• Neden ekonomimiz istikrarlı bir büyüme yaşıyorken düşüşe geçti ?
    20 Ocakta dolar kuru: 3.8 (Zeytin Dalı Operasyonu Başlangıcı)

    ABD'nin rolü petrolün veya değerli kaynakların olduğu yere çökmek.
    İngiltere'nin rolü 2 tarafı izleyip nasıl çıkar sağlayacağını hesaplamak.
    Türkiyenin rolü ABD Suriyede cirit atarken bunu izlemek ama rolünü yapmayan Türkiye filmin konusunu değiştiriyor...

    ABD'nin Suriyede ne işi var yaw? Ne işi olacak suriyede kesin para eden bir şey var ve petrol stokları azalıyor bir şey yapmaları lazım. Şunuda unutmamak gerekirki o bölgedeki ABD himayesi İsrailli yardakçılarına çok büyük bir destektir...

    http://iste.edu.tr/...rkezi/2016/10/17/163

    ABD'nin mekanda olma sebebi linkte mevcut.

    20 Ocak 2018'de biz Afrin Operasyonuyla ABD'nin yaptığı tüm planlar bozduk, ABD'nin mevcudiyeti risk altındaydı. Peki bu arkdaşlar ne yapabilirdi. Türkiyeye fiziksel saldırı yapamazdı, tehdit edemezdi ya da kısıtlayamazdı zaten yapamadığı için operasyonumuz başarıyla sonuçlandı.

    Peki ne yapacaktı? Elindeki çok güçlü olan silahı kullanmaya karar verdi "DOLAR".

    8 Martda doların değeri : 3.77
    (10 gün arada biz mekanları temziliyorduk)

    18 Martda: 3.87 (Operasyonun bitiş tarihi)
    Bu tarihten sonra dolar durmuyor.

    Şimdi dolar 4.9
    Yine tarihlerdede ekonomimizin kalbi bist 100 endeksi düşüşüne devam ediyordu.
    Sanırım birilerini kızdırdık.

    Bu anlattıklarım bir varsayımdı ama bu varsayımın gerçekliği İran olayından sonra tescillendi ABD bize karşı kullandığı silahını İran içinde kullandı ve durum:
    "Pazar günü 1 ABD Doları’nın değeri 100 bin Riyal seviyesini aştı. Resmi olmayan Dolar/Riyal kuru 102 bin seviyesini aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bir günlük değer kaybı yüzde 12,5 oldu."

    Arkadaşlar piyasa %12,5 demek milyarlarca doların havalarda uçması demek.
    Yani dolar çok etkili bir silahtır. Kontrolüde ABD de dir.

    Devletimiz tedbir olarak üretime yöneliyor ve bu yöneliş ciddi bir hızla ilerliyor. Tabi bu süreçte ne yapılır bilmiyorum sanırım sabredilir.
  • ÇANAKKALE de bir seyit
    ANKARA da bir ömer halis
    İZMİR de bir fethi
    EGE de bir fırat yılmaz
    TRABZON da bir eren
    AFRIN de bir musa
    ( Şehitlerimiz...)
  • NAMAZ VUSLATIN, MELEKLER MUHAFIZIN,
    KUDÜS AFRİN'DEN SONRAKİ DURAĞIN OLSUN!
  • 24 Haziran’ın, muhalefet bloğu açısından sonuçlarından biri de şudur: Atı alan Üsküdar’ı geçti. Artık yapılacak bir şey yok…

    Evet, “Erdoğansız Türkiye” isteyenler için Gezi olaylarından beri sergilenen bütün kumpaslar, projeler, algı operasyonları; 17/25 Aralıklar, MİT tırlarını durdurma ihaneti, FETÖ’nün 2014’ten itibaren bütün seçimlerde CHP ve HDP ile işbirliği yapması ve nihayet 15 Temmuz darbe teşebbüsü… Hepsi boşa gitti. Erdoğansız Türkiye isteyenlere karşı “Erdoğan’la yürümek istiyoruz” diyenler kazandı.

