- Ölüm; bu, başka bir adı bizi kemiren durmak bilmez zamanın.

Ağıt / Jorge Luis Borges

Muzaffer Akar, bir alıntı ekledi.
21 May 11:14 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tek bir insanın hayatını anlatmaya kaç sözcüğün, tek bir insana ağıt yakmaya kaç ömrün yeteceğini bilmiyorum. Hayat denen uçsuz bucaksız, acıklı kitapta bütün sözcüklerin dipnot gibi kaldığını hiç düşündünüz mü?

Bir Delinin Güncesi, Aslı Erdoğan (Sayfa 77)Bir Delinin Güncesi, Aslı Erdoğan (Sayfa 77)
Siyabend, bir alıntı ekledi.
21 May 02:45 · Kitabı okudu

Gidişimiz türkü çiçeklenişiydi
Dönüşümüz ağıt
Şarkılar sararırdı geciktiğimiz zaman

Çukurova Çeşitlemeleri, Adnan Yücel (Sayfa 57 - Yurt Kitap Yayın)Çukurova Çeşitlemeleri, Adnan Yücel (Sayfa 57 - Yurt Kitap Yayın)

| Ernesto Che Guevara |
Ölüm nerden ve nasıl gelirse gelsin.. Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve de başkaları savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi sefa geldi.

Selim Temiz - Mes'ut Bir Tesadüfe Altıncı ve Son Mektup
https://youtu.be/B540bvIbex4

ve nihayet ikimiz
kaçtığımız aşkların toplamıyız

sokakta yaralı bir it koşturuyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi.
benimle çıkmıyorsun bu yolculuğa.
ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim.

bu resimden çıkıp gidiyorum.
seni isteyen yanım ölümsüz yanımdır.
bulutsuz da yağan nedir?
şimdi öğreniyorum ki, gözyaşı!
bu resimden çıkıp gidiyorum.
seni isteyen yanım aşk yanımdır.

babam romantik bir aşiret savaşçısıydı.
çapraz fişeklik duyardım yüzümde ona sarıldığım zaman.
sonrası jandarmalardı. ağıt kadınlardı. mezarlardı.
o gün bugündür sayrıyım.
çünkü insan öldüğü yaşta kalır.

babam elin eskilerini giyerdi.
ben bu yüzden ezik olurum bayram sabahlarında. yani bir sömürgede doğan kırılgan olur. çünkü insan öldüğü yaşta..

sokaktan askeri konvoylar geçiyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadım ellerini.
ve ben sırf bu yüzden yenilebilirim.

yaşadığım yitirdiklerim oluyor hep.
oysa tuttuğum elleri bırakmıyorum.
sonra korkuyorlar hasletimden.
ne denli sevgiye değer olduğumu söylüyorlar. gidiyorlar sonra.
ve biçimlendiremediklerimiz biçim oluyor bize.
ve sen haftanın deniz ertesi günleri geliyorsun.
bir çizgi diyorsun. bir çizgideyim. sağım nere solum nere bilmiyorum..
seni şiir duraklarına bırakıyorum o zaman.
güleç kalıyorsun.
dudakların kırışıyor kenarlarından.
ellerin, minnacık ellerin morarıyor. küçük küçük adımlarla gidiyorsun -sanki- içimden.
bir şiir durağından biniyorsun. zaten yorgunsun.
ben sancıyla kıvranıyorum geceleri sayrı bir yatakta. terli terli seni içiyorum.
çünkü yüzüme bakınca seni görüyorum.
çünkü yorgunsun.
parçalı bulutlu şiirler okuyorum sana.
şiir gibi bir çiselti başlıyor sonra. kanayan bir yara; yalnızlık.
çıkıp kanıyorum.
çıkıp sokakta..


sokaktaki bütün kedileri eziyorlar
iki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi.
ve ben sırf bu yüzden ezilebilirim.


biz emeklerken sevmeyi öğrenmede, kolumuzdakiler
düşüyor.
ki ölenler zafere en çok yakışanlardır!
ki ölenler zafere en çok yaklaşanlardır!
oturup tuhaf ağıtlar yakıyoruz onlara.
ve söz veriyoruz yarını kurtaracağımıza.
ama yarına ertelemekle bugünü yitiriyoruz zaten.
ve zaten yenik sayılırız yaşamakla!


en gizli yerimize çağırıyoruz acıyı.
ve hep yenik düşüyoruz, çağırmakla!

sulara benziyorsun bu yüzden.
sular ki dinginliğe gelir ancak.
ısınırsa uçar, soğursa kaskatı kesilir teninden.
sulara benziyorsun kapılmaya gelmez.
sulara.. bildik sulara..


sokaktan telsiz sesleri geliyor
iki buluşmadır koluma girmiyorsun
ve birkaç milyon yıldır tutmadım ellerini
ve ben sırf bu yüzden kaybedilebilirim.


ihmal edilmeyen telefonlar bekliyorsun, dakik ve
ilgi dolu.
anne oluyorsun bütün âşıklarına.
ve çocukların oluyorlar bilmeden.
ve bu resimde kalmayı bu kadar çok isterken, çekip.. çıkıp gitmeli diyorum.

insanlar çoğalıyor etrafımda.
sen yoksun. ıssızlığımdan anlıyorum.
çook uzakta oluyorum onlar konuşurken.
derken gece başlıyor.
çayları ödüyorlar ve bir parçamı alıyorlar karşılığında.


ve sen haftanın deniz ertesi günleri geliyorsun.
her aşk, yaşayamadıklarımızın özetidir diyorum. gülüyorsun.

seni daha önce öpmüş olmalıyım.
yoksa nasıl bulurum yüzünde gülen ağzının yerini.

sokakta ölümsüz yanından yaralıyorlar birini.
ki buluşmadır koluma girmiyorsun.
ve birkaç milyon yıldır tutmadın ellerimi...

Halim Şefik | Otopsi
https://youtu.be/eHE9tbfgsO8
- Orhan Veli'ye Ağıt -
Morgda açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince tenkafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler dersiniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar

SARDUNYAYA AĞIT
İkindiyin saat beşte
Başgardiyan Rıza başta
Karalar bastı koğuşa
İkindiyin saat beşte

Seyre durduk tantanayı
Tutuklayıp Sardunya'yı
Attılar dipkapılıya
İkindiyin saat beşte

Yataklık etmiş ki zaar
Suçu tevatür ve esrar
Elbet bir kızıllığı var
İkindiyin saat beşte

Dirlik düzenlik kurtulur
Müdür koltuğa kurulur
Çiçek demire vurulur
İkindiyin saat beşte

Canların gözleri yaşta
Aklı idamlık yoldaşta
Yeşil ölümle dalaşta
Sabahleyin saat beşte
Can YÜCEL