• 239 syf.
    ·3 günde·6/10
    Ahanda yeminle söylüyorum artik savaş edebiyatından sitkim sıyrıldı.


    Bu kitapta yer alan konuları, tek kelimesini bile abartmadan sıralıyorum: Fuhuş, ırza geçme, haneye tecavüz, adam kaçırma, adam öldürme, ırkçılık , kuyruklu soykırım, gasp ,soygun, nitelikli veya niteliksiz peksimet, salyangoz, hayvana şiddet, hurafe,  büyücülük, vampirlik, cin çıkarma...



    Yuksek müsadenizle, tam burada oha demeliyim!!!
    ...ya da kış kış cinler kış kış,  mi demeliyim, tam bilemedim...


    Her ne kadar, araya saçma sapan kelimeler girmiş olsa da; Ulan hiç mi iyi bir şey yok?


    Anam avradim olsun ki yok!( Aç parantez : tipik bir
    oedipus sendromu, bana ne ulan bundan!
    Freudcum, rica etsem parantezi kapatır mısın canım, eee bi zahmet!)



    Yazar sanki, eline bir Anayasa kitabı almış ve içinde ne kadar suç varsa hepsinin bir güzel çetelesini tutmuş.Ardindan bütün suç unsuru teşkil eden eylemleri hikâye içersine ilmek ilmek işlemiş!


    Asil, Allah senin cezanı versin be adam!


    bu nasıl bir edebiyat anlayışıdır?


    Lütfen, bir daha karşıma çıkma!


    Lütfen bir daha gelme dünyama!


    Ha, tüm  bunlara rağmen, yok ben gelmek istiyorum dersen:


    Lütfen bir sonraki hayatımda gel!
  • 137 syf.
    ·Puan vermedi
    Bir konu ama bambaşka bir gözlem yeteneği ile 101 farklı anlatım tarzı. Öyle ki düz bir hikaye de var deneme de aforizma da . Yetmedi mi efem ? O zaman devam edelim müsadenizle. Bulmaca da Mani de Rubai de Özel isimlerden tutun da boşluk doldurmalara kadar. Hangi bölümü okursanız okuyun konu tek bir yere düğümleniyor. Genç , sol , anarşist, kapalı, dükkân, beyoğlu , eylem. Bu 7 kelimeyi yazın bir kenara çünkü bu romanın ana hikayesinin özeti ahanda bu kadar YOLDAŞLARIM!
    Bu arada dükkân kapalı. (Kitabı okuyanlar anladı azizim.)
  • Resim no : 3

    https://hizliresim.com/yK11pC

    Yer - zaman : ait hissettiğiniz yer ve zaman

    Öylesine güzel şiirler yazarım ki, okumam yazmam olaydı dilimle söylediğim sözcükler ahanda bu kavaklardan birine tutunur oracıkta yuva olurdu.
          Bizim buralarda işler gün doğarken başlar, öğlenin sıcağına dek sürer. Güneş tam tepedeyken herkesler uyur, öyle bir uyur ki sanarsın cümle alemin işini bunlar yapmışta evleri kendilerine beşik eylemiş! Öyle sessiz olur buralar o vakit. Bende çok çalışırım emme uyuyunca sanki kısacık ömrümde zamanım boşa gidiyormuş gibi hisseder, sıkılmayı uyumaya tercih ederim.
           Haftanın tek günü şehre giden otobüsün arkasından kalan teker izlerini ellerim cepte takip ederek mırıldanmak dışında, sıkılınca soluğu hemen heryer kuru toprak iken kimsenin ilgilenmeyişine inat oracıkta yükseliveren kavak agacının yanında alırım. Sırtımı dayadım mı, tamam o iş!
            İste orada oylesine güzel şiirler yazar, öylesine güzelleşirim ki kendime. Kah iyileri düşünür kah kötüleri, kah evlenenleri düşünür kah evde kalmışları ve tabi iki tarafın mutluluk (!) konusmalarını.
           Evde kalan yok
           Elden giden var
           Hangisi iyidir yaşayan anlar.
         Bazı zamanlar şiirlerimle konuşur sanki yalnızlıklarından şikayetlerini hisseder, hissedince de hemen şiirimdeki kelimelerden en nazlısı ile en yakışıklısını otlardan temizlediğim toprak pistte cıkarır, onların dans edişlerini seyreder pek keyiflenirim.
    Bizim oğlan 'biliyorum ben bu işi' der gibi pek cakalı, pek esnek, pek içten, kızımız sanki evden çıkarken kapıyı kapattımmının hesabını güder.
           Sonra kıza bir kaç sitem eder, şiirine yollar, oğlana da 'boşver zaten sana göre değildi' der göz kırpar kavak ağacına yuva yapma temennisiyle boşluğa bırakırım.
           Gel zaman git zaman sevdim ben bu dans işini. Hem bizim öyle düğünlerdeki cinsten de değil. Öylesine güzel sevdim ki daha bi zarif daha bi naif. Anamdan başka kadın eli değmemiş olan ben bir kadın eli sıcaklığında.
           Öylesine bir günün dışında, köyden şehre otobüs gittiği vakit yine teker izlerini takip ederek havaya şiirler söyleme düşüncesi ile giderken bir kaç akranım otobüse atlayıverdi.
       - hadi yakışıklı Ismail, sen de gel. Aklındakileri koyda gel.
         Rahmetli babamın uzun ceketi ve boyalı iskarpinlerine pek özenle bakar, üstümden çıkartmadığımdandı yakışıklı oluşum. Kara kaşım kara gözüm herkesinki kadar.
           -Bindim.
           Yolda yine birşeyler ile oyalanırken son inen ben oldum. Kimsecikler kalmamış. Muhtemelen beni çağıranlar kalabalık dolaşıp, şehirli kızların gözünde temelli ipsiz sapsız görünmemek için bir eksik, bir fazla demiş olacaklar ki, yürümeye başladım koca yolda.
           ...
           Derken dilime dolandı şiirim. Gözüme dolandı pamuk şekeri satan okkalı kız, hüznüme dolandı parmağındaki koca gümüş.
           ...
           Usulca yaslandım, betonlarin arasından yükselen sokak lambasının samimiyetsizliğine.
            Şiir oldum.
            Elim ayasıyla hafifçe temizledim otlarını toprak pisttin.
            En cakalı kelimem oldum sonrasında.
            Gel en nazlı kelimem.
            Bıraktığın açık kapılarını aklından çıkarmadan, iki dakika sabreyle şu yakışıklı İsmail'e.
             ...
            Sonra sen şiirine,
            Kendime de bir göz kırpttımmı tamam o iş! doğru içime...
           
