ibiaryu, bir alıntı ekledi.
18 May 15:55 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Örf , adet , adap , töre , namus için ölür öldürürüz. Bu boktan hayatlarımızı sorgulamalıyım ve hesap sormamayalım diye boyunlarımıza takılmış tasmalar bunlar işte. Ama en ufak bir sallantıda yerlebir oluyor bu bize babamızdan kalan miraslar. Siz çocuklarınıza böyle miraslar bırakmayın.

Kebabman, AngutyusKebabman, Angutyus

Herkesle Dost Olunmaz

Cahil ile dost olma!
İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün...

Saygısızla dost olma!
Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün...

Aç gözlü ile dost olma!
İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün...

Görgüsüzle dost olma!
Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün...

Kibirliyle dost olma!
Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün...

Ukalayla dost olma!
Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün...

Nâmertle dost olma!
Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün...

Şeyh Edebâlî

Cahil ile dost olma
İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün
Saygısızla dost olma
Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün
Aç gözlü ile dost olma
İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün
Görgüsüzle dost olma
Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün
Kibirliyle dost olma
Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün.
Ukalayla dost olma
Çok konuşur, Boş konuşur,Kem konuşur, Üzülürsün.
Namertle dost olma
Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün.

Seyh EDEBALI

KarlukYeğen, Babam Sultan Abdülhamid'i inceledi.
 07 May 00:09 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 6/10 puan

Öncelikle kitap yalın ve sade anlatımla başlamaktadır,zaman zaman Osmanlıca terimlerde mevcuttur. Ayşe hanım babasının gençliğinden başlayarak ''Sadrazam-Padişahlık-Ölümü'' arasındaki tüm olayları detayına kadar anlatım sağlamıştır.
Pek dikkatimi çeken ise Abdülhamid ve ailesinin aldığı terbiye eğitimdir.
Gelelim Maddelere;
1-Kitabın geneli Abdülhamid'in siyaset dışı yaşamını anlatan bir hatırattır.
2- Saraydaki nizam ve intizam, Abdülhamid'e gösterilen saygı, hatta ve hatta kahve sunumunda ki hassasiyet dahi kesinlikle muazzamdı.
3-Kitapta öyle yandı ki içim.. Tahtta kaldığı müddetçe tek bir vatan toprağını dahi vermeyen, tahttan "indirildiği" vakit 9 yılda bir karış toprağa muhtaç hale gelinmesi''
diye bir terim mevcut Ayşe Hanımın burada yanlışı olduğu belli bariz açıktır. Abdülhamid zamanında kaybedilen topraklar ortadadır.
4-Kitaptan bir alıntı;
Selanik'i işgale gelen güçlere karşı Abdulhamit'in kararlılığı ve ısrarlarına rağmen tekrar Istanbul'a götürülürken Selanik halkının vapurun arkasından "Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz?" diyerek acılarını dile getirmesi oldu.
Sonuç olarak Abdülhamid'in siyaset dışında bilgi edinmek isterseniz tavsiye edilir ama siyasi bir bilgi ararsanız tavsiye etmem. Kitap daha çok yaşam şekli, edep,adap üzerine kurulmuş saray yaşamını anlatan bir hatırattır.

Süleyman S, Amerika'yı inceledi.
02 May 00:12 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Genel olarak kitap,başlarda okurken okuyucuları sıkabilir.Kafkanın herzamanki sakince akıp giden tarzı,okurken heyacan rölantide gidiyor hiç yükselmiyor.Bu anlattığı hikayerlerdeki karakterlerin sakinliğinden değil tabiki. Kafka olağandışı bir olayı bile aynı sakinlikte yaşatıyor.Romana gelince kahramanız Karl Rossmann, 16 yaşındadır ve bir hizmetçi kız ile ilişkiye girdiği ve o hizmetçi kızdan bir çocuk sahibi olduğu için babası tarafından Amerika'ya sürgüne gönderilir.New York limanında onu varlıklı bir adam olan amcası karşılar. Amcasının yanıda umduğundan çok rahat bir hayat sürmeye başlar,tam bir Amerikalı gibi dil-adap öğrenir ve bir süre sonra amcasının istemediği bir ziyareti gerçekleştirdiği için amcası tarafından reddedilir film burda kopar ve Amerika'da yapayalnız kalır.Hikayenin gerisini okumak isteyenlere bırakıyorum.

Cahil ile dost olma

İlim bilmez, İrfan bilmez, Söz bilmez, Üzülürsün

Saygısızla dost olma

Usul bilmez, Adap bilmez, Sınır bilmez, Üzülürsün

Aç gözlü ile dost olma

İkram bilmez, Kural bilmez, Doymak bilmez, Üzülürsün

Görgüsüzle dost olma

Yol bilmez, Yordam bilmez, Kural bilmez, Üzülürsün

Kibirliyle dost olma

Hal bilmez, Ahval bilmez, Gönül bilmez, Üzülürsün.

Ukalayla dost olma

Çok konuşur, Boş konuşur, Kem konuşur, Üzülürsün.

Namertle dost olma

Mertlik bilmez, Yürek bilmez, Dost bilmez, Üzülürsün.

– İlim bil, İrfan bil, Söz bil

– İkram bil, Kural bil, Doyum bil

– Usul bil, Adap bil, Sınır bil

– Yol bil;Yordam bil,

– Hal bil, Ahval bil, Gönül bil

– Çok konuşma, Boş konuşma, Kem konuşma

– Mert ol, Yürekli ol,

– Kimsenin umudunu kırma.

Sen seni bil, Ömrünce yeter sana.

* Şeyh Edebali

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
30 Nis 02:47 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Nefs-ı Natıka'ya gelince...

İnsanı diğer tüm hayvanlardan ayıran, farklı, ayrıcalıklı kılan bu nefistir. Düşünme, ayırt etme ve anlama yetisi bundan kaynaklanır. İnsanın üstünlük kaynağı, himmetinin büyüklük nedeni budur. İnsan bununla kendini beğenir. Bununla güzellikleri güzel, çirkinlikleri çirkin görür. İnsan bu yeteneğiyle diğer iki nefsini yani şehvani ve gazap nefislerini terbiye eder, arındırır, onları sınırlandırır, kontrol altına alır. Olayların sonunu bununla düşünür ve bununla olaylara başlamaya karar verir.

Bu nefsin de çok güzel erdemleri ve de tam bunların zıddı olan çok kötü rezillikleri vardır. Bu nefis, erdemlerini ilim ve adap yoluyla edinir. Bu sayede kişi alçaklıklardan, çirkin hayasızlıklardan uzak durur. Diğer iki nefsi de kontrol altına alır, edeplendirir.

Gazap ve şehvani nefsin sahibinin bunları geçimi, kazancı, kişiliği ve nezaketi uğruna kullanmasını sağlar. Kişiyi hayır işlemeye, sevmeye, acımaya, iyi niyete, ağırbaşlılığa, utanmaya, ibadete, iffete, güzel yollardan liderlik talep etmeye teşvik eder.

Bu nefsin rezillikleri ise, pislik, hile, aldatma, dalkavukluk, ayak oyunları, kıskançlık, kötülük ve riyakarlıktır. Bu nefis bütün insanlarda vardır. Ancak bazı insanlarda bu nefsin erdemleri baskındır; bununla güzelliği fark eder ve kullanırlar. Bazılarında ise rezillikleri baskındır; bunları da alışkanlık haline getirerek sürdürürler. Kimi insanlarda ise bu nefsin bazı erdemleri ile birlikte bazı rezillikleri de bulunabilir. Bu alışkanlıklar bir çok insanda, dışarıdan bir zorlama olmaksızın doğuştan gelen seciye ve tabiat mahiyetinde mevcuttur. Tabiatında kötü alışkanlıklar baskın olan kişinin durumu; nefs-i natıka'sının zayıflığından, cevherinin kötülüğünden kaynaklanır.

Erdemlerle birlikte rezilliklere de sahip olan kişinin ise nefs-i natıka'sı orta halli olur. İnsanların büyük çoğunluğu bu alışkanlıkları, güzeli ve çirkiniyle bütün ahlakları, huyları kendi fiilleri sonucu edinirler.

Bu hususta insanın büyüdüğü ortam, içinde yaşadığı, tanık olduğu, yakın temasta bulunduğu çevrenin, döneminin toplum liderlerinin, kendisini uyarma konumunda olan kişilerin, toplumsal mertebelerine gıpta ile baktığı kimselerin tavrı belirleyici olur.

Mekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn ArabiMekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn Arabi
Pagos35, bir alıntı ekledi.
29 Nis 17:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hayır! At bu düşünceleri kafandan! Friedrich haklı: Ödev, adap, sadakat, fedakârlık, özgecilik, kibarlık; bunların hepsi de insanı uyutmaya yarayan ninnilerden başka bir şey değil, hem de öyle bir uykuya yatırıyor ki, kimse bu uykudan uyunamıyor, uyansa da ancak yaşamının sonuna geldiği an oluyor bu. İşte o an, insanın hiç yaşamamış olduğunu öğrendiği an oluyor.

Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 322 - Ayrıntı Yayınları)Nietzsche Ağladığında, Irvin D. Yalom (Sayfa 322 - Ayrıntı Yayınları)

