Nobody

Nobody
Klinik Arastirmalar Proje Müdürü
Yüksek lisans
İzmir
İstanbul, 9 Mart
73 kütüphaneci puanı
58 okur puanı
Şubat 2015 tarihinde katıldı
Ütopya'da savaş insanlık dışı bir olay olarak değerlendirilir ve uzak durulur. Devletler arasında bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda barışı tesis etmek adına mümkün olabilecek her yol denenir, buna rağmen bir çözüm bulunamıyorsa savaşa gidilir. Yoksa makul bir neden olmadıkça, sırf insanların kendi çıkarlarını tatmin etmeleri için onca masum insanın katline hiçbir Ütopyalı yönetici ya da yurttaş sıcak bakmaz.
Sayfa 21·Kitabı okudu
O anda kadını toplumdan çıkararak dışlayan İslam dünyasıyla, uygarlığı kadınla birlikte kuran Hıristiyan kültürü arasındaki fark somut olarak belirdi gözümün önünde. İşte en temel sorun, en temel farklılık buydu. Sadece erkeklerin rol aldığı, kadınların eve kapatıldığı ya da örtüler altında gizlendiği bir toplumda uygarlık kurulamıyordu.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Bir şimdi var, bir gelecek, bir de tarih; daha doğrusu tarih diye bir sandık ki tıka basa dolu. Kleopatra, kendi zamanından binlerce yıl önce yapılmış olan piramitlere hayretle bakıyor, biz ise zamanımıza daha yakın olan Kleopatra'yı piramitler zamanına itiyoruz. Kraliçe bizim gözümüzde kendi zamanından geriye doğru kayıyor hızla; piramitlere yapışıyor; her şey birbirinin üstüne binmiş. Maymunla zeplin, ziguratla bulaşık makinesi, şişe açacağıyla woodoo ve piramidin önünde Kleopatra.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Hiçbir insan uyurken izlenmek istemez; ne de olsa kendimizi bilinçle yönetemediğimiz anlardır onlar. Ağzımız bir yana kayabilir, hafif bir sıvı gelebilir, horlayabiliriz, yüzümüze aptalca bir ifade çöreklenebilir ve bütün bunların görülmesini istemeyiz elbette. Kalktıktan sonra kendimize çekidüzen verir, duruma uygun maskemizi takar, öyle çıkarız insanların sahnesine.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Bazen zihin susar el konuşur.Mesela sevişirken, mesela hapishanede parmaklıklara dokunurken, ekmeğin sıcaklığını emerken... Aradan kaç yıl geçerse geçsin, el; sevgilinin ipeksi boynunda gezindiğini, soğuk hapishane demirlerine buz/ ateş karışımı hisle dokunduğunu, çocukken fırından eve getirdiği ekmeğin içe işleyen sıcaklığını, bir Ankara kedisinin yumuşacık, ipeksi tüyleri altında kıpırdayan esnek kaslarını, bir dostun güven veren el sıkışını, ölü bir annenin alnına son veda dokunuşundaki şaşırtıcı soğukluğu, onun morgda yatan cesedinin sararmış ayağındaki başparmağa takılan zalim etiketin metal sertliğini ve daha böyle neleri, neleri, ne anıları, ne okşamaları, ne dokunuşları hatırlar.
Sayfa 17·Kitabı okudu