  • 288 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Siyasetin Kirli Yüzü | En iyi fabl üslubunda siyasi hiciv kitaplarından biri. İzlemek isteyenleri beklerim. https://youtu.be/TIRq6X8f_tY

    İnsan, üretmeden yaşayan tek varlık. Düşünsenize inek gibi süt, tavuk gibi yumurta, at gibi çifte atamayan bizler ne oldu da yaşadığımız yeryüzüne bu kadar ciddi hakim olabildik?
    Evet, ama insanı tüm canlılardan ayıran en önemli özelliği akıl ezcümle düşünebilme yetisi. İnsanlık tarihi 7 milyon öncesi taa Etiyopya'ya namıdeğer Habeşistan'a kadar dayanır. Atalarımız buradan dünyanın bambaşka yerlerine göç etmişler. Bu göçlerden biri Mezopotamyaya kadar uzanır. Mezo, orta. Potamya, akarsu demek. O halde iki akarsuyun ortası fırat ve dicle nehirlerine geldiklerinde burada bi durmuşlar. Ta ki iklim kuraklaşmış ne hayvan ne bitkisel besinler azalmayadursun. Toplanın ağalar hadin gidik! Der demez birisi çıkıp demesin mi? Hoop! Ağalar hele bi durun. Neden kadınların topladığı bitkileri toprağa eşip atıp biz yetiştirmiyoruz, demesin mi? İyi ki de demiş. Demiş ki dünyada ilk defa tarım ahanda bur da yapıldı. Ve insanlar göçü bırakıp ilk defa yerleşik hayata geçtiler. İlk köyler şehirler hatta devletler burada hayat buldu. Babiller, sümerliler... insanlar düşünebilme yetisi ile toplumlar kurarken hayvanlar sadece topluluklar kurabildi. İşte aramızdaki en büyük fark bu... Devamı youtube kanalımda dostlarım. İnanın telefonda yazmak çok zor oluyor :).
  • 112 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Selamlar olsun size minnoşlar.. Esasen bu incelemeyi, Jack London 'la mapushaneye düştüğüm ve ikimizin de buna zerrece üzülmediğimiz anlarda , mahpus damı altında kendisiyle Afyon ilimiz niçin Ege Bölgesine dahildir minvalinde "feyizli" tartışmalar yaparken koğuşun çaycısından çay yerine Jacobs Monarch kahve istiyorum demem üzerine çıkan tartışmada sağlam dayak yiyerek uyandığım rüyamın üstüne, yani dün sabah kaleme alacak idim .. Fırsat olmadı yine .. Bu arada tüm bunlar olur ve ağzımıza yüzümüze kuf kuf deye darbeleri yer iken ,TRT FM de C C Catch - Cause You Are Young çalıyordu arkada .. "Hold on tight to your dreams hold on." kısmında uyandık ..
    ahanda parça : https://www.youtube.com/watch?v=zNKvp7lmI4Y
    Bu vesile ile "Tutunamayanlar" a selam olsun buradan.. Esasen rüyalarda ATM den para yerine "leblebi" çekip üzüldüğüm , Darth Vader ile çekirdek çitleyip şenlendiğim ya da Aleyna Tilki' nin Myanmar' da kurmuş olduğu Bianchi bisiklet fabrikasındaki montaj platformunda " akarsu" kontrolörlüğü" yaptığım pek çok rüya gördüm.. Hatta ve hatta stres çarkı sattığım tezgahımın üzerine Isuzu bir kamyonetten KARPUZ bile atmışlardı ama bu son rüya tölere edilebilir mantıksal sınırların da ötesine geçti .. Neyse.. Rüyalar alemini bir tarafa bırakalım şimcik .. Azıcık gerçeklerden bahsedelim .. Sandığın üzere Mısır' a falan gitmicez şekerim .. Ben size Türkiye' den bir şahsın , bir başka KADININ hikayesini anlatacağım.. Hazırsanız 1929 yılına şöyle bir uzanalım ..