Son 1 aydır Türkiye, İslam’ın, dinin, şeriatın ya da din kültürünün güncellenip güncellenemeyeceği, güncellenebilecekse hangisinin kim tarafından ve ne şekilde güncellenebileceği konularında siyasetçilerden akademisyenlere, ilahiyat hocalarından köşe yazarlarına kadar binlerce insan tartışmaya katılmakta, usul, adap ve erkân gözetmeyen sosyal medya kavgaları gereksiz dargınlıklarla yol açmaktadır. Bu hengâmede, Özcan Hıdır Hoca’nın biri 5. Baskısıyla, diğeri ise ilk baskısıyla okuyucuya sunulan iki eserine dikkat çekmek istiyoruz.Yahudi Kültürü ve Hadisler
Hıristiyan Kültürü ve Hadisler
Çalışmalarını Yahudi ve Hristiyan kültürünün İslam, Kur’an ve hadislere etkisine ilişkin tartışmalar, dinler ve kültürlerarası etkileşim, İslamofobi-İslam karşıtlığı, kültürel ırkçılık, “Protestanlık-Martin Luther ve İslâm”, “Avrupa ve Batı’da İslam”, “Kur’an ve Hz. Peygamber imajı”, “Batı’da Kur’an ve Sünnet’e yaklaşımlar”, “hadis oryantalizmi ve oksidentalizmi” ve “Avrupa’daki Türkler ve Müslümanların dinî-manevi, sosyo-kültürel, eğitim ve aile ile ilgili problemleri” gibi konulara yoğunlaştıran Özcan Hıdır, 2017 sonunda yayımlanan “Hıristiyan Kültürü ve Hadisler” isimli eserini, “Zühd Hadisleri ve Literatürü Özelinde” oldukça detaylı iktibaslarla telif edilen ve İnsan Yayınları’nın 690. yayını olarak ilim adamlarının, araştırmacı ve okurların ilgisine sunulan eser, 2016 yılında İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi’ne intisap eden Özcan Hıdır Hoca’nın profesörlük çalışmasıdır.
“İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan Kökeni Teorisi”ni bilimsel yöntemle reddetmek
Hocanın “İsrailiyyat ile Hadis İlişkisi”ni inceleyen doktora çalışması da 2006 yılında yine İnsan Yayınları tarafından “Yahudi Kültürü ve Hadisler” başlığıyla yayımlamıştı. 2018 başında beşinci baskısını yapan bu eserin devamı ve mütemmimi mahiyetindeki yeni eserinde Özcan Hoca, hadisleri, İnciller ile karşılaştırıyor. Farklı kesimlerce sıkça gündeme getirilip tartışılmakla beraber hadislerin, İnciller (kanonik-apokrif) ile karşılaştırılması, Türkiye’de olduğu gibi diğer İslam ülkelerinde de çoğunlukla bilimsel yöntemleri dikkate almadan ve tarafgirlikle yürütülen netameli bir konudur.
Özellikle tefsir ve tarih kitaplarında yer alan ve “isrâiliyyât-mesîhiyyât” olarak adlandırılan rivayetlerin tedkîkine dair İslâm dünyasında genel anlamda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Mesela Necmüddîn et-Tûfî ve Seyyid Ahmed Han gibi âlim ve yazarların İncillere yaptığı tefsirler bu konuda örnek verilebilir. Ayrıca Mukâtil b. Süleyman ve Bikâi gibi müfessirlerin tefsirlerinde de Kitab-ı Mukaddes’e ait bilgiler yoğun şekilde kullanılmıştır. Ne var ki, meseleyi hadisler özelinde arka plan bilgileriyle birlikte inceleyen ilmî çalışmalar yok denecek kadar azdır. Buna karşılık oryantalistler, özellikle de “revizyonist-indirgemeci” ekole sahip oryantalistler ise konuyu sürekli “İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan kökeni teorisi” çerçevesinde ele alıp ortaya ziyadesiyle iddia atmışlardır.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli eseriyle Türk dilinde üretilen literatürde önemli bir boşluğu dolduran Özcan Hıdır, Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli yeni eseriyle meselenin ikinci yarısını da tamamlamış oldu. Hocanın her iki eserinde derinlemesine incelediği ve Yahudi ya da Hıristiyan kültürünün etkisine maruz kaldığı iddia edilen 100 kadar hadisi tek tek ele alarak, bu bağlamda ortaya çıkan bazı teorik ve metodolojik problemleri inceleyerek genel bir değerlendirmeye ulaşacağı üçüncü eserinin de 2018 yılı içinde yayımlanacağı müjdesi memnuniyet vericidir.
Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarını bilimsel yöntemle incelemek
Kitap, kavramsal çerçeve, metot ve kaynaklara dair bilgi ve değerlendirmelerin yer aldığı giriş bölümünün ardından; ana hatlarıyla Hıristiyanlığın tarihi ve kutsal kitapları, tarihte Müslümanlarca yapılan İncil tefsirleri/yorumları, İbn Asâkir’e ait “Müslüman İncil” diye nitelenen eser, Barnaba İncili tartışmaları, Arap Yarımadası’ndaki Hıristiyanların kutsal kitap ve mabed/manastır açısından durumu, İncillerin Arapçaya tercümesine dair tartışmalar, ebedi hikmet ve dinler-kültürler arasındaki geçişkenlik, Rasulullah (sas) ile ilk Müslüman nesillerin (sahâbe ve tâbiûnun) Varaka b. Nevfel, Bahira, Addas, Süheyb b. Samit, Ebu Amir ve Mekke’deki Habeşli bazı köleler -ki bu isimlerin önemli bir kısmı teslisi/üçlemeyi kabul etmeyen monofizit geleneğe mensuptur- gibi Hıristiyan din adamları başta olmak üzere Hıristiyanlarla ilişkileri, Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarına ilişkin farklı perspektifler, problemler, sebepler, alanlar (zühd, kudsi hadisler, uydurma hadisler, apokaliptik, kısasu’l-enbiya) ve iddialar bağlamında inceleyen hacimli bir çalışmadır.