    Atı alan Üsküdar’ı geçti. Artık Cumhur İttifakına oy verenleri cahillikle suçlayan, hala oylar çalındı gibi akla ziyan argümanlara sığınanların yapabilecekleri bir şey yok.

    Artık Sosyal ve siyasî zemin olarak Cumhur İttifakı, yürütme olarak da Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi var.

    Erdoğansız Türkiye isteyenler 24 Haziran’da nasıl bir tarihî değişim yaşadığımızın henüz farkında değiller. Hala Muharrem İnce’nin yüzde 30 oy almasıyla avunuyor, hala “yüzde 47 muhalif var, umutlarımız tükenmedi” narkozunun etkisindeler.

    Narkozun etkisi uzun sürecek çünkü Yeni Türkiye’yi hazmedemiyorlar. “Biz buradayız” derken yerlerinde saydıklarının farkında değiller. Haset, hazımsızlık ve ideolojik bağımlılık, uyuşturucu gibidir; en ağır sonucu da gerçekleri yok saymaktır…

    Artık bu ülkede şunlar olmayacak:

    1. FETÖ ile HDP, CHP’nin trenine binemeyecek. Çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan döneminde FETÖ’nün de, PKK’nın da beli kırılacaktır. Fırat Kalkanı ve Afrin kahramanlığından sonra Kandil düşerken FETÖ’yü de, HDP’yi de karalar bağlayacaktır.

    ABD kontrollü FETÖ-CHP-HDP dönemi bitecektir.

    Artık CHP’nin cumhurbaşkanı adayı; İzmir’de yüz binlerin önünde “yardımcılarımın içinde Demirtaş olacak, bakanlar kurulunda da HDP’liler bulunacak” diye bir laf edemeyecektir.

    Artık “Erdoğan gitsin isterse Türkiye batsın” diyen vicdanı kararmış CHP’liler, HDP’ye barajı aştırmak için çırpınıp duramayacaklardır…

    Afrin komutanına, “senin apoletlerini sökeceğim” diyen bir CHP’li aday olmayacaktır.

    Artık CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı “Amerikalılar beni aradı, FETÖ ile ilgili belgeler Fetullah Gülen’in iadesini gerektirecek gibi değil” diye 5. Kol faaliyeti yapamayacaktır.

    Muharrem İnce ciddi ve güvenilir bir siyasetçi olsaydı, “kim o Amerikalılar, açıkla” çağrısına cevap verirdi. Hala susuyor...

    Artık hükümet, Parlamentoda değil sandıkta doğrudan milletin oyu ile belirleneceği için CHP bu topraklarda bir daha asla iktidar yüzü göremeyecektir. Çünkü CHP zihniyetinin karşısında bugün yüzde 60, bir dahaki seçimlerde yüzde 65 diriliş sevdalısı seçmen çoğunluğu olacaktır.

    2. Bir daha halkın iktidar emaneti verdiği hükümetlerin; milletin değerlerine düşman medya gibi, üniversiteler gibi, yüksek yargı gibi, küresel sermaye ile bağlantılı iş dünyası gibi ortakları asla olmayacaktır. Hele hele silahlı kuvvetler içinde iktidar heveslisi cunta yapılanmaları, kışlanın kapısından içeri asla giremeyecektir.

    3. FETÖ’den ağzı yanan devletimiz, artık dine hizmet maskeli iktidar heveslilerine, hükümetlere yön vermeye kalkan, hatta darbe hazırlığı yapacak kadar gözü dönmüş paranoid şizofren tiplere daha en başta müsamahasız, dikkatli ve hassas olacaktır.

