• *KAÇ TAKİPÇİN VAR* *SENİN?*
    🖋🖊🖋🖊🖋🖊🖋
    *🗝Geçen gün :*
    ```“Kaç takipçin var?” diye sordum, sosyal medya fenomeni bir arkadaşa. ```
    -⏳ *“Çok” dedi, uçuk rakamlardan sözetti.* ```Nabzımı yoklamak için :```
    *-“Senin de çoktur”* ```deyip gözlerimin içine baktı. ```
    *-“Yok" dedim,*
    -📚```"Benim senin kadar çok takipçim yok. Hepi topu topu```` *sekiz*``` tane dedim.”
    Merakını gidermek için saymaya başladım:````

    📌💎```Birinci
    ve en büyük takipçim```` *Alemlerin Rabbi ALLAH'tır * .```Uykuda bile takip eder beni.
    O’ndan gizli kalmak mümkün değildir.````

    *Sonraki*
    ```iki adet takipçim ise```
    *Kirameyn katibeyn dir.*
    ````İyi kötü, hayır veya şer ne yapsam anında kayda geçerler.````
    📌 *Dördüncü*
    ```takipçim``` *şeytandır*.
    ```Ve takipçilerin en tehlikelisi.
    Hayırla hiç işi olmaz.````

    📌 *Beşinci* takipçim *nefsimdir* .
    ```Tıpkı boynu bükük, masum yüzlü ama şımarık bir çocuk gibidir.
    Aç gözlüdür, doymak nedir bilmez. ```
    .
    📌 *Altıncı* sıradaki takipçim ise *rızkımdır* .
    ```Şimdiye kadar bir vefasızlığını görmedim```

    📌 *Yedinci*
    ```takipçim de imtihan için olduğunu bildiğim musibet ve sıkıntılarımdır. Çoğunlukla beni okşar gibi geçerle ama çoğu zaman da ziyareti uzayan bir misafir gibi oturdukları yerden bir türlü kalkmak bilmezler.```

    🌪```Sekizinci ve son takipçim ise```` *ölümdür* .
    ```Her an yanında taşıdığı mutlaka bir bahanesi vardır.
    Trafik ve iş kazaları, kalp spazmı,
    nefes yetmezliği, doğal afetler,
    savaş ve terör eylemleri,
    yaşlılık ve hastalık onun en çok kullandığı bahanelerdendir. ```
    *Ben onu unutsam o beni unutmaz, ense kökümde dolaşır durur.*

    ```Bütün takipçilerimin hepsi bu kadar. Aslında bir tane daha var.````
    🎞 *O da, siz beni mezarlıkta bırakıp gittikten* ```sonra benimle kalacak olan```
    *📗salih amellerim.*
  • ... dün de bugün de, insanlık, büyük bir çoğunlukla elem ve ıstırap içindedir: Hastalıklar, afetler, savaşlar, yoksulluklar, mahrumiyetler, ayrılıklar, buhranlar, sıkıntılar...Istırapları dindirmek, elemleri gidermek için insan kudreti, insan ömrü kafi gelmiyor. İnsanüstü ve madde ötesi yüce bir varlığa, sonsuz bir kudret sahibine bağlanmaktan başka çare kalmıyor.
    Bekir Topaloğlu
    Sayfa 21 - Çamlıca Yayınları
  • Kötülük sorunu karşısındaki yaygın teist savunmalardan bir diğeri de Tanrı'nın bize kötülüğü seçme özgürlüğü tanıdığıdır. Bu insan kaynaklı eylemlerden kaynaklanan ıstıraplar için geçerli olabilir; ama nedensiz ıstırabın çoğu insan kaynaklı olmaktan ziyade doğa kaynaklıdır. Birçok hastalık ve 2004'te yüz binlerce insanın canını alan tsunami gibi doğal afetler bu durumun çarpıcı örnekleridir. Aslında bunlara "Tanrı'nın takdiri" denilir. Peki hayvanların ıstırap çekmesinin amacı nedir? Belki bunu da anlayışla karşılayabiliriz, ama bu kadar çok acıya neden gerek vardır? Ya insanlar sahneye çıkmadan çok önce feci şekillerde ölmüş yüz milyonlarca canlıya ne demeli?
  • 303 syf.
    ·6948 günde·Beğendi
    Bir kent düşünün:
    Veba salgınına esir düşen...
    Haftada 700 civarı can alan...
    Halkı tecrit edilmek zorunda bırakılan...
    Kent kapıları kapatılarak,kente giriş çıkış yasaklanan...
    Enfeksiyon riski nedeniyle mektuplaşmanın bile yasaklanarak,sayılı kelimelerle çekilebilen telgraflar ile özlem giderilen...
    Bu illetten kurtulmak için dua ayinleri düzenlenen...
    Sürekli toplu mezarlar kazılan...
    Ölüleri törensiz gömülen...
    Umudu ,cesareti, sevinci sıfır ; umutsuzluğu, korkusu ve kederi devasa olan bir kent...

