Yunan mitolojisi dediğimizde aklımıza gelecek şeylerden ilki elbette ki Truva Savaşı'dır. Akhilleus'un Şarkısı'nda da Akhilleus'un hayatı ve Truva Savaşı fantastik bir şekilde bir araya gelmiş. Tabii kitabın Truva Savaşı'ndan çok Akhilleus'un ve Patroklos'un hayatına odaklandığı gerçeğini göz ardı etmemek gerek. Bu iki karakterin kimliklerini keşfedişini mitolojik bir temada okumak keyifli olsa da yazarın daha önce okuduğum "Ben Kirke" kitabını daha fazla beğendiğimi itiraf etmeliyim.
Kitap boyunca kehanetler, tanrılar, tanrıçalar, aşk hikayeleri beni sarıp sarmaladı. Miller'ın Akhilleus'un aşkını farklı bir açıdan ele alması bile kitabın sonunda gözlerimin dolmasına engel olamadı. Sevginin taraflarından ziyade özüne odaklanmak bu kitabı okurken sizleri de rahatlatacaktır eminim. Eğer abartılmış bir yarı tanrılardan ziyade insani yönlerine yoğunlaşılmış, seven, sevilmeyi arzulayan, kaderi ve arzuları arasında kalan tanrısal karakterleri okumayı istiyorsanız buyrunuz...