• 116 syf.
    ‘’Peruk Gibi Hüzünlü’’ neden bir kitap adı için tercih edilir ki? Tuhaf tuhaf dönem takıntılarım var benim. Şu sıralar doktor kontrollerimin başlaması adından dolayı kitabı okunması için daha da cazip kıldı.
    Kontrollerim esnasında, ihtimallerimde onlarca gel gitler yaşarken, kısa ama bulunduğum yerlerde bulunma sebebimi unutturup kafamı dağıtan bir kitap okumalıyım dedim ve Yalçın Tosun ile tanışmış oldum.
    Kimdir Yalçın Tosun?
    Yazarın ilk öykü kitabı “Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler” 2009 yılında , Peruk Gibi Hüzünlü, 2011 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış ikinci öykü kitabı. Sonrasında ise, yine aynı yayınevinden 2013 yılında “Dokunma Dersleri” ve 2015 yılında “Bir Nedene Sunuldum” yayımlanmış. En son da geçtiğimiz eylül ayında Sel Yayıncılıktan çıkan “Kendini Tutan Su” isimli bir şiir kitabı bulunuyor.
    Nerede kalmıştık ? Evet neden Peruk Gibi Hüzünlü ? Dört bölüme ayrılan kitabın her bir bölümünde yazarın yine kendisine ait olan mısralar bulunmakta.
    “çocuklar tekinsizdir
    annelerse uçurum;
    olur olmaz düşülür.’’
    Mısralarının yer aldığı bu bölümde en sevdiğim hikaye Beyaz Sabun idi. İlk bölümde dört farklı öyküyü okurken çocukluğunuza yolculuk yaparken, hatıralarınız sizi belki bir hayvanat bahçesinde, annenizin katıldığı sizin de şahit olduğunuz bir altın gününde, unutulduğunuz bir doğum günü davetinde ya da kaybettiğiniz bir yakınınızın cenaze töreninde nasıl da canlanacak? Unuttum dediğiniz neleri hatırlatacak okuyacaksınız.

    ‘’bitmemiş her sevişme paslı bir iğne gibi
    doğrudan kalbe yürür.’’
    Gençlik aşklarımız, ergenlik arkadaşlarımız , özlemlerimiz , hayallerimiz ve hayal kırıklıklarımızın sorgulandığı ikinci bölümün yer aldığı Üç Kadınlı Şehir’i diğer üç hikayeden çok daha fazla beğendiğim dört öykü daha.

    ‘’ söz bitimi gibidir odanın her köşesi
    bir kuşatma büyütür.’’
    Hayat ve tercihlerimiz, dostluklarımız , kendimizi aslında hiç tanımamış olduğumuzun yüzümüze vurulan şamardan sonraki yaşam biçimlerimizin esas alındığı dört hikayede favorim Onat’ın Odası idi.

    Ve ;
    ‘’gece sona ermeden
    peruk takan birini öpmezsem yaram büyür”
    Yine hepsi birbirinden can acıtan , yer yer küfür ettiren, çevremizde görmekten kafamızı çevirdiğimiz hayatları yaşayanlara ait dört öykü.
    Kimimiz eşcinsel olduk, kimimiz travesti. Kimimiz çocukken cinsel istismar mağduru. Kimimiz çaresiz aşık. Çocukluk geldi geçti büyüdük delikanlılık , genç kızlık hayalleri mi onlar da ne? Evlendik, çoluk çocuk sahibi olduk, eşlerimizi hatta çocuklarımızı kaybettik . Elde avuçta kalmadı. Bitti , hayaller de, umutlar da hatta nefesler de ..
    Geriye kalan tek gerçek son ölüm.

    58. Sait Faik Hikaye Armağanı’na da layık görünen bu kitabı, ahhh ne çok derdim var, elalem ne huzurlu sandığınız anlarda, bakmaya başlarken artık görmeliyim dediğiniz olayların sonrasında ya da benim gibi kaçıp kurtulayım şu can sıkıcı ortamdan isyanında okuyabilirsiniz . Ama hangi vakitte olursa olun muhakkak okuyun.
    Adet olmuş üzere Mabel Matiz’in seslendirdiği şarkıyı da ekleyerek;
    https://www.youtube.com/watch?v=vHr22DrQfvc
    Keyifli okumalar diliyorum.