Geri Bildirim
  • Merhabalar değerli inceleme okuyucuları..
    2018 in 3. Kitap incelemesi ile huzurlarınızdayım efendim..
    Aşk risalesi, Savaş Sanatı derken kendimi Aziz Nesin okurken bulan ben an itibariyle kitabı bitirmiş bulunmaktayım.. Epub dan güneş gözlüğüyle bilimsel ‘’Hologram evren’’ okurken Balzac’ın Otuzunda Kadın a kayıp sonra ne ara bu kitaba sardım inanın bende bilmiyorum :)) akıbetimden endişe eden varsa ruhuma bi Fatiha gönderiversin :)

    Takip edenler bilirler efenim Tuco nun sahaf maceralarını.. TOTAL DAMAGE!!!! …. TL diye başlıklarla milletin ağzının suyunu akıtıp her haftasonu Adil handa Gülden e turistik tur düzenler :)) işte o turlardan birinde kendisiyle Adilhan ı altüst edip Aziz Nesin BABA sının kitabını satan yaşlı amcanın raflarının arasında yengeç misali yan yan sekerekten seçtik aldık efenim bu kitabı.. kalıplarımızı merak ettiniz değil mi bu yan geçme olayıyla :)) bunu hemen es geçiyor ve ‘’ bu aldıklarımız kitapların incelemesinde benden bahsetmezsen ………’’ diye başlayan Tuco’nun alev hortumlu tehditleri altında bu incelemeyi yazdığımı belirtmeden geçemiyorum sevgili okuyucular :))
    Ayrıca da teşekkürler ediyorum zira o yaşlı amcadan yan yan sekerek daha çok Nesin alacağız sanırım :)

    Gelelim kitaba dersek itiraf etmeliyim ki benim ilk Aziz Nesin okumam diyebilirim.. bazı hikayeleri halka mal olup duymuştum ve hakkında bazı bilgilere sahiptim Aziz Nesin in fakat hayatı hakkında çok ayrıntılı bilgim yoktu açıkçası.. genel anlamda baktığımda ise ilk şaşırdığım şey Aziz isminin aslında babasının ismi olduğuydu.. kendi ismi ise Mehmet Nusret Nesin miş.. sonraları da bir sürü kadın ve erkek müstear yani takma adla yazılarını şiirlerini yayınlamış hatta okuyunca çok gülmüştüm yazdığı aşk şiirlerini gazetede okuyan hapiste olan Orhan Kemal ona aşk mektubu bile yazmış :)
    İkinci şaşırdığım şey ise epey bir süre asker olarak orduda çalışması oldu.. Hep mizahla uğraşan bi kişiye askerliği yakıştıramamışım demek ki :)
    gerçi mizah da değil onunkisi kendinin tabiriyle o bir simyacı.. gözyaşlarını gülmeceye çevirip dünyaya sunan biri.. maksat ise gülmek eğlenmek değil aslında düşünmek.. okuduğunuz her şeyde bunu görüyorsunuz zaten gülerken bi burukluk kalıyor içinizde..
    Ne olacak bu memleketin hali sorusu ise arkasından ister istemez ağzınızdan dökülüveriyor..
    Bana öyle geliyor ki her yazdığında yaşanmışlık var bi nebze.. zaten hep derim, öyle şeyler vardır ki onları anlatmak için ancak yaşamak lazımdır.. 190 sayfaya sığdırılmış memleket manzaraları.. kimler kimler nasibini almamış ki diyorsunuz okurken.. ve kesinlikle eminsiniz burası Türkiye ve bunlar bu memleketin bir yerlerinde oldu ve hala olmaya da devam ediyor belki de.. hiç yabancı değilsiniz yani anlatılanlara çünkü az çok sizler de bunları ya yaşadınız ya da etrafınızda yaşayan birileri oldu.. 95 de vefat eden Nesin şu an mezarından kalksa eminim 2018 de çok bişey değişmediğini görürdü..

    Zihniyetler kafalar değişmedikçe figüranlar, roller ve aksesuarlar değişir sadece değil mi..

    45 li yıllardan 80 lere 90 lara kadar olan süreci iliklerine kadar yaşamış.. geçim derdi fakirlik halkın durumu işte onları yaşaması bir yana düşünceleri de başına hep bela olmuş Nesin in.. bunları bu kitapta çok rahat görüyorsunuz..Halkına yabancı devletlü nün dayattığı kuyruk hikayesi, bir dolmuş kapısının nelere kadir olduğu, kör döğüşü, bi düdüğün ve bi gözlüğün insana neler yaptıracağı, aydınlarla atıldığı bir hapiste ‘’biz adam olmayız’’ lafını nasıl anladığını ve en sonunda deliliğin en büyük dokunulmazlık olduğunu gördüğü hikayeleri bir çırpıda okuyup aynnen böyle işte demekten kendinizi alamıyorsunuz..
    Peki çözüm nedir derseniz karanlığa sövmek yerine sen de bir mum yak hesabı gördüğümüz ama müdahale etmediğimiz tabii ki edebildiğimiz ölçüde her şey için hepimiz de sorumluyuz aslında ..insan olmanın ve insanca yaşamanın değerini bilip bildirmek ve bu bilinçte olmak ne zaman artarsa işte o zaman güzelliklere hep birlikte garkolacağız inşallah..
    Velhasıl okunası bir kitap değerli okuyucular.. akııp gidiyor..
    Bir de şunu söylemeden geçemeyeceğim.. okuduğunuz yerlerde öyle olaylar var ki kallavi bir küfür basılacak cinsten.. küfür zaten acizliğin alametidir biliyorsunuz ama o kadar aciz kalınan yerlerde bile kibarlığını edebini koruyarak (……) ile geçilmiş ya da aleni yazmayı edebine yedirememiş Nesin.. Bak işte bu edep hiç kalmadı Aziz baba … şu an sağ olsaydın eminim o yazar tayfasına da kallavi bi giydirirdin bi hikayenle demeden edemiyorum..
  • Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm
    Derdini ağlarken yanan bir muma;
    İpek saçlarını elimle ördüm,
    Ve bir kemend gibi taktım boynuma
    Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm.

    Leyla...Ela gözlü bir çöl ahusu
    Saçları bahtından daha siyahtır.
    Kurmuş diye sevda yolunda pusu
    Döktüğü gözyaşı, çektiği ahdır.
    Leyla...Ela gözlü bir çöl ahusu.

    Bir damla inciydi kirpiklerinde,
    Aşkın ızdırapla dolu rüyası
    Bir başka güzellik var kederinde
    Bir başka alem ki ruhunun yası
    Sessiz incileşir kirpiklerinde.

    A.Hamdi Tanpınar