    Toplumsal yapıyı milli ve manevi yönden kuvvetlendirmek, dürüst, ahlaklı, faziletli nesiller yetişmesi için sadece Allah rızası için çabalayan samimi insanlara evet... Ama devletin içine adam sokup, amirlerinden değil, liyakat ve kabiliyetleri kendinden menkul uçuk kaçıkların emrine girilmesine hayır...
  • Geçenlerde bir Rus "eskiden fakirdik ama başımız dikti, şimdi gene fakiriz ama başımız eğik" demişti...
    Hiç bile değil.
    Başınızı Putin de kaldıramadıysa kimse kaldıramaz gospodin...
    Fakirlik teranesini de Antalya'da güneşlenen papatya gibi kızlara yutturamazsın.
    Fakir kaldıysan, o senin "Bolşevik beleşine alışmış" çağdışı kafanın sorunudur.
    Bu "fakir ama onurlu" edebiyatını bizim Kemalistler de pek severler.
    İlkokulda bize ne kadar fakir olduğumuzu övünerek anlatırlardı. "Zenginleştirin öyleyse" demek aklımıza gelmezdi, çünkü sorgulamak yasaktı ve büyüklerimiz herşeyi bizden daha iyi bilirlerdi.
    ***
    Dikkat ederseniz, "eski bayramlar" edebiyatı da, söyleyecek lafı kalmamış birkaç moruk gazetecinin okunmayan yazılarında kaldı...
    Kayık salıncak, bayram harçlığı, akide şekeri, haminnemin eli falan filan.
    "Playstation" oynayan çocuk, kayık salıncak deyince boş boş bakıyor. Daha meraklısı, kayık salıncağı, elindeki İpad'den girdiği Google'a soruyor.
    Fakir ama onurlu edebiyatını yapan yerli dinozorlar, iktidar ellerinden gittiği için acı acı ağlayan yaşlı Rus komünistlerinin aksine, "bugün daha zenginiz ama onursuz kaldık" demeye getiriyorlar.
    Köprüler, tüneller, havaalanları yetmiyorsa Afrin'e, Kandil'e baksınlar ama hayır, onlar hep zıt gidecekler her şeye. Çünkü "Tayyip yapıyor" ya...
    Geçenlerde çarçur bir televizyon kanalında emekli bir faşist de "devleti düşünen yok" diye ağlıyordu... Alıp götüreceksin Afrin'e, Türk tankının paletine burnunu sürteceksin, zayıf ihtimal ama belki akıllanır.
    Bakınız başka bir faşist dinozor da, rahmetli Aydın Boysan'ın sözlerini marifet gibi hatırlatmış:
    "Hızır gelip de bir kez daha ömrümün bir bölümünü yaşama fırsatı verse ben ilk yılları seçerim... Patlak ayakkabılarım, yarı aç midem, üşüten giysilerimle cumhuriyetin ilk yıllarını... Çünkü saygın bir ülkenin onurlu vatandaşlarıydık."
    Yani bugün saygın olmayan bir ülkenin onursuz vatandaşlarıyız! Bunu demeye getiriyor.
    Rahmetli fena saçmalamış.
    Hiçkimseyi o patlak ayakkabılara, üşüten giysilere, hele hele yarı aç midelere döndüremezsiniz.
    Hiçkimse "fakir ama onurlu" olmak istemiyor artık.
    Fakat "zengin ve onurlu" olmak isteyen çoktur.
    Amerikan ve Avrupa emperyalizmine kafa tutan bir ülkenin onurlu çocuklarıdır onlar. Bölücülüğe boyun eğmeyen, bölücülerin anasını ağlatan bir yönetimin onurlu vatandaşları. Kemalistler gibi hep darbecilerin değirmenine su taşıyan değil, darbe tanklarının önüne kendini atıp ölüme gitmekten korkmayan onurlu insanlar...
    İyi yaşamak isterler, ama başlarını da dik tutarlar.
    Her seçimde tokat yiyen ve önümüzdeki hafta gene yiyecek olan zevzekler bunu görmek istemezler.
    Fazla dırlandılar, haydi tarihin uygun sepetine, yallah!