    1929 yılında Beşiktaş - Fenerbahçe voleybol takımını izlemeye gelenler o gün baya baya şaşırdılar .. Erkek voleybol liginde oynanan maçta, Sarı Lacivert çubuklu forma ( alemde kralız hehehe! ) giyen erkekler arasında bir de kadın voleybolcu bulunuyordu .. ÜSTELİK "KAPTANLIK" PAZU BANDIYLA!!! Aslında İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde bulunan kadın voleybol takımında yer alıyordu bahsedeceğim şahıs .. Her şey iyi güzeldi ama o sıralar Türkiyedeki tek kadın voleybol takımıydı bu ..Başka takım yoktu ki bayanlar ligi olsun !! Maç yapamıyorlardı haliyle .. İşte bundan dolayı ve çok iyi artı başarılı bir oyuncu olduğu "içün" (Selam olsun sana Aziz BABA!) Fenerbahçeli oyuncular teklif götürdüler ona Beşiktaş ile oynanacak maçta kendi bünyelerinde yer alması adına .. Kabul etti .. Yalnız böyle bir şey olabilir miydi acaba ? Prosedürlere uygun muydu ? Açtılar okudular yönetmeliği... Erkek takımında kadın yer alamaz diye bir ibare yoktu .. Daha 6 sene öncesine kadar neredeyse HİÇBİR ALANDA ESAMESİ DAHİ OKUNMAYAN "KADIN" için böyle bir madde koymak kimseciklerin aklının ucundan dahi geçmemişti .. Neyse efenim .. Fenerbahçe o gün Kartal'ın kanadını kırdı , eti de kemikten ayırmak suretiyle (KUDURUN!!) =)) Ve o sene Fenerbahçe namağlup bir seri ile şampiyon oldu .. Bu olay , yani bir kadının erkek takımında forma giymesi o dönem için Türkiye'de ve dünyada bir ilkti .. Bahsettiğin kadının ismi neydi derseniz .. İsmi Sabiha Rıfat Gürayman idi .. Ama Türkiye' de yalnız bu alanda değil mühendislik alanında da bir ilkti .. Türkiye' nin ilk kadın inşaat mühendisiydi aynı zamanda .. Ve tarihimizde Atatürk 'ün talimatı ile girdiği ,o zamanki adı Yüksek Mühendis Mektebi olan ve o güne dek hiç kız öğrenci kabul etmeyen şimdiki ismiyle İstanbul Teknik Üniversite' sinin de tarihindeki İLK KADIN öğrencisiydi .. Sayısız okul , hastane yaptı .. Hükümet konakları ve köprüler inşa etti .. Bugünkü TBMM binası da onun eseri .. Ama yaptıkları arasında bir tanesi var ki onun bizim gönlümüzde yeri ayrı .. Anıtkabir 'in de BAŞMÜHENDİSİ idi aynı zamanda .. Bunları niçin anlatıyorum açıklayayım ..

    Geçenlerde Kadın Yok Savaşın Yüzünde kitabını okuyorum .. Kitap adı üstünde 2. Dünya Savaşı sırasında Rusya' da savaşan kadınların anılarından oluşuyor .. Okumadıysanız kesin edinip okuyun .. Kitabı okurken bahse konu şahısların ismi de geçiyor olmasına rağmen kendimdeki bir anormalliği keşfettim .. Anıları anlatanlar kadın olmasına rağmen , " ya bu ADAM bunu nasıl yaptı acaba?" diyerek içten içe sorular sorarken yakaladım kendimi .. Bunun sebebi esasen çok açık .. Gerek dünyada olsun , gerek Türkiye' de olsun kadının ve erkeğin yeri maalesef bir ve eşit değil .. Hele Türkiye gibi bir ülkede .. Dilimizde kadını aşağılamak ve hakir göstermek için kullanılan bir dolu deyim ve atasözü var .. İşte EKSİK ETEK ! İŞTE " ELİNİN HAMURUYLA ERKEK İŞİNE KARIŞMA! "KIZINI DÖVMEYEN DİZİNİ DÖVER!"

