Leyla Adak

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla Uçak örneğin uçurtma mesela Altınakonabilir bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için Sallanan bir masa Veya şiir yazılabilir süresi ötekilerden kısa Bir ömür üzerine Bir beyaz kağıda herşey yazılabilir Senin dışında Güzelliğine benzetme bulmak zor Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan herşeyden Bir gülden, bir ilk bir sonbahardan sor Belki tabiattadır çaresi senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim Anlarım bitkiden filan ama anlatamam Toprağın güneşle kavuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla Sen bana ışık ver yeter bende filiz çok Köklerin içimde gizlidir, Gelen, giden arayan, soran dere budak yok Bir şiir istersin içinde benzetmeler olan Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar güzel birşey yok...yok! Uzun bir yoldan gelen, tedariksiz katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Herşeyi anlattım olan olmayan, acıtan sancıtan Bilsem kisana varmak içindi bütün mola sancıları, Daha hızlı koşardım, severadım gelirdim gözlerinin mercan maviliğine Sana bakmak suya bakmaktı Sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şimdi sen gidiyorsun ya, herkes sana benzeyecek. Bahçe kapısından sızdılar, Aralık kalmış neresi varsa hayatımın Bünyede bastırılmamış ne kadar eşyam varsa orada Daha asitli bir yalnızlık için dilek tutuyorum şarkılara, Sıradaki benim şansıma diyorum, haberler başlıyor birden Benden hazin biçimde bahseden... Kumsalların istenmeyen kaç kum tanesi varsa Önde gideniyim her tazyikli alkışta. Zayi makamında bestelenmiş yazılar kaldı avluda, Gitme diye yalan bile söylerim. Yerini söylerim ne saklamışsam kal diye. Bu yazı serin tutalım diye, çıplak tenlerde gece yarısı Tatlı bir soğukluk olsun diye. Her sevişme, aramızdaki her üryan gelişme... Hem gidenedir bu şiir hem gelecek olana, O da biraz oyalanıp gider nasılsa. Hep haberler başlayacak biliyorum, Hangi şarkıyı seçsem şansıma. Şimdi şifa niyetine giriyorum sulara. Mavisine değil denizin Sade tuzuna...
Bir duruşu olmalı insanın, Bir bakışı, Bir anlayışı, Bir aşkı, Bir davası olmalı.. Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.. Ve insan en çok göğe vurgun, Sonra zifiriliğe,şiire.. Ve hep Allah’a.. Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış gibi kalbimiz.. Ah şu yalnızlık kemik gibi, Ne yana dönsem batar, Çünkü kırıldım saç uçlarıma kadar.. Şu küçücük kalpte ne hakkın yüklü Beni kabullen, kendini yanına,al gidelim. Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, Senin kapın çarpmasın diye elimi koydum.. Şimdilik yoksun,üstelik uzaktasın, Ellerin yapayalnız biliyorum, Gözlerin dalıyor yine,hep benim için olmalı. Yine de biri çıksa ,nasılsın dese, Alışkanlık iyim diyeceğim.. Neyse.. Bitti o şiir, başka mısra gerekmez.. Cahit Zarifoğlu
TAHİR İLE ZÜHRE MESELESİ Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. Nâzım Hikmet Ran
Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur… Hz.Mevlana