Eserin son bölümünde zühd ile alakalı 15 hadis/rivayet karşılaştırmalı olarak tek tek değerlendirilmiştir. Bu meyanda en dikkat çekici olan hadisler/rivayetler, Hıristiyanların, özellikle de “Katoliklerin Fatihası” konumundaki “Pater Noster (Babamız)” duasının oldukça benzer versiyonunun hadislerde yer almasıdır. Özellikle zühd konulu hadis kaynaklarında birebir tercüme edilen ve Matta İncili’nde Hz. İsa’nın Dağ Vaazı’nda yer alan oldukça çarpıcı “tuz” ve “ışık” metaforu ve Havarilere hitaben; “Siz dünyanın tuzu ve ışığısınız...” sözü de örnek verilebilir. Zira benzer bir söz Allah Rasulü’nün (s) hadisi olarak da nakledilmiştir. Keza rivayet geleneğimizdeki “dünyanın aşırı yerilmesi”ne dair çoğu uydurma olan rivayetlerin Hıristiyan kültürü ve gnostik kültür kaynaklı olduğu görülmektedir.
Çalışmada ayrıca dünyanın sonuna dair “apokaliptik, fiten ve melâhim” rivayetleri ve “armegedon” inancı ve literatürü de İnciller (kanonik ve apokrif) ve hadislerle mukayeseli olarak ele alınması, özellikle gücü kutsayıp hakkı tahkir eden küresel sömürü düzeninin üretmiş olduğu terör örgütleri marifetiyle Müslümanların insafsızca dövüldüğü bir dönemde bu maşa örgütlerin önemli bir dayanağı olan fiten ve melahim rivayetlerinin etraflıca incelenmesi büyük önem arz etmektedir.
İncillerin Kur’an ve hadislere değil İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü ortaya koyabilmek
Uzun yıllar Avrupa’da araştırma ve eğitim faaliyetlerini yürüten ve konusunun uzmanı olarak alanında kalem oynatan Özcan Hıdır’ın Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli eseri, çok detaylı problemlere dalmakla beraber, netice olarak Kur’an ve hadislerle mukayese edildiğinde İncillerin esasen İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü tespit etmesi büyük önem taşımaktadır. Zira hadisler senetlere sahiptir ve ayrıca ciddi bir tenkitsüzgecinden geçerek bize kadar ulaşmıştır. İnciller içinse böyle bir sağlam rivayet metodundan söz etmek oldukça zordur.
Sekiz yüz kadar temel kaynak incelenerek hazırlanan eser; hadis başta olmak üzere, dinler tarihi, şarkiyatçılık/oryantalizm, tasavvuf/zühd ve tarih alanlarını yakından ilgilendiren ve bu alanlara dair Doğu’dan ve özellikle Batı’dan ciddi bir de literatür sunmaktadır. Kurgusu, deseni, yöntemi, yaklaşım tarzı ve zengin içeriğiyle eser, bu alanda yapılacak bundan sonraki çalışmalara anaçlık etmeye aday bir mahiyet arz etmektedir.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli doktora çalışmasında, literatürde “israiliyyat” adıyla bilinen Yahudi kültürünün hadislere etkisi tartışmalarını; daha doğru bir ifadeyle Batılı araştırmacıların ve özellikle indirgemeci revizyonist oryantalistlerin 200 yıllık bir süreçte geliştirdikleri “İslam’ın, Kur’an’ın ve Hadislerin Yahudi kökeni teorisi”ni İslam kaynakları ve İslami perspektiften inceleyen Özcan Hıdır, yeni yayımlanan Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli profesörlük çalışmasında, literatürde “mesîhiyyât” diye isimlendirilen Hıristiyan kaynakları ve kültürünün hadislere etkisine dair Batı’dan ve Doğu’dan yükselen tartışma ve iddiaları Hıristiyanlığın en önemli yönelimi olan “ascetism/zühd” düşüncesi ve literatürü bağlamında ele almaktadır.
Özcan Hıdır Hoca’nın, yoğun emek mahsulü bu kıymetli eserlerini, geniş birer özet mahiyetindeki iki ayrı makaleyle daha geniş bir okuyucu kitlesinin dikkatine sunması, öncelikle bu iki makaleyi en azından Arapça ve İngilizce’ye çevirerek yayınlaması, eserlerin mevcut zihin karışıklığının bertaraf edilmesinde görev üstlenebilmesi için elzemdir. Daha sonra bir araştırma merkezi bu eserlerin başka dillere tam çevirilerini yaptırarak yayımlarsa hem eserlere hak ettiği değer verilmiş hem de etkileri daha geniş alanlara yayılmış olacaktır. Bu vesileyle müellifi yürekten tebrik eder, çalışmalarının bereketlenerek devamını dileriz.