    Bakın , oysa ki okuduğum kitapta KURSK TANK SAVAŞINDA "TANK SIHHİYE ERİ" olarak görev almış kadınların aktardıklarıydı orada anlatılanlar.. Bu ne demek biliyor musunuz ?!?!?!! Çoğunuzun savaş tarihi ve askeriye ile hiç alakası yok.. Söylediklerim çoğunuza bir anlam ifade etmedi biliyorum .. Kursk Tank Muharebesi tarihteki EN BÜYÜK TANK MUHAREBESİ .. Safi Almanlar bu savaşta 2000' e yakın (yazıyla İKİ BİN!) tank ve 75 bin piyadesini kaybetti .. Bu savaşın tarihte bir emsali yok .. Kaçınız bir tankı çalışırken gördü bilmiyorum .. "Eğer namlusu sana dönükken ateş ettiğini "DUYDUYSAN" yaşıyorsun demektir" derler onlardan için.. Savaşta karşı karşıya gelmek isteyeceğin en son şeylerden biri tank ! Hele ki Alman Tiger 1 ve Pantherleri!! Gördüm de söylüyorum.. Göklerde CANAVAR SİRENLERİ monte edilmiş Stuka olarak da bilinen Junkers 87'ler !! Sesi dahi seni olduğun yere mıhlıyor.. Seneler sonra bu sirenin sesini duyunca korkudan kalp krizi geçirip ölen insanların hikayelerini okudum .. (Al şurdan izle : https://www.youtube.com/watch?v=fhJ8HY24Pb8 ) İşte o tankların arasında koşturup , yanan tankın kapağını açıp , yaralı ve hareket edemeyen tank personelini "ELİNİN HAMURU İLE SIRTLAYAN KADINLARDI" ORADA OKUDUKLARIM .. Bırak kendimi , benim diyen bir çok erkek yapamaz o işi !!

    O yüzden diyorum ki : Kadın İKİNCİ BİR TÜR DEĞİLDİR!! KİM NE DERSE DESİN NOKSAN YARATILIŞLI BİR CANLI DA DEĞİLDİR !! Şans ve fırsat eşitliği verilirse KADIN HER AMA HER ŞEYİ YAPAR .. YAPABİLİR !Tarih bunun örnekleri ile dolu.. Hem şurada , hem de başta anlattığım örnekler bunun kanıtıdır !!!

    Kitaba gelecek olursak Mısır gibi ( şöyledir böyledir falan demeyeceğim , bilen biliyor ne olduğunu ) bir ülkede KADIN OLARAK DOĞMAK TALİHSİZLİĞİNİ yaşamış ve bence "Sıfır Noktasının da altına düşürülmüş" Firdevs isimli bir hayat kadınının anıları burada anlatılanlar .. Fırsat eşitliği olsun , negatif ayrımcılık olsun tartışılan bir dolu kavram var .. Şimdi hayat kadını diyince hemen ellerinde etiketle koşturan bir dolu tip olacaktır .. O yola nasıl düştüğünün , nasıl ve kimler tarafından düşürüldüğünün de hikayesi var .. Elleri etiketli o insanlar ve ikiyüzlülükleri için kitaptan bir alıntı paylaşayım da şapkalarını önlerine alıp düşünsünler .. Hoş düşünmezler ama olsun .. Buyrun okuyun bu hayat kadınının , sizin deyiminizle fahişenin dediklerini ..

    "Bir gün gazeteler bir derneğe bağışta bulunurken resmimi basıp, benden sorumluluk sahibi bir yurttaş olarak bahsettiler. Bundan böyle ne zaman ONURA ya da ÜNE gerek duysam, bankadan - P A R A - çekmem yeterli oluyordu."

    İşte böyle monçiçileeeer !! Kendin ne anladın gavur Tuco diyecek olursanız , odun aromalı bir kardeşiniz olarak ve Bukowski ' yi de pek seven bir insan olarak diyeceğim şudur :

    KADINLARI ÜZMEYİN !! Biliyorum kısa oldu ama olsun =))

    Şuraya benim söyleyeceklerimi çalıp daha önceden söylemiş ifrit Charles Bukowski ' nin satırlarını bırakayım son söz niyetine =))

    AĞLAYAN BİR KADININ GÖZYAŞLARI , AĞLATAN ADAMIN BAŞINA GELECEKLERİN ALTINA ATILAN İMZADIR...

    "Yeter evine bomba düşesice!! Git artık!" diyenler için son not: Ramazan ramazan alkolik Bukowski mi okuyacağız diyenleri de düşündü İŞSİZ KARDEŞİNİZ !!

    CAHİLDİRLER KADINDAN ÜSTÜN OLDUĞUNU SANANLAR..

