Açina Kübra Üstün

Açina Kübra Üstün
"Sayısalcı kitap okumaz" önyargısına tepki olarak karşınızda bulunan mühendis.
Computer Engineer
Ankara
117 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Ay Han'ım
Atlı ömründe ilk defa böylesine rastlıyordu.Seferden sefere koşmakla geçen yıllar içinde, bu Türkmen obalarındaki kadınların da erkekler gibi at binip silah kuşandığını, başına buyruk kendi kendilerine çarşıya pazara indiğini, erkekler gibi pazarcılarla alışveriş ettiğini, saçlarını kâh açıp kâh türlü renkte yazmlarla bağladığını duymuşluğu çoktu. Gel gelelim, ilk kez kanlı canlısıyla böyle burun buruna geliyordu.Bir de güzeldi, bir de süt beyaz teninde al yanaklıydı ki...
Sayfa 57·Kitabı okudu
Ay Han'ım
Harfleri giyinmeyi denedim; sözleri, notaları ve ağaç kovuklarını da… Sığamadım. Âdem’in suretini taşıyamadım. Ateşin külünü sevmedim, suyun girdabını… Yel olup essem tozu dumandan seçemedim, kaya olup ufalsam kökte hapsolan özümden ayrılamadım… Dünya bir zahirse, bir bâtındır. Dünyanın dönüşüne uyamadım. Zahirde aynasız, bâtında soluksuz kaldım.
"O güzel baygın gözlerin bana bakmıyor söylemiyor. Âh bilsen şöyle gözümün içine bana ne düşündüklerini anlatacak bir resmine ne kadar ihtiyâcım var. Fakat buradaki kadar tabîʽî ve sana benzer olmalı daha doğrusu sen olmalısın? Âh! Hâin beni üzmek için susuyorsun değil mi?"
Tarih
Paşa'nın bir mektubundan
Yaʽnî yazı masamda sağ ilerideki resmine bakarak gözlerini okurum. O güzel baygın gözlerin bana bakmıyor söylemiyor. Âh bilsen şöyle gözümün içine bana ne düşündüklerini anlatacak bir resmine ne kadar ihtiyâcım var. Fakat buradaki kadar tabîʽî ve sana benzer olmalı daha doğrusu sen olmalısın? Âh! Hâin beni üzmek için susuyorsun değil mi? Bilmem bundan ne lezzet duyuyorsun? Emînim yanımda olsan şimdiki hâlime pek üzdüğüne pişmân olurdun. Ne ise yine yolu şaşırdım. Bu gece seninle tatlı tatlı görüşmek isterken, yine hayâtıma yol verdim, olduğu gibi kâğıda geçirdim. Ne yapayım?Elimde değil sana karşı olduğum gibi görünmekten başka elimden bir şey gelmiyor. Rûhum yavrularım ne hâlde? Âh! İlk mektûbun beni ne güzel avutmuş idi onu bilmem kaç yüzüncü defʽa okudum. Fakat son postadan beri onu da elime almıyorum. Çünkü gözüm zarfa erişince aʽsâbım bozuluyor sinirleniyorum. Nâciye beni böylece hastalar hastası ettin. tedâvî etmelisin yoksa ölürüm bütün mevcûdâtımla seni kucaklar öper yavrularımla berâber Allâhˈa emânet ederim. ″Enver″in
Tarih
Paşa'nın bir mektubundan
Nihâyet böylece iki sâʽat kadar süren musâhabeden sonra gittiler. Bende geç olarak dörtte yemek yiyebildim. Sonra yazıları yetiştirmek için çalışmaya başladık. Derken ânsızın Yûsuf Kemâl Bey geldi. Onunla da görüştük ve Mustafâ Kemâl Paşaˈdan tutup bütün arkadaşlara selâm ricâ ettim. Ve kezâ nizâm-nâme ve programdan ona da verdim. Ve Behbûd Beyˈin dediği gibi Rızâ Nûr Beyˈin Anadolu nâmına söz söylememek husûsunda baʽzılarına söylediği söze mahal olmadığını söyledim. Fakat pek şaşalayarak inkâr etti, gitti. Gece yemekten sonra çalıştık. Bî-çâre Cevâd hemen bütün gün bilâ-fâsıla yazdı. Sonra kalkıp on ikide gitti ben de cicimle yalnız kalınca okurum. ...
Tarih