ALINTI

Son 1 aydır Türkiye, İslam’ın, dinin, şeriatın ya da din kültürünün güncellenip güncellenemeyeceği, güncellenebilecekse hangisinin kim tarafından ve ne şekilde güncellenebileceği konularında siyasetçilerden akademisyenlere, ilahiyat hocalarından köşe yazarlarına kadar binlerce insan tartışmaya katılmakta, usul, adap ve erkân gözetmeyen sosyal medya kavgaları gereksiz dargınlıklarla yol açmaktadır. Bu hengâmede, Özcan Hıdır Hoca’nın biri 5. Baskısıyla, diğeri ise ilk baskısıyla okuyucuya sunulan iki eserine dikkat çekmek istiyoruz.
Yahudi Kültürü ve Hadisler
Hıristiyan Kültürü ve Hadisler
Çalışmalarını Yahudi ve Hristiyan kültürünün İslam, Kur’an ve hadislere etkisine ilişkin tartışmalar, dinler ve kültürlerarası etkileşim, İslamofobi-İslam karşıtlığı, kültürel ırkçılık, “Protestanlık-Martin Luther ve İslâm”, “Avrupa ve Batı’da İslam”, “Kur’an ve Hz. Peygamber imajı”, “Batı’da Kur’an ve Sünnet’e yaklaşımlar”, “hadis oryantalizmi ve oksidentalizmi” ve “Avrupa’daki Türkler ve Müslümanların dinî-manevi, sosyo-kültürel, eğitim ve aile ile ilgili problemleri” gibi konulara yoğunlaştıran Özcan Hıdır, 2017 sonunda yayımlanan “Hıristiyan Kültürü ve Hadisler” isimli eserini, “Zühd Hadisleri ve Literatürü Özelinde” oldukça detaylı iktibaslarla telif edilen ve İnsan Yayınları’nın 690. yayını olarak ilim adamlarının, araştırmacı ve okurların ilgisine sunulan eser, 2016 yılında İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi’ne intisap eden Özcan Hıdır Hoca’nın profesörlük çalışmasıdır.
“İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan Kökeni Teorisi”ni bilimsel yöntemle reddetmek
Hocanın “İsrailiyyat ile Hadis İlişkisi”ni inceleyen doktora çalışması da 2006 yılında yine İnsan Yayınları tarafından “Yahudi Kültürü ve Hadisler” başlığıyla yayımlamıştı. 2018 başında beşinci baskısını yapan bu eserin devamı ve mütemmimi mahiyetindeki yeni eserinde Özcan Hoca, hadisleri, İnciller ile karşılaştırıyor. Farklı kesimlerce sıkça gündeme getirilip tartışılmakla beraber hadislerin, İnciller (kanonik-apokrif) ile karşılaştırılması, Türkiye’de olduğu gibi diğer İslam ülkelerinde de çoğunlukla bilimsel yöntemleri dikkate almadan ve tarafgirlikle yürütülen netameli bir konudur.
Özellikle tefsir ve tarih kitaplarında yer alan ve “isrâiliyyât-mesîhiyyât” olarak adlandırılan rivayetlerin tedkîkine dair İslâm dünyasında genel anlamda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Mesela Necmüddîn et-Tûfî ve Seyyid Ahmed Han gibi âlim ve yazarların İncillere yaptığı tefsirler bu konuda örnek verilebilir. Ayrıca Mukâtil b. Süleyman ve Bikâi gibi müfessirlerin tefsirlerinde de Kitab-ı Mukaddes’e ait bilgiler yoğun şekilde kullanılmıştır. Ne var ki, meseleyi hadisler özelinde arka plan bilgileriyle birlikte inceleyen ilmî çalışmalar yok denecek kadar azdır. Buna karşılık oryantalistler, özellikle de “revizyonist-indirgemeci” ekole sahip oryantalistler ise konuyu sürekli “İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan kökeni teorisi” çerçevesinde ele alıp ortaya ziyadesiyle iddia atmışlardır.