    - Mevlana Celaleddin-i Rumi -

    Bkz: Yauw Tuco Herrera !! Ne mübarek bir adamsın sen !

    Bir başka incelemede görüşünceye dek .. Esen kalın , İŞSİZ KALIN !!
  • 152 syf.
    ·2 günde·9/10
    Güzel kitaptı. Suçluyu son ana kadar gerçekten tahmin edemiyoruz. Hep ahanda suçlu bu diyoruz. Sonra yeni delil kararımızı değiştiriyoruz. Son ana kadar elinizden bırakamayız merak içinde okuyacağınız güzel bir kitap.
  • 382 syf.
    ·11 günde·9/10
    izole günlerimi değerlendirme sırasını bu sitede incelemesini.görüp tekrar akıl kütüphanemin bir köşesine aldığım, bugün e-kitap olarak uzun yolculuğumda keyifle okumaya başladığım güzel eser.

    İncelemelerde gördüğüm olumsuz yorumlara ve yarıda bıraktım demelerine aldırış etmemelisiniz. hocamızın dediği "Her kitabın bir zamanı vardır."ve bence Tanpınar gibi bir üstada hürmeten zamanı beklemek pahasına bile olsa kitabı yarım kalmamalı. Gerekirse vakti gelene kadar bekleyip vakti geldiğinde sindire sindire okunmalı, okuma zamanı gelene kadar beklemesinden yanayım ...

    Başlangıçta roman, saat ve kitap içerisinde ki saat felsefesine dair çok hoş bir betimleme sunuyor ve bunu fark ettiğinizde daha çok anlam kazanacak okumanız,

    Öyle ki sadece saatlerden oluşan küçük bir dükkanda vakit geçirişi zamana ve insanlığa dair çok güzel tespit ve benzetmelerle karşılaşıyor bununla beraber hayatınızdaki bakışınız değişiyor İlerledikçe Osmanlıca kelimeler haliyle artıyor ve okumayı biraz zor hale gelebilir benim için ayrı keyif oldu, en azından benim için farklı bir roman

    Yaşam mücadelesinde yıpranmış,bitmiş ve düşünce yapısı ile dünyasını modern dünyaya uyum sağlayamayan karakterimiz var kendimi çok onda gördüm bunu okudukça anlayacaksınız 'ahanda ben' diye neyse devam edelim tanıştığı bir kaç insanın yardımı ile ve bir Enstitü (şimdi ki günümüzün eğitim kurumu) kuruyor, karakterimizin yanında, çevresinde sürekli var olmayan yalanları ve girişimcilik ruhu bahanesiyle var etmeyi seven X bey ile şehrin tümüne hatta avrupa şehirlerinin ile çeşitli yerlerine kadar işlerini duyurup büyütme amaçları olan düşüncesinde ve bu süreçte okuyucu olarak biz karakterlerin ve çevrelerindeki insanların değişimine, yaşam şartlarına bakarak bir giriş-gelişme-çöküş gibi bir döngü gözlemliyor ki bunun çok ortada fikirleri var Bu süreçte insanoğlunun çokta yabancı olmadığı, yapmacıklığını, samimiyetsizliğini çok güzel bir dil ve olaylar döngüsüyle anlatıyor yazar resmen içimizdeki şeytanı anlatıyor resmen

    Türk edebiyatı için kesinlikle ama kesinlikle okunması anlaşılması, ders çıkartılması gereken bir unutmayacağım, aydınlandığım roman olduğunu düşünüyorum.

    Son bir not: Kitabın verdiği mesajı alabilmek için metaforları iyi okumalı ön yargıları kenara bırakmalı

    #okudumbitti
  • 360 syf.
    İki kez filme uyarlanmış, sizi eğlendirecek bir eserle karşınızda Orhan Kemal.

    İlki 1965 yılında Müşfik Kenter'in başrolünü oynadığı (Bekçi Murtaza'yı), ikincisi 1986 yılında başrolünde
    Müjdat Gezen'inin yer aldığı yönetmenlerin de yorumuyla harmanlanmış ve uyarlanmış bir eser.

    Kemal'in muhacir göçmeni şivesiyle yazdığı esere adını veren vazife aslanı bekçi Murtaza'nın mahalleyi hatta ailesini nasıl mum üstünde tuttuğunu, her şeye karışacak kadar nasıl bir vazife aşığı ya da vazifesiyle kafayı yediğini gülerek okuyacağınız, "hay senin vazifene" bile içinizden diyeceğiniz komik bir eser.
    Ailesiyle olan diyalogları bana Kemal Sunal'ın Kapıcılar Kralı filmini hatırlattı, ikisinin de eşleri cefakâr, yılmış bu adamların işkolikliğinden, tabir-i caizse eşek yerine alınmaktan. Öyleki çocuklarına davranışlarından ahanda bu replik gelir dersiniz; "S.çarım dersine sanki apartman yöneticisi olacaksın p..." :) Spoiler vermemek için detay veremiyorum.

