Ahmet Hakan Beyazkaya profil resmi
Sanat uzun, hayat kısa.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Lisans
Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyatı
109 okur puanı
02 Nis 14:10 tarihinde katıldı.
  • Sabitlenmiş gönderi
    Düşünce, sanat, yaşama aşkı, hepsi sende toplandı. Hepsi senin hüviyetinle birleşti. Senin dışında düşünememek hastalığına müptelâyım.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Dergâh Yayınları
  • Ahmet Hakan Beyazkaya tekrar paylaştı.
    Bilir misin, yüceler yücesi Tanrı,
    Şarap ne zaman coşturur içenleri?
    Pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe,
    bir de cuma, cumartesi günleri.
    Ömer Hayyam
    Sayfa 69 - İş Bankası Kültür Yayınları
  • Ahmet Hakan Beyazkaya tekrar paylaştı.
    İsterdim bu eski yerde seninle
    Baş başa uyumak son uykumuzu,
    Bu hayal içinde... Ve ufkumuzu
    Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
    Havayı dolduran uhrevî ahenk.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 53 - Dergâh Yayınları
  • Ahmet Hakan Beyazkaya tekrar paylaştı.
    163 syf.
    ·Beğendi·10/10 puan
    Kürk Mantolu Madonna
    2019 yılının Martına tesadüf ediyodu bu eseri okuduğum tarih. Üzerinden hayli bir zaman geçmiş olsa da kitabın sayfalarına bir göz gezdirdiğim vakit tesirinin hâlâ üzerimde olduğunu derunuma kadar hissediyorum. Şu vakit Evgeny Grinko adlı sanatçıdan Valse adlı bir parçayı dinlemekteyim ve bu incelemeyi kaleme almaktayım.
    O süreçler benim Tanpınar'ın ruh halinde eridiğim süreçti. Bu eserden önce okuduğum Huzur adlı eserle olağanüstü çalkalanmış olduğumu da ifade edeyim. Sabahattin Ali benim için o süreçlerde ideolojik tartışmalardan mütevellid uzak bir şahsiyet ve yazar idi. Ancak bir edebiyat öğrencisi, hatta bir insan olmak evvela her görüşe ve fikre açık olmaktan geçer ki ben o süreçte bu ideolojik tartışmalardan sıyrılmak, kavgalardan uzak olmak adına bu esere bir miktar tereddüt ile başlamıştım. Evet, mart ayı demiştim. Ben daha önce hiçbir yolculukta hiçbir eser okuyamadım. Yol tutuyordu, otobüs ise hiç bırakmıyordu ki bir miktar nefes alayım. Kilometrelerce yolu süratli bir hızla ve süratsiz bir hissizlikle ilerliyordu otobüs, biz ise içerisinde çalkantıdan çalkantıya, serzenişten serzenişe atlayıp duruyorduk. Böyle bir düzlemde daha önce bir yolculuk esnasında hiçbir metin okumayan ben ilk defa bir kitap okuyordum. Böyle olduğu için bu eser benim için bir miktar daha değerli olmuştu.
    Otobüs yolları geçtikçe, ben içimden geçiyordum. Ruhtan sıyrıldığın bir an var mı deseler, evet otobüsün süratli ilerleyişine yetişemeyim bedenimden ve ruhumdan sıyrılmıştım. Düşünce ve sanat ruhumu bilfiil işgal etmiş, süratle ilerliyorduk.
    Kitabın sayfaları ilerledikçe Raif Efendi'nin iç dünyasına katılıyordum. Arkadaşlar, herkeste olmuştur bu durum. Bir karakterin iç dünyasına katılmak, onun iç dünyasında oturup bir kahve içmek. İşte tam da otobüs yolculuğuma tesadüf eden bu katılım, bu davet yerinde olmuştu ve ben bundan keyif alıyordum.
    Şahsiyetleri tanıtmaