Başına bir şey geldiğinde ‘Şöyle yapsaydım keşke’ deme, bunun yerine ‘ Allah’ın takdiri bu, O ne dilerse yapar ‘ de. ‘Keşke ‘ sözü, şeytanın sevdiği işlerin kapısını açar.”
Yapıcı pişmanlık ile utanç arasındaki fark şudur: pişmanlık “Kötü bir şey yaptım” derken,
utanç “BEN kötüyüm” der; pişmanlık davranışa, utanç kişiye odaklanır; pişmanlık başkalarının duyguları ile ilgilenirken, utanç sadece kendi değersizlik duygusuyla meşgul olur. Utanç, insanı umutsuzluğa sevk ettiği için değişim için harekete geçirmez. Sonuçta kötü biri olduğuma inandığım için de bir şeyleri düzeltmek için kendimi yetersiz hissederim……Utanç, problemden kaçmanızı isterken pişmanlık, bunu düzeltmeniz için sizi motive edecektir.
O, kendi zatında ve makamında var olmaya devam etmektedir. Ondan mahrum olan, onu "kayb" eden biziz. Yapmamız gereken de onu bulmak için kendimizi bulmak; bakmayı, görmeyi, duymayı, hissetmeyi, akletmeyi öğrenmektir.
Güneşin ışığını gösteren en sağlam karinenin güneşin kendisi olması gibi, Allah' ın tek ve mutlak oluşuna en büyük şahit ve delil de yine Yaratıcı'nın kendisidir.
"Takva medresesi”nin talebeleri, madden mânâya, surette öze, fâniden bâkiye, zahirden batına yolculuğun ancak dünyadan yüz çevirip Allah'a doğru sefere çıkmakla ( es-seyrü ilallah) mümkün olduğunu bilirler. İnsan, varlığın mânâsını ve onun da kaynağı olan ilahi hakikati ancak böyle bir sefere çıktığı zaman bulabilir.