    Adanalı Kemal'in muhacir göçmeni şivesini ustalıkla kullanışını, nasıl bu kadar muhacirlerin hâl tavırlarına hâkim olduğunu şaşırarak okuyacak ve Kemal'in basmakalıp bir yazar olmadığını eserlerini okudukça tekrar tekrar fark edeceksiniz.
  • 552 syf.
    ·3 günde
    Aslında doğruyu söylemek gerekirse konu ve kurgu o kadar da değişik değil. Okurken bir Türk dizisi tadı alıyorsunuz zaten ama değişik olan tarafı şu: Kitap okutuyor abi! Yiğidi öldür, hakkını yeme demişler. Yazarın üslup gayet yerinde. Hem kitap okuyayım hem de kitabımı okurken e biraz da dizi izliyor gibi olayım diyorsanız ahanda doğru adrestesiniz. Ha, tabi, dini konularla pek haşır neşir değilseniz, pek de şey etmem -ama aslında dini konuyla alakası yok be, aman, dizi izliyor gibi olmak isteyen okusun işte-. Demem o ki çok da şey etmeyin. Dizi izleyeceğinize kitap okumuş olursunuz.
    Bu arada azıcık spoiler veriyor gibi yapayım: Sonu -bence- ağlatıyor. Ha, kötü mü bitiyor, orası tartışılır ama sonunda birazcık duygulandırıyor.
  • 412 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Herkeşlere merhabalar bir kez daha .. Normalde bu incelemeyi pek yapma taraftarı değildim .. Sağdan soldan niçin işsizlikle harmanlayıp bir inceleme yazmıyorsun tekliflerine ve serzenişlerine kulak verip kaleme alayım dedim .. Bu zatlardan biri de sevgili https://1000kitap.com/lwoH idi .. Ondan kelli işbu tanıtım yazısı benim kendisine bir armağanım olsun .. İşsizlikle yoğrulacak olan bu tanıtım yazısı süresince , kantarın topuzunu kaçırmaksızın yine KÖTÜLÜKLE harmanlayarak olayların öncesini aktaracağım sizlere .. Öncesini diyorum çünkü birkaç büyük fark haricinde filmle kitaplar arasında öyle çok da büyük bir fark yok.. Bizim milletimiz biliyorsunuz ki kitabın, varsa filmini izleyip , yoksa özetini okuduğu için bu yolu seçiyorum .. Okumak isteyenler için bir arka plan , bir geri besleme ünitesi olsun burada yazanlar .. Bu arada Star Wars için de istek geliyor .. Bilesiniz ki o iş bu seride olduğu kadar kolay değil .. Alkol duvarını aştığımız ve keyfimizin de çakır olduğu bir gün diyelim .. Evet hazırsanız yavaştan kontağı çevirip beyaz şahinimiz ile akalım ortamlara ...

    Sevgili bebişler .. Bundan önceki tanıtım yazımda kötülüğün yolundan gitmek suretiyle olayı Sauron ekseninde anlatmıştım sizlere .. Herkeşler okuma bildiği için görüyorsunuz ki bu kitabımızın adı İki Kule .. Niçin İki Kule ? Efenim burada Türk siyasi tarihini az buz takip edenlerin bildiği bir olgu tekrar etmekte çünküm..
    Nedir o ?
    Koalisyon !!
    "Sincanlı Elektro Sazcılar ve Beyaz Şahine Binen Kaşıkçılar Konsülü" ile "Hıdırlıktepe Ankaralı Turgut Sevenler ve Sevmeyenlerin Kökünü Kazıma Vakfı" kıvamında iki büyük güç bir araya gelmek suretiyle bir kötülükler kumkumasına can vermişler .. İlk tanıtımda sizlere bahsettiğim Sauron tek başına iktidara gelemediği ve mecliste sandalye sayısı bazında üstünlüğü ele geçiremediği içün yanına bu kez Saruman' ı çekmiş ... İşte ben sizlere bu emmimizi anlatarak ilerleme yolunu seçtim .. Saruman' ı anlatabilmek için İstarileri bilmemiz gerekiyor pek tabii..
    Şimdi efenim...Rivayet odur ki ; daha önceki incelememde anlattığım ( ahanda burada : #61373665 ) Sauron 'un ve efendisi Melkor' un Orta Dünya'yı kasıp kavurmasından sonra illallah diyen Valar' ın başındaki Manwe , oturduğu çilingir sofrasında dişinin arasına kaçırdığı kavurma partiküllerini rakı ile dezenfekte etmeye çalışırken ne olacak bu memleketin hali diyip , kendileri ile beraber yaşayan Maiar arasından bir ekip toparlamaya karar veriyor .. Şimdi ilk kez duyuyormuşcasına reaksiyon gösterdiğiniz 5 şahıstan oluşan bu elit birliğin amacı , Orta Dünya' ya giderek, olası bir Sauron krizine karşılık , elf ve insan ırkını örgütlemek..Milis kuvvet kurmak .. Bu bağlamda , Kurmay sınıfında yer alan bu emmiler için Orta Dünya'nın Bordo Berelileri der isek pek tabii ki yanılmış olmayız .. Yani 90'lara kadar çift kutuplu Dünya' da at koşturan Rusya ve Amerika' nın yer aldığı Soğuk Savaş günlerinde Nato ülkeleri içerisinde örgütlenen Gladyovari oluşumların kılıç-kalkan ve büyü ile cenk ettikleri bir versiyonu size anlattıklarım .. Seçilen bu birlik God Mode : On kıvamında takılan zatlar fekat Orta Dünya' ya gittiklerinde ete kemiğe bürünecekleri ve en önemlisi ölebilecekleri için bir miktar Yusuf moduna da girmiş durumdalar o günlerde.. Nitekim Gandalf sonrasında Balrog ile kapışmasından sonra direkten dönüp , öldükten sonra tekrar gönderiliyor Orta Dünya'ya ... Neyse efenim konu dağılmasın .. Zaten yeterince uzun .. Daha da uzamasın .. Kimler var bu şampiyon kadroda dersen...