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli eseriyle Türk dilinde üretilen literatürde önemli bir boşluğu dolduran Özcan Hıdır, Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli yeni eseriyle meselenin ikinci yarısını da tamamlamış oldu. Hocanın her iki eserinde derinlemesine incelediği ve Yahudi ya da Hıristiyan kültürünün etkisine maruz kaldığı iddia edilen 100 kadar hadisi tek tek ele alarak, bu bağlamda ortaya çıkan bazı teorik ve metodolojik problemleri inceleyerek genel bir değerlendirmeye ulaşacağı üçüncü eserinin de 2018 yılı içinde yayımlanacağı müjdesi memnuniyet vericidir.
Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarını bilimsel yöntemle incelemek
Kitap, kavramsal çerçeve, metot ve kaynaklara dair bilgi ve değerlendirmelerin yer aldığı giriş bölümünün ardından; ana hatlarıyla Hıristiyanlığın tarihi ve kutsal kitapları, tarihte Müslümanlarca yapılan İncil tefsirleri/yorumları, İbn Asâkir’e ait “Müslüman İncil” diye nitelenen eser, Barnaba İncili tartışmaları, Arap Yarımadası’ndaki Hıristiyanların kutsal kitap ve mabed/manastır açısından durumu, İncillerin Arapçaya tercümesine dair tartışmalar, ebedi hikmet ve dinler-kültürler arasındaki geçişkenlik, Rasulullah (sas) ile ilk Müslüman nesillerin (sahâbe ve tâbiûnun) Varaka b. Nevfel, Bahira, Addas, Süheyb b. Samit, Ebu Amir ve Mekke’deki Habeşli bazı köleler -ki bu isimlerin önemli bir kısmı teslisi/üçlemeyi kabul etmeyen monofizit geleneğe mensuptur- gibi Hıristiyan din adamları başta olmak üzere Hıristiyanlarla ilişkileri, Hıristiyan kültürünün hadislere etkisi iddialarına ilişkin farklı perspektifler, problemler, sebepler, alanlar (zühd, kudsi hadisler, uydurma hadisler, apokaliptik, kısasu’l-enbiya) ve iddialar bağlamında inceleyen hacimli bir çalışmadır.
Eserin son bölümünde zühd ile alakalı 15 hadis/rivayet karşılaştırmalı olarak tek tek değerlendirilmiştir. Bu meyanda en dikkat çekici olan hadisler/rivayetler, Hıristiyanların, özellikle de “Katoliklerin Fatihası” konumundaki “Pater Noster (Babamız)” duasının oldukça benzer versiyonunun hadislerde yer almasıdır. Özellikle zühd konulu hadis kaynaklarında birebir tercüme edilen ve Matta İncili’nde Hz. İsa’nın Dağ Vaazı’nda yer alan oldukça çarpıcı “tuz” ve “ışık” metaforu ve Havarilere hitaben; “Siz dünyanın tuzu ve ışığısınız...” sözü de örnek verilebilir. Zira benzer bir söz Allah Rasulü’nün (s) hadisi olarak da nakledilmiştir. Keza rivayet geleneğimizdeki “dünyanın aşırı yerilmesi”ne dair çoğu uydurma olan rivayetlerin Hıristiyan kültürü ve gnostik kültür kaynaklı olduğu görülmektedir.
Çalışmada ayrıca dünyanın sonuna dair “apokaliptik, fiten ve melâhim” rivayetleri ve “armegedon” inancı ve literatürü de İnciller (kanonik ve apokrif) ve hadislerle mukayeseli olarak ele alınması, özellikle gücü kutsayıp hakkı tahkir eden küresel sömürü düzeninin üretmiş olduğu terör örgütleri marifetiyle Müslümanların insafsızca dövüldüğü bir dönemde bu maşa örgütlerin önemli bir dayanağı olan fiten ve melahim rivayetlerinin etraflıca incelenmesi büyük önem arz etmektedir.
İncillerin Kur’an ve hadislere değil İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü ortaya koyabilmek
Uzun yıllar Avrupa’da araştırma ve eğitim faaliyetlerini yürüten ve konusunun uzmanı olarak alanında kalem oynatan Özcan Hıdır’ın Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli eseri, çok detaylı problemlere dalmakla beraber, netice olarak Kur’an ve hadislerle mukayese edildiğinde İncillerin esasen İslam literatüründeki sîret kaynaklarına denk düştüğünü tespit etmesi büyük önem taşımaktadır. Zira hadisler senetlere sahiptir ve ayrıca ciddi bir tenkitsüzgecinden geçerek bize kadar ulaşmıştır. İnciller içinse böyle bir sağlam rivayet metodundan söz etmek oldukça zordur.
Sekiz yüz kadar temel kaynak incelenerek hazırlanan eser; hadis başta olmak üzere, dinler tarihi, şarkiyatçılık/oryantalizm, tasavvuf/zühd ve tarih alanlarını yakından ilgilendiren ve bu alanlara dair Doğu’dan ve özellikle Batı’dan ciddi bir de literatür sunmaktadır. Kurgusu, deseni, yöntemi, yaklaşım tarzı ve zengin içeriğiyle eser, bu alanda yapılacak bundan sonraki çalışmalara anaçlık etmeye aday bir mahiyet arz etmektedir.
Yahudi Kültürü ve Hadisler isimli doktora çalışmasında, literatürde “israiliyyat” adıyla bilinen Yahudi kültürünün hadislere etkisi tartışmalarını; daha doğru bir ifadeyle Batılı araştırmacıların ve özellikle indirgemeci revizyonist oryantalistlerin 200 yıllık bir süreçte geliştirdikleri “İslam’ın, Kur’an’ın ve Hadislerin Yahudi kökeni teorisi”ni İslam kaynakları ve İslami perspektiften inceleyen Özcan Hıdır, yeni yayımlanan Hıristiyan Kültürü ve Hadisler isimli profesörlük çalışmasında, literatürde “mesîhiyyât” diye isimlendirilen Hıristiyan kaynakları ve kültürünün hadislere etkisine dair Batı’dan ve Doğu’dan yükselen tartışma ve iddiaları Hıristiyanlığın en önemli yönelimi olan “ascetism/zühd” düşüncesi ve literatürü bağlamında ele almaktadır.
Özcan Hıdır Hoca’nın, yoğun emek mahsulü bu kıymetli eserlerini, geniş birer özet mahiyetindeki iki ayrı makaleyle daha geniş bir okuyucu kitlesinin dikkatine sunması, öncelikle bu iki makaleyi en azından Arapça ve İngilizce’ye çevirerek yayınlaması, eserlerin mevcut zihin karışıklığının bertaraf edilmesinde görev üstlenebilmesi için elzemdir. Daha sonra bir araştırma merkezi bu eserlerin başka dillere tam çevirilerini yaptırarak yayımlarsa hem eserlere hak ettiği değer verilmiş hem de etkileri daha geniş alanlara yayılmış olacaktır. Bu vesileyle müellifi yürekten tebrik eder, çalışmalarının bereketlenerek devamını dileriz.

ALINTI