    Evet o kent Cezayir'in Oran kenti.

    Kentin en iyi doktoru Rieux ve arkadaşı Tarrou vebaya karşı direnir , salgını kurutmak ve insanları kurtarmak için çalışmalar yaparlar.Tarrou ,salgın hakkındaki izlenimlerini günlüğüne sürekli yazar.Zaten eser içinde de bunlardan alıntılar karşımıza çıkıyor.

    1992 yılında "La Peste " orijinal ismiyle sinemaya uyarlanan bu muhteşem kitap , IMDB puanlarına bakılırsa aynı büyüyü yakalayamamış.

    Camus inanılmaz duygu yoğunlukları yaşamış ve bunu eserlerine aktarmış.Felsefi dehası da cabası.Kuru kuruya asla okuyup geçemezsiniz.Her cümlesi ,uzun uzun düşünmeye sevk eden bir öğreti niteliğinde.

    Buraya kadar bahsettiklerim üzerine, sıradan bir hastalık vakasını konu alan bir kitap sandınız değil mi? Nobel ödüllü usta isim bizlere "Doğal afetler insanlar ve kentler için bir yıkımdır.Karşısında dimdik durmak,mücadele etmek,boyun eğmemek ve doğru kararlar almak esastır" mesajı vermek amacında sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
    Evet bu mesajları verdiği bir gerçek amma velakin veba sadece bir araç...
    Aslolan ideolojidir...
    Aslolan davadır...

    Kitabın yazılış tarihi,içerik hakkındaki en önemli en önemli ipucumuz zaten : 1947...Literatürlere o şekilde girmemiş ama bence kesinlikle enfes bir distopya örneğiydi Veba..
  • Başı dertte olan ve ilk kez bir psikiyatristle görüşen on beş yaşındaki çocuklar, özellikle mutsuz olduklarında, fazla konuşmazlar ve Bobby gözle görülür bir şekilde çok mutsuzdu. Gözlerini yerden kaldırdığında yüzünü kısa bir an için görebildim. İfadesizdi. Ne gözlerinde ne de ağzında en küçük bir hayat belirtisi vardı. Yüzünde, filmlerde toplama kamplarından sağ kurtulanların veya doğal afetler nedeniyle evlerini ve ailelerini kaybedenlerin yüzlerinde gördüğüm ifade vardı: bitkin, duygusuz, ümitsiz.
  • Reenkarnasyon anlayışına göre yaşam, ilkelden gelişmişe
    doğru bir okuldur ve bu okulda her insan ayrı bir sınıfta dersini öğrenmeye çalışır. Bu düşüncede olan insanlar, dünyayı bir imtihan ve sınanma dünyası olarak değil de hep bir azarlan-
    ma yeri ve bir tür hapishane olarak yorumlarlar. Onlara göre
    dünya bir musibet yeridir. Bütün bela ve afetler, nimetler veya
    mutluluklar, önceki hayatında yapmış olduğu iyi ya da kötü işlerin neticesidir. Hesabın görülebilmesi için de, insanın tekrar tekrar dünyaya gelmesi gereklidir!
    Öldükten sonra dünyada tekrar bedenlenme düşüncesinin özünde, ahiret inancının olmaması önemli derecede rol alır.
    Ölümden sonra yok olmaktan korkan insanların, bu korkularını yenebilmesi için çıkar yol olarak ruh göçüne sarılmaları bu nedenledir. Nitekim reenkarnasyonun ilk çıktığı yerler, Hindu dinleri ve Budizm inançları olmuştur.
  • Dünyadan ziyade âhirete bağlı olanların çektikleri sıkıntı daha fazladır. însanın Allah'a yakınlığı artıkça karşılaştığı belâ ve âfetler de fazla olur. Fakirlikleri artar. Nitekim Hz. Peygamber (S.A.V.) buyuruyor:
    "Dünyada belâların en şiddetlisiyle fakirliklerin en beterine mübtela olan
    Peygamberlerdir. Sonra, veliler, şehitler takva sahipleri ve bunlara benziyen
    sâlih kişilerdir." Bundan anlıyoruz ki Allah yolunda olanlar her zaman sıkıntılara, zorluklara maruz, kalırlar. O halde tâat ve ibadette bulunurlar, karşılaştıkları belâ ve musibetlerin tasasıyle uğraşmayıp sabrederlerse hem gayelerine erer ve hem de büyük sevap kazanırlar.