    Forvette kaptanlık pazu bandıyla arz- ı endam eden Curunir yani hepimizin bildiği ismiyle Saruman..
    Orta sahada ,Orta Dünya moda dünyasına griyi sevdiren , yeşil sahaların olmazsa olmaz ismi Olorin yani Gandalf ..
    Defansta , Frp alemlerine Druid kavramını armağan eden , parklar-bahçeler ve börtü böcük müdürlüğünün medarı iftiharı Radagast!
    Sağ ve Sol açıkta maviler olarak adlandırılan Alatar ve Pallando.. ( Bunlar açılıyım derken "into the unknown" sendromunun sözlük karşılığı oluyorlar.. Haber alınamıyor sonrasında kendilerinden .. Alınıyorsa da ben alamadım kusra bakmayasınız.. ) Şimdi yedek kulübesinde rahmetli başkan Kennedy , taçsız kral Pele , Beckenbauer, kaleci Mayer ve unutulan fekat Ebru Ince tarafından eklenen NADIA KOMENAÇİ falan diye devam etmek var ama neyse =))

    Herşey güllük gülistanlık gibi anlatıyoruz lakin o günlerde bir araya getirilen bu beşli arasında henüz Gri Limanlar' dan Orta Dünya' ya girizgah yapılmadan öncesinde ayrılık rüzgarları esmeye başlamıştı.. Seçmeler esnasında Manwe' nin eşi Varda' nın , ismi üçüncü olarak açıklanan Gandalf'tan için " Hayır üçüncü değil." diyerek araya girmesi ile Saruman' ın kibrine eklenecek olan ilk harç karılmış oldu.. Sonrasında Gri limanların efendisi Cirdan 'ın - ki kendisi Elflere verilen üç yüzükten birinin taşıyıcısı ve ikinci çağda yaşayan en yaşlı elftir- elindeki güç yüzüğü olan Narya' yı Gandalf' a vermesi ile Saruman' ın kibri ve Gandalf ' a yönelik kıskançlığı da yavaş yavaş şekillenmeye başladı .. Bundan sonrasında neler oldu?

    Orta Dünya ' ya giriş yapan tüm istariler uzun ama çok uzun bir müddet gönüllerince gezdiler .. Çünkü henüz Sauron yeterince güçlü değildi ve yüzünü onlara göstermemişti .. Saruman , bu dönemde doğuya giderek orada kaldı ve sonrasında Galadriel , Elrond ,Gandalf ve Cirdan' ın da içinde bulunduğu Ak Divan kuruldu.. Kaburga dolmaları ,cüce usulü közde kokoreçler, rakılar , güğüm güğüm kırmızı tuborglar , fındıh fıstıh jelibon , hatta ve hatta bonibonlar su gibi akıyordu vur patlasın çal oynasınlı alemlerde.. Galadriel bu oluşumun başına Gandalf' ı önerse de , Saruman yüzükler hakkında çok daha ileri düzeyde bilgi sahibiydi ve mevzu yüzük olduğu için konseyin başına geçmesi oy birliği ile kabul edildi .. Yüzükler için yapılan uzun araştırmalar sonucunda hepimizin bildiği o tek yüzüğü gittikçe daha saplantılı bir şekilde ister hale gelen Saruman' ın karanlık tarafa düşmesi uzun sürmedi .. Sauron' a karşı gibi görünse de , apaçık bir şekilde tek yüzüğü ve gücünü kendisi için istiyordu.. Pek tabii Ak Divan' ın diğer üyelerinin bu ihanetten çok sonraları haberi olacaktı .. Sonrasında Gondor krallığı adına yönetmesi için kendisine anahtar teslim ile devredilen Isengard'daki Ortanc kulesine yerleşen ve uzun bir müddet burada yüzükler üzerine araştırmalar yapan Saruman en sonunda görme küresi diye de adlandırılan dokuz Palantirden birini bularak tamamen karanlığa saplandı.. Bu arada bizim Gri hacı emmimiz Gandalf , Dol Guldur 'da ikamet eden Necromancer yani Ölüm Büyücüsünün Sauron' un ta kendisi olduğunu keşfetti ve Ak Divan'ı bir araya topladı .. Yalnız ihaneti akıllarının ucundan dahi geçmeyen Saruman , Ak Divan'ı olası bir müdehale ve savaş senaryosundan vazgeçirerek olayı farklı yönlere kanalize etti .. Çünkü Mordor'a yerleşecek ve gücünün zirvesinde olacak bir Sauron kendisinin işine gelmiyordu .. Fakat aradan geçen yüzyıl sonunda artık tüm işaretler inkar edilemez bir biçimde Morgul'u gösterdiğinde ,Saruman daha fazla dayanamayarak Ak Divan ile Morgul' a taarruz etti .. Sonrasında Sauron açığa çıktı ve Morgul'da bulduğu Palantir ile Mordor' a çekilmek zorunda kaldı .. Muhtemeldir ki , İKİ KULE ittifakının temelleri de bu dönemlerde ve bu iki Palantir ile atıldı .. Hem Ak Divan' a , hem de Sauron ' a karşı ikili oynayan Saruman' ın zamanı sınırlıydı ve ilerde, yanıbaşında kendisi için "ÇİLE BÜLBÜLÜM ÇİLE" nidaları ile uğraşmak zorunda kalacağı güçlü bir Rohan istemiyordu .. Bu yüzden açığa çıkmadan , göndermiş olduğu Grima Solucandil ile Rohan 'da PARALEL DEVLET YAPILANMASI yoluna gitti..Nasıl güzel di mi ?!? =)) Gandalf'ın sonrasında gelerek, "Rohan laiktir , laik kalacak!" diyerek kendisini kovalamasına kadar geçen süre içerisinde de buradaki etkisini hep korudu .. Derler ki : paralel devlet yapılanması ve öncesinde Gandalf'ı da Ortanc' da hapis tutması ile maskesi düşen Saruman için o sıralarda Polis Radyosunda bol miktarda Musa Eroğlu ' nun Yolun Sonu Görünüyor isimli parçası istenmiştir Mordor'da vatani görevini yapmakta olan orklar tarafından. Yine tesadüf budur ya , Saruman' ın Rohan'dan kovularak tekrar Ortanc' a gitmekte olan elçisi Grima 'nın , yolda bir adet Nazgul ile karşılaşması ile Ören Bayan logosundaki teyzemizin elindeki tığın Narsil misali kırılarak işlenen oyanın iplik söküğü gibi ele gelmesi kaçınılmaz bir hal aldı .. Sauron , Saruman'ın ihanetini tam olarak öğrenince , Saruman'ın tüm taraflara tellallar göndererek davullu zurnalı savaş ilan etmekten başka çaresi kalmadı .. Bayadır yapmıyorum : VER MEHTERİ !!! =)) Bizim iki zirzop hobitimizi kaçıracak olan Urukhaileri bu yüzden seferber etti ama Urukhailerin elinden kaçan bu ikili Fangorn Ormanı'na girerek Entler olarak bilinen Ağaç adamları Saruman' a karşı örgütlemeyi başardılar .. Sonrasında biliyorsunuz, Ağaçsakal önderliğinde Isengard' a giden Entler , siyanürle altın arayan Saruman'ın biletini keserek onu da kulesine hapsettiler .. İşte hepimizin Greenpeace adı ile bildiği o örgütün temelleri de o gün atılmıştır .. Bakınız genel kültürünüze de neler neler kattım =))) BEN DAHA NE EDEM ?!?

    Sonrasını zaten biliyorsunuz canikolar .. Ortaçağın da TANKLARI olarak bildiğimiz süvariler, üçüncü günün şafağında Varşova'yı inleten ALMAN PANZERLERİ kıvamında yırtıp atmak suretiyle bertaraf etmiştir Miğfer Dibi kuşatmasını .. Bu arada herşey iyi hoş da , şu savaşın ismini niçin "BORU"kent Savaşı diye çevirirsiniz yauw!?!?! HORNBURG o savaşın adı !! Hornburg !!! Boyunuz bosunuz devrile sizin !!

    Neyse şekerpareler .. Bir işsiz incelemenin sonuna da böylece gelmiş olduk .. Eti-Cin'iniz bol , Sırtınız Pek Olsun !!