• Ne yollarda arıyorum seni. Ne gitarımın telleri sana sesleniyor artık. Bu aşk için her şey oldum sana göre bir tek “aşk” olmadım. İnanmadığın ben değilim belki de. Benim sana olan adanmışlığıma inanamadın. Güven ve huzur hep bir kalabalık göründü sana. Haklıydın aslında onca saldırıya, iftiraya, göz yummalara, saçmalıklara, hiç sayılmaya, aşk adı altında yapılan tüm ihanetlere katlanmak sabır göstermek her babayiğidin harcı değildi. Bildiğin gibi sokaklardan geldim ve kimsesizliğime geri döndüm. Oysaki ne güzeldi hayatım. Tanrı vardı ben vardım cebimdeki üç kuruşu paylaştığım sokak hayvanları vardı. Hatırladığını sanmıyorum, bir sabah namazında camiden kovulmuştum. Allah’ın evine namaz vakitlerinde sıcak yataklarından kalkıp gelen muhterem insanlar tarafından. Doğru ya onlardı sahibi Allah’ın evinin. Benim gibi Tanrı tarafından bile kabul edilmemişin ne işi vardı. Onların yalan kokan sahte dualarının arasında. Sizler galip ve güçlüydünüz bense sokakların ve karanlıkların sessizliğini bozan bir serseriydim. Acım olamazdı zaten hakkım yoktu. Alt tarafı el attığım her işi batırmıştım. “(Annem)’i “ kanserden kaybetmiş. Evsiz kalmıştım. Önümde maddiyattan çok çürümüş beyinlerden ve ruhsuzlardan oluşan imanlılar! Ordusu vardı. Ve benim elimde bir tek gözyaşlarım kalmıştı. Hatırlıyorum da o zamanları Ramazan ayıydı. Ramazan çadırları kurulmuştu ve ben hayatım boyunca o kadar gururlu olduğumu bilmiyordum. İhtiyacı vardı bir lokmaya bedenimin biliyorum. Ama benim derdim bedenime hapis kalmış ruhumu doyurmaktı. Gidemedim, gururumu yenip. Açlık, karanlık, ağlayış ve diş gıcırtıları kalmıştı bana soğuk mevsimde. Yine de yılmadım biliyorsun. Sonrasında şahit oldun ayağa kalkışıma. Tek tek çözmeye başladım tüm dertlerimi. Maddi sorunlarım yok noktasına yaklaştı ama içimdeki boşluk daha bir büyüdü. Meğer Se ilk yıkılma da bırakmalıymışım. İkinci kez yenilgi daha bir acı oluyormuş...@re
  • yârimi ellere gelin etmişler de doldu gizlice gözlerimiz
    arada bir sigaramızın dumanına değdi saçları, yandık
    gözlerimize, gece mührü gözlerinin gölgesi düştü bazen
    bir yerlerde adı geçince, gözümüze aşk kaçtı
    içimizde bir yer sızladı inceden, sustuk

    kaybetmişliğe sitem ettiğimiz oldu bazen
    gözümüzde kaldı muradımız,
    yâr en çok düşlediğimiz haliyle, ellere giderken
    daha bir acıdı canımız, babalardan dinlerken
    duvarlarda yumruklarımızın izi kaldı
    avuçlarımızda okşanmamış saçlarımız
    ama kendimizeydi ahımız ya da eyvahımız
    yine de o mutlu olsun istedik hep
    en kızdığımızda bile dilden gönle inmedi bedduamız
    sevdamız kadar büyük yandı oysa canımız

    biz başka severdik, o sebepten başka sevemedik
  • Biliyorum sana giden yollar kapalı
    Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

    Ne kadar yakından ve arada uçurum;
    İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
    Ben artık adam olmam bu derde düşeli

    Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

    Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

    Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.

    Cemal Süreya
  • 272 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    #Kitapyorumu
    @erturkaksun @erturkaksun_kitaplari
    #VEKIZINADIGECE Aşk acısı çektiğini zanneden bir genç ile aşk acısı çeken bir adamın tesadüf eseri karşılaşması. Tarik ağabey ile doruk. Ve bir birlerinin aynada ki yansıması. Doruk tam hayattan vazgeçerken hergun aynı saatte aynı yerde fotoğraf çeken bir adam tarafından hayata bağlanması.
    Gece kız... Ah gece kız...
    60 yasinda birlikte ölmek istersen kaderin oyunları hiç bir zaman peşini bırakmaz . Birinin hayatta kalması gerekti. Gece kızı yaşatmak için... Ve onu sonsuza kadar yaşatacak olan Tarık...
    Kitapta sadece iki kişinin yaşadığı sevgi saygı cesaret ve bu devirlerde olmayan güvenin yanında yabancı yazarlar hakkında da öğrenebileceğiniz, bunun yanında her zaman sevgi ve saygı ile andığım DENIZ GEZMIS MAHIR ÇAYAN VE DEVRIMCILERLE ilgili konular ve tıpkı yazarımızın olduğu gibi benimde NAZIM HİKMET hayranı olmam bu kitaba beni hayran
    bıraktı. Kaleminize sağlık sevgili yazarımızın ve okunması gereken kitaplar arasında olduğu kanaatindeyim. Okuyacaklara Simdiden keyifli okumalar.
    Kitaptan alıntılar özgürlük pahalı bir makyajdır yaşam, onu inşa etmediğin sürece ve özgürce karsılamadıktan sonra,ha ceza evinde olmuşsun ha dışarıda, farketmez...
    senden sonra güneş doğmadı bu kente,rüzgar esmedi. Tüm öyküler yarım kaldı, sustu anlatıcılar. Arkası yarın dedi radyo programcısı. Arkası yarım ve darmadağınık...
    (Fotograf;ben yine biblo delisi uyum sağlattim tarik abim ve gece kız çocukları ile birlikte bir kuş gibi özgürlüklerine kavuşmaları dileğiyle)
  • ...kulaklarında bir Mevlevi müziği ve yüreğinde Mevlânâ'dan dizelerle...
    "Ölüm diye bir şey yok bu ummanda
    Umutsuzluk da yok, hüzün de, kaygı da...
    Bu umman sonsuz aşk ve sevgi dolu
    İyiliğin, cömertliğin ummanı bu."
    Ayşe Kulin
    Sayfa 326 - Remzi kitabevi
  • Gönül, aşk ve sevgiyle yoğrulmaz ise,
    Ne cami paklar onu, ne de kilise.
    Ama aşk kitabında adı olanlar,
    Cennet ve cehennemden hürdür isterse!
  • 176 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Kitap Yorumu
    Kitap Adı Nazım HİKMET VE Tosca'sı (Semiha Berksoy)Mektuplaşmalar.
    Yayın evi : @kirmizikediyayinevi
    Öncelikle size Semiha BERKSOY kimdir ? Bunu anlatmak istiyorum. Semiha Berksoy (1910 - 2004)
    İlk Türk kadın opera sanatçısı ve ressam Semiha Berksoy, 1910 yılında İstanbul’da doğdu. Yüksek dramatik soprana olarak Ankara Devlet ve Opera Balesi’nin başsolistlerinden olan Berksoy, ‘Mezardan Gelen Mektup’ hikayesinin de yazarıydı. Sanatçı, İstanbul Konservatuarı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi Resim ve Tiyatro Okulu’nda eğitim aldıktan sonra, İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sesiyle üne kavuştu, Türk ve Avrupa operetlerinde oynadı.Ulu Önder Atatürk tarafından 19 Haziran 1934 tarihinde takdir edilen Berksoy, ilk Türk operası olan Adnan Saygun’un bestelediği ‘Özsoy’da Ayşim başrolünü oynadı. Aynı yıl devlet bursuyla gittiği Almanya’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’nü birincilikle bitiren Berksoy, 1939’da Richard Strauss’un ‘Ariadne Auf Naxos’ operasında Ariadne rolünü oynayarak, Avrupa’da sahneye çıkan ilk Türk opera primadonnası oldu.

    Türkiye’ye 1940 yılında dönen Semiha Berksoy, Ankara Halkevi’nde, Carl Ebert’in rejisini yaptığı ‘Tosca’ ve ‘Madame Butterfly’ operalarında oynadı. ‘Il Travatore’ operasındaki rolüyle 30. sanat yılı jübilesini kutlayan Berksoy, Devlet Tiyatrosu’nda da dram bölümünde çeşitli oyunlarda rol aldı. ‘Deli Dolu’ ve ‘Lüküs Hayat’ operetlerinin ilk icrasını da gerçekleştiren sanatçı, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 50. yılında, TBMM tarafından ilk kadın opera sanatçısı olarak ‘Atatürk Opera Ödülü’ne layık görüldü.
    🤗🤗Evet şimdi de gelelim yoruma🤗🤗
    Tesadüf bir şekilde Nazımın yazdığı bir şiiri sahnede okumak üzere çalışırken Nazım HİKMET görüp aşık olan bir Semiha karşımızda. Nazım Hikmet tabi boş durur mu? Hemen o romantik adam cıkmış sahneye. Tabi o zaman Nazım evli Piraye ile. Bir süre bu aşk devam etmiş . Ikinci kadın olmaya dayanamayan Semiha terk ediyor 🤦‍️etmesine ama muazzam bir dostluk ortaya çıkıyor. Işte bu dostluğun tüm ayrıntıları bu kitapta gizli 🤗🤗🤗
    okumanızı tavsiye ederim. Çünkü gerçekten içinde çok degisi