• Fasulyeyi ketçapla yemeyi seviyorum ben, dedi Lennie.
  • Ah hayaller yaşamak için umut niteliği taşıyan büyük hayaller. Öyle güzelsiniz öyle cezbedicisinizki. Onlar olmadan yaşanmıyor. Benim en büyük hayalim çocukluk. Bir gün çok zengin olursam çocukluk satın alacağım büyüklük sizde kalsın. Tek derdim salıncak sırası beklemek olucak. Rengarenk balonlarım, bir sürü arkadaşlarım ve bir de resimli kitaplarım olucak. Bu üçü  çocuk için kâfi. Fazla duygusuz şeylere ne hacet. Yarın derdi, yarın kavgası yok. Işte en büyük hayalim bu. Gerçekleşme olasılığı olmasada. Hayali  yetiyo. Yaşatıyo.
      
    Fareler ve insanlar
    George ve Lennie hayalleri bir çiftlik sahibi olup yumuşak tüylü  tavşanlara domuzlara sahip olmakdı. Ah Lennie öyle saf ve insandıki. Insan olmak için pekde akıllı olmaya gerek yok değil mi?  Çiftlik sadece bir hayalken çalıştıkları yerde onlara  yardım edebileceğini söyleyen bir adam onları gerçek olabileceğine inandırmıştı. Ancak Lennie'nin yumuşak şeylere olan zaafı başına büyük dert açmasıyla hayal sadece hayal olarak hem de acı bir hayal olarak kalıyor. Nedendir bilmem bu kitap beni çok duygulandırdı. Dünyada ki insan türlerini karakter olarak sınıflandıracak olsam, Fareler ve İnsanlar adlı kitapdaki karekterlerin özellikleri ile sınıflandırırdım. Çünkü kitap insan oğlunun her türlü haline yer vermiş. Ve bir de güven duygusu, dostuna olan inanmışlık. Kitabın sonunda Lennie'nin karşısına kafasının içinde yarattığı hayaletlerin çıkıp kendisine arkadaşına yaptığı ihanetten(!) söz ederken Lennie aslında kendi düşüncelerini konuşturuyordu. Ah Lennie öyle saftiki... 
     
    Kitap beni etkileyen nadir kitaplardan biri. Gerek kurgu gerek üslubu gerçekten takdire şayan. Okumanızı %100 tavsiye ederim.
  • Lennie neşeyle, "Ama biz başkayız," diye haykırdı. "Hadi anlat George şimdi bizi anlat."
    George bir süre sustu. "Ama biz başkayız," dedi.
    "Çünkü..."
    "Çünkü sen bana bakarsın..."
    "Sen de bana," diye coşkuyla haykırdı Lennie."Bizim iki çift laf edecek halimizden anlayan bir dostumuz var."
    .
    .
    Birbirlerine tamamıyla zıt iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George ve iri yarı güçlü ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie'nin öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak alıp kendileri için çalışmayı hayal eden bu ikilinin arasındaki dostluk ve dayanışma kitapta önemli bir yer tutar. Yzar kitapta insanın insanla ilişkisini anlamakla kalmaz, insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu edinir. (kitabın arkasındaki yazıya bakarak yazdım haberiniz ola fkgjfhdg)
    .
    Kitabı o kadar çok sevdim ki okurken belli bölümlerde kitaba sarıldım, kitap beni o kadar çok üzdü ki kitabı odanın diğer tarafına atıp yatağımda uzun bir süre tavana baktım, kitap beni o kadar etkiledi ki üzerinden haftalar geçmesine rağmen hala kitabı bitirdiğim gün yaşadığım yoğun duygusallığa sahibim. Şu tek cümleden anlayabileceğiniz üzere kitap beni parçalara böldü, birbirinden çok farklı duyguları aynı anda hissettim. Sanırım gülümsediğim, ağladığım, kahkaha attığım satırlar art arda geldiği için bu kadar çuvallıyorum bu kitabı anlatmaya çalışırken. İlk önce bu kitabı ben çok uzuuun süre önce bir festivaldeki stantta görüp merakımdan almıştım ve o günden sonra bir daha elimi dahi sürmemiştim, iki hafta falan önce artık okuyayım şu kitabı da evdeki okumadığım kitaplar azalsın mantığı ile okumaya başlamıştım. Kitabı okumaya başlamadan önce ne kitabın konusunu biliyordum ne de kitaptan bir beklentim vardı hatta nedensizce sıkılırım diye düşünüyordum. Kitabı okumaya başlayınca büyük bir hata yaptığımı anladım, kitabın bir sayfasında dahi sıkılmadım, 400 sayfa da olsaydı sıkılmadan okurdum eminim. Kitaptaki ana karakterler -George ve Lennie- arasındaki dostluk bağını çok sevdim, ilk baştaki alıntıda çok güzel anlatılmış zaten ikisinin dostluğu ve dayanışması. Birbirinden son derecede farklı olan bu iki karakterin aralarındaki ilişki ve konuşmalar da çok hoşuma gitti. George bahsedildiği üzere zeki, sorunlara çözüm üreten, mantıklı bir karakterken Lennie; iri yarı, gücünün farkında olmayan, akli dengesi çok da iyi olmayan, çok çabuk her şeyi unutan ama kalbi su kadar saf olan duygusal ve sevecen bir karakter. Hani siyah ve beyaz da zıtlardır ama en çok da onlar yakışırlar ya birbirlerine, bu iki karakter de öyle. İkisini ayrı düşünmek kalbinizi acıtıyor. Dostluğun tanımını bu iki karaktere bakarak rahatça yapabilirsiniz. Beklentisiz, koruyucu, içten, umut ve destek dolu... İki karakteri de ayrı ayrı çok sevdim ama birlikteyken kalbimde taht kurdular diyebilirim. İkisinin birbirine yoldaş olması, beraber hayal kurup bunun için çalışmaları kalbime dokundu. Hayalleri ve planları o kadar güzeldi ki ne zaman anlatmaya başlasalar hep gülümsedim ve hep umutla doldum. Spoilersız yorumumun sonunda bu başyapıt değerindeki kitabı herkesin okumasını ve sonrada gördükleri herkese önermesini diliyorum. Çünkü insanların belli bir kısmına hitap eden bir kitap değil, kalbe hitap eden bir kitap.
    *spoilerlı ve iç dökmeli bölüm* O son var ya o son! Yazar hepimizi can evimizden vurdu desem yeridir. Nasıl, neden? diye sorgulayarak kaç saatim geçti bilmiyorum ama ruhsal olarak helak oldum. Hala üzgünüm, hala sinirliyim. Bundan yıllar sonra da aynı duygular içerisinde olacağıma da eminim. Ah benim iyi niyetli Lennie'm son anında bile dostuna güvenip dediğini yapması, ona olan bağını koruması... Cidden şu anda bile bahsederken ağlayacak raddeye geliyorum. Lennie... George... Cidden o an Lennie'yi öldürürken George'un yerine kendinizi koysanız ne kadar zor olduğunu anlarsınız. Ah George... Çocuk orada kalbini bıraktı da gitti resmen... Bir de yaşlı köpek davasını hatırlarsanız bir canlıyı öldürmek için en acısız yolun ensesinde onu vurmak olduğu konuşulmuştu. George da en yakın ve tek dostunun, temiz kalpli yoldaşının acı çekmeden, diğerleri tarafından işkenceye maruz kalmadan ölmesini istedi. Çünkü kalbi inkar etse de Lennie'yi koruyabileceği bir yol, bir yer bilmiyordu. Of hem de hayallerinin gerçekleşmesine sayılı gün kala... Lennie ile son konuşması... Tamam ağlamadan bitiriyorum, daha fazla dayanamam. Görüşmek üzere.
  • Yaklaşık iki hafta önce okumaya başlayıp sonradan devam etmeyi unutmuştum. Bugün kütüphanemde görünce kitabı, kaldığım yerden devam ettim okumaya. Ilk sayfalarını okuduğumda gerçekten kitabı beğeneceğimi hiç düşünmemiştim. Adeta "Millet ne buldu acaba kitapta?" merakım yüzünden okumaya başladım tekrar. Şu kitabı okurken geçen bir buçuk saatin nasıl geçtiğini bile anlamadım. Ve insanların bu kitapta ne bulduğunu çok güzel bir şekilde anladım diyebilirim.
    Baştan söyleyeyim ben Lennie'yi değil George'ı sevenlerdenim. Onun Lennie'ye sahip çıkması, koruması, sabretmesi büyüledi beni... ah be George olmasaydı sonunuz böyle:( Madem ki Lennie'ye kıyabildin. Kendine de sıksaydın bi'tane.

    Konusunun Robert Burns'ın "To a Mouse" şiirinden ilham aldığı söylenen, hayallerini gerçekleştirememiş insanların kitabı... çok çok güzeldi.
  • Ah Lennie : ‘( en sevdiğim, en masum, en içten karakter oldun. Tek istediğin sevmek, sevdiğin bir şeyi okşamaktı oysaki... nerden bilebilirdin ki tüm bu olayların bambaşka bir yere geleceğini...
    İki arkadaş George ve Lennie. George ufak tefek zeki bir adam iken Lennie iri yarı aklı biraz kıt bir adam. Tek hayalleri istedikleri parayı biriktirip kendilerine ait bir ev, bahçe ve hayvanlar. Bunun içinde çiftlik çiftlik gezip para kazanmaya çalışıyorlar. Kitapta ırkçığı, masumiyeti, sevgiyi, dostluğu, işçi sınıfının yaşamını görüyoruz. Ve kitabın sonunda öyle bir olay yaşanıyor ki hala etkisindeyim. Mutlaka okumalısınız. John Steinbeck’in kalemine bir kez daha hayran kaldım. Muhteşemdi. Herkese #tavsiyeediyorum. Okuyun, okutun
  • Ah Lennie ne vardı o kadar okşayacak? Bulsaydın ya kendine yine bir kadife kumaş parçası..
    Zenci Seyisin dediğine geldiler. Bir çok ırgat, çiftlik sahibi olma hayali kurar ama henüz gerçekleştireni görmedim, demişti.
    Kitap beklentilerimi pek karşılamadı ama yine de güzeldi. Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar.. :) :) :)
  • Lennie ah Lennie sen iyi bir insandın. Aptal düşüncesiz insanlardan değildin. Onlardan kat ve kat düşünceli idin. İyi olduğunu gördüklerinde dayanamıyorlar buna galiba bozmak istiyorlar sende ki tüm güzel şeyleri..