle kimseyi itmeye ,dişlamaya hakkımız yok.Fikirlere açık olmak gerekiyor arkadaşlar bir psikoloğun dediği gibi daha önce de paylasmistim " aynı düşüncedeki insanlar ruhunuza,farklı düşüncedeki kişiler zihninize iyi gelir" diye bunu düstur edinebiliriz .Bizim birbirimizi itmeye değil ,sımsıkı tutmaya ihtiyacimiz var .

    Bana kizmayin arkadaşlar madem kitap dostuyuz bu serzenislerim inanin en başta kendi nefsime..Demek ki rahatsız olmuşum ki kalbimin sızlanması ondan.Bir de okuyup da değer veren arkadaslara ortak bir mesajım olsun sağ olun hediye noktasında çok dusuncelisiniz ancak prensip olarak kabul edemiyorum.Lutfen bu kararima saygı duyulsun arkadaslar😪Bu arada gerçekten takip etme noktasında kitap dostlarini buradaki amaçlarını asmadiklari müddetçe herhangi bir elemeye tabi tutmuyorum.Beni takibe deger gorduyseniz ayrica tesekkur ederim.Ancak edebiyat alaninda cok yeniyim,acemiyim yani bilginiz olsun.Cok takipcim olsun diye de bir derdim yok.Ancak gönül ister ki herkesin fikirlerine misafir olayım ama yetişemiyorum arkadaşlar.Bir de uzuldugum takip edip edip sonra takipten cikarak kendisine kişi kazandırdığını düsünen egosunu tatmin eden arkadaslar inanin fark ediliyorsunuz.Bunun icin ozel bir çaba harcamadim.Bir vesileyle sayfalarina bir girdim, karsima çıktı yani. Haber vereyim eger vakit bulursam cikacagim onlari takipten :)) Zaten karar aldım kendimce çok fazla girmeyecegim çok da inceleme vs.yapmayi düşünmüyorum.Gerektigi kadar ,değeri kadar.En güzeli sonra kendim üzülüyorum.Ancak alintisini tekrardan paylaştıgim için engellemeler veya ideolojimden dolayı akreditasyona maruz kalmak üzücü yani arkadaşlar.Hayir sadece anlamlandiramiyorum.Okuyan insana yakistiramiyorum..Kelama yasak konulması acizligi !

    Son olarak çok değerli dostlar tanıdım 20-25 kişi ...Tek tek isimlerini yazmak isterdim ama unutacağım isim çıkarsa diye tedirginim.Birisi var ki cok özel.Zaten biliyorsunuz.Sitede bu tarz güzel dostluklar da biriktirebilirsiniz yani.Sahsen benim bile ümidim yoktu ama oldu yani :))Ama suradan cikarimda bulunabilirsiniz bence kiminle gönüllü olarak etkileşimde bulunuyorsam bir şekilde o insan ve de fikirleri benim için değerlidir.Samimiyeti ve karakteri yönüyle taktir ediyorum zaten bazı arkadaşları.İyi ki varsiniz.İnanin burasi da sizinle guzel.Cekilmiyor yoksa baska türlü.İnsan insanin sozunde dinlenirmis ya bazen bir söz,bir dokunus,bir hasbihal iyi gelebiliyor emin olun.Yazarin dediği gibi; Bizi kendimizden gecirecek olana değil,kendimize getirecek olana ihtiyacimiz var.Bizi iyileştirecek olana, hatırlatacak olana,derleyip toplayacak olana ihtiyacımız var be arkadaşlar.

    Not: Biraz uzun oldu ama farkında değilim.Hakkinizi helal edin.İçimden geçenleri dillendirmek istedim sadece.
  • Merhaba herkese!
    Beni bilen bilir aydın kesimin her zaman öğrendiği şeyleri kendisine saklamasından yakınırım.

    Tabii sadece aydın kesim değil her insan bir şey öğrendiğinde başkasına aktarabilmelidir bence.

    Ben de bu kararımdan dolayı insanlara hep şu kitabı okumalısınız gibi şeyler söyleyip etkinlikler düzenledim.

    Bundan sonra da Youtube'a videolar koyacağım.
    Bunun 3 sebebi var :)
    1. si dediğim gibi bazı şeyleri biliyorum ve bunları başkalarıyla da paylaşmak istiyorum. Mesela güzel bir kitabı ya da tuhaf bir bilgiyi...

    2. si üniversite okuyorum ve öğrenci olduğum için alabildiğim kitaplar sayılı...
    Bir şekilde buradan kitap kazanmaya çalışacağım :)

    3. sü de yine öğrenci olduğum için okul harçlığımı çıkarmayı deniyorum bakalım :D

    Çok acemiyim biliyorum ama her videoda daha güzel olması için çabalıyorum.

    51 tane video çektim ve sonuncusu da Bitik Adam adlı kitap için inceleme videosu oldu.
    https://www.youtube.com/...Q6ZhAo8uo&t=114s

    Abone olmanız, hatta videoyu izleyip eleştiriler yapmanız beni çok mutlu eder.

    Yukarıdaki amaçlarıma ulaşmamda bana yardımcı olmanız durumunda şimdiden teşekkür ederim :)

    İletiyi daha fazla kişinin görmesi için paylaşanları da buradan ayriyeten selamlıyorum :D
  • 328 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    KENDİNİZİ TANIMAYA CESARETİNİZ VAR MI???

    İNSAN BİYOPSİKOSOSYAL BİR VARLIKTIR!!
    Bu tıp fakültesinde bize verilen ilk dersti.

    Şüphesiz Alfred Adler bunu en iyi anlatan insanlardan birisi. Kurduğu 'Bireysel Psikoloji' ekolü ile hem çağdaşları arasında hem de günümüzde kesinlikle önemi yadsınamayacak bir bilim insanı.

    Kitabı okurken, İnsan çocukluk doneminden itibaren ailesi, çevresi, toplumun iç dinamikleri ile nasıl bir etkileşim içinde bulunur, toplumdan uzak kalarak tam anlamıyla hayatın amaç ve anlamlarına ulaşabilir mi? gibi sorularla hayata karşı bir bakış açısı kazanıyoruz.

    İnsandaki olumlu veya olumsuz olarak nitelendirdiğimiz bütün özelliklerin, davranışların -gizli kalmış bilinçaltına yerleşmiş oradan da ancak toplum yardımıyla çıkabilen davranışlar- sebeplerini görüyoruz ve anlamaya çalışıyoruz.

    Bunu da çok kolay anlıyoruz aslında. Çünkü etrafımızdan örnekler düşünüyoruz Adler ile birlikte. Yakınımızdaki insanlarla olan ilişkilerdeki çözemediğimiz birçok davranışın altta yatan sebeplerini anlamaya çalışıyoruz. Başta kendimizi anlamaya çalışıyoruz aslında. Hatta Adler bize bunu ateş edermiş gibi anlatıyor sağolsun. ( İnsanın gururuna dokunmuyor değil acaba gerçekten böyle miyim sorusu :) )

    İnsanın içinde olan bütün kötülükleri, iyilikleri, tartışma sevdasını, kabullenmeme duygusunu, hayat amacımız olan saygınlık,üstünlük çabamızı buna leke sürdürmemek için herşeyi yapabilecek olan impulsif davranışlarımızı çok açık bir şekilde gözler önüne seriyor. Kendimizin farkına varıyoruz ve böylece içgörü kazanıyoruz. Etrafımızın da farkına varıyoruz ve böylece de dışgörü kazanıyoruz.

    Şu an için söyleyebileceklerim bu kadar. Daha nasıl anlatırım yazıya dökerim bunun için çok acemiyim ama bu ve böyle kitaplar insanın gururuna dokunsa da okunmalı..

    Herkese iyi okumalar,,,
  • 528 syf.
    ·5 günde·Beğendi·7/10
    İskender Pala kitaplarına acemiyim. Abum Rabum okuduğum ilk kitabı, bu yüzden genel olarak değineceğim nokta olsun istemiyorum, hataya düşebilirim. Fakat, okumamış olsam bile, yazarı araştırdım ve kitaplarının çoğuna göz gezdirdim. Buradan yola çıkarak en azından şunu söyleyebilirim; İskender Pala bu sefer farklı bir yol izlemiş.

    Çevremde kitabı okumuş olanlardan ve denk geldiğim yorumlardan gördüğüm kadarıyla kitap Dan Brown kitaplarına benzetilmiş. Kuruluş aşaması, karakter çeşitliliği ve verilen tarihi bilgiler ana çizgi olarak kitaba Dan Brown esintisi katmış. Fakat İskender Pala'nın kendine has üslubu benzerlikleri sadece bu seviyeden öteye geçmesine izin vermiyor. Hatta , Abum Rabum'un bilgi yoğunluğu çoğu Dan Brown kitabından fazla bile olabilir. Burada sayfalar dolusu bilgiden söz ediyoruz. Gerek diyaloglara sıkıştırılmış, gerek anlatıcı ağzından verilmiş, gerekse yerinden direkt olarak alıntılanmış tonlarca bilgi var. Bir konu aktarılırken o konu hakkında söz söylemiş tüm kaynaklar göz önüne serilerek yola çıkılması gerektiği çok doğru bir yöntem. Hz İbrahim'in üç din açısından önemini vurgulamak, onun hikayesini üç dinden de dinlemekle olur ve biz de Abum Rabum da bu tarz bir anlatım görüyoruz.

    Abum Rabum, son zamanlarda okuduğum ve beni en çok bilgilendiren kitaplardan biri. Yeri geldi bildiklerim tazelendi, yeri geldi bildiklerimi unuttum, ve her sayfada yepyeni bir şey öğrendim. Her zaman şunu savunmuşumdur; bilmekten çok aktarabilmek önemlidir. Etkili aktarılmadığı sürece, bilgi tutsak vaziyette kalır ve yayılmayan bilgi yok olur. Var olan bilgilerini ve araştırmalarının sonuçlarını harmanlayıp bir edebi eserde bu denli başarıyla aktarabilmek kesinlikle alkışı hak ediyor.

    Kültür, insanlık tarihinin en büyük hazinesidir ve insanlık bu hazine için tarihi boyunca savaşmıştır. Bu savaşlar sonucu yepyeni uygarlıklar yepyeni kültürler ortaya çıkmıştır ve bu sayede sonraki nesiller için yeni savaş malzemesi çıkmıştır. Kitabımıza konu olan mirasın ortaya çıkması ile herkesin el ele verip mutlulukla dans etmesi beklenemez elbette. Yeni gelişmeler ortalığı her zaman karıştırır. Bizler de görürüz ki; insanlık tarihi boyunca değişmeyen bir diğer unsur da hırs. Paylaşmak hakkında öğütler veriyoruz fakat herhangi bir şeyi paylaşabildiğimiz görülmüş değil. Benciliz ve bencilliği eleştiriyoruz, asabiyiz fakat çocuklarımıza gülmeyi öğütlüyoruz. Biz tek bir yerde değil de birçok yerde yanlış yapıyoruz aslında. Umarım farkına varırız.

    Abum Rabum'u değerlendirirken son kısımlarını bu değerlendirme dışında tutmak istiyorum. Çünkü, gidişatında beni mutsuz eden pürüzler hariç (evet, diyalogların inandırıcılıktan uzak olması beni son derece rahatsız etti ve bu durumun diyalogların geneline yayılmış olması bazı yerlerde konudan ciddi anlamda kopmama sebep oldu) keyif aldım. Fakat maalesef ki; düğümün çözülmesi, sonun kurulma aşaması ve son benim için yüksek dozda bir hayal kırıklığı oldu. Dünyanın bilmediğimiz perde arkasına değinen, tehlikeden tehlikeye atlayan bir roman bu kadar basit bitmemeliydi. Indiana Jones filmlerini örnek almış acemi filmlerin o son on dakikasını izliyor gibi hissettim kendimi ve zaten biraz daha sürükleyici unsura ihtiyaç duyduğunu düşündüğüm kurgu birden gözlerimin önünde çöktü. Üzgünüm.

    Abum Rabum benim için farklı bir deneyim oldu. Yoğun bilgi akışı içinde boğulmadan keyifle dolaştığımı hissettim. Yer yer şikayet ettim, yer yer bayıla bayıla okudum. Karakter ve mekan üzerinden ilerleyen kurgu kafa karışıklığı riskini ortadan kaldırır nitelikte. Ve son olarak; kültürel mirasa doğru bir şekilde sahip çıkmak insanlığın kaderini değiştirebilir.
  • 196 syf.
    ·9 günde·Puan vermedi
    Dünya edebiyatına yön verip seyir değiştiren yazarlar vardır. Nasıl ki Gogol’un yarattığı Akakiyeviç karakteri birçok yazar için ilham kaynağı olduysa, Rilke’nin, Malte karakteri de birçok ‘içe dönük’ diye tanımlayacağımız Peter Kien, Raskolnikov, Meursault gibi karakterlerin atası olmuştur.
    Kitabın önyüzündeki portre ne kadar ilginç değil mi? Mezar suratlı zayıf bir adam… Şişmiş göz altı torbaları ve hafif yana eğilmiş baş… Tam olarak biçare profilli bir portre. Malte’nin içindeki bütün hezeyanlarının resme yansıması. Dış dünyaya güvenini yitiren, içe dönük, toplumun arasında kaybolmuş; değişen dünyaya ayak uyduramayan, baskı ve şiddetten dolayı içine kapanan bir adamın ‘içi’nin portresi…

    Rilke, Malte için altı yıl Paris'te yaşar. İlk yazdığı mektuplardaki melankoli, onun ilk andan itibaren Paris yaşamının hoşnutsuzluğunu gösterir. Zor sever, zor olanı sever, ekmeği zorluktur sanki. Nefret ettği Paris’te altı yıl yaşayıp dönüp dolaşıp yine bu şehre gelmesi, ilhamı hüzünden aldığından başka bir şey değildir. Polyanna gibi bir hayatta Malte Laurids Brigge’nin Notları eseri ortaya çıkmazdı sanırım. Schopenhauer’ın eserlerini okuyan onun intihar etmiş olabileceğini düşünür oysa ki ailesi ve dostlarıyla mutlu bir hayat yaşamıştır. Rilke yalancı değildir, realisttir. Eserin genelinde hakim olan çocukluk, korku, kaygı, ölüm, melankoli, cinsellik gibi konular onun gerçek dünyadaki yaşantısından izlerdir. J. London nasıl Martin Eden ise, Rilke de Malte Laurids'in ta kendisidir. İdrak edilemeyen dünyayla geçinme uğraşı ilhamla birleşince Malte çıkmıştır ortaya…

    “Beni öbür insanlardan şimdi eskisinden daha çok ayıran bazı farklar var. Değişmiş bir dünya. Yeni anlamlarla dolu yeni bir hayat. Her şey çok yeni olduğu için şu anda biraz zorluk çekiyorum. Kendi ilişkilerimde acemiyim henüz.” (Sf. 61)

    Toplumsal değişiklikler karşısında paniğe kapılır Malte. Deli gibi bakar etrafına, akıl yürütemez, hudutsuz bir korku duyar. Korku ve paniğin kendince mantığı yoktur belki ama sebepleri vardır. Ne var ki bu sebepleri korkunun sahibinden öğrenemeyiz. Korku içinde bir lokantayı terk ettiğinde bile korkunun nedenini anlatmaz. Belki de küçücük bir şey vardır açıklayacak, ama kapalı bırakır…
    Korku vardır her yerde. Yollar korku kokar. “Görmeyi öğreniyorum” der. Eşyaya, insana, sese bir farklı bakmayı öğrenmektir amacı, ama görür ki her şey göründüğünden başka türlü. Onlardan abes yansımaktadır. Absürdden çıkan dehşeti, havanın her zerresinde duyar. Korkusu büyük dayanma gücü azdır. Kısaca; baskı, korku ve şiddet onun içine kapanmasına, dış dünyaya güvenmemesine neden olur. İçine dönük olan biri toplumla nasıl iyi ilişki içinde olabilir?


    Büyük bir şehirdedir ama, ne bir dosttan, ne bir buluşmadan, ne bir ziyaretten söz eder. Hani bir söz vardır ya, “Kalabalıkların arasında yalnız hissediyor insan.” İşte Laurids’nin hayatı bundan ibarettir. Çok haklı değil mi diyesi geliyor insanın. Kalabalığın büyük cümbüşünden kurtulmak için çeviriyoruz her kitabın sayfasını. Yüzlerce ses, samimiyetsiz yüzler, itici kaynaşmalar, her şeyin çıkara dayandığı bir zamanın cümbüşünde eziliyoruz.
    Çok haklısın Malte...

    Ama o böyle istedi, kendi tercihiydi. Zor ve imkansız şartlar içinde anlamını aradı. Her şeyin hatta ölümlerin bile yerli yerinde durduğu büyük aile ilişkilerinin özlemini duydu. Ailesinin çevresi kırsal alan veya küçük yerleşme yeriydi. Büyük şehir anaforunda, insanlardan kaçılan değerlere doğru koştu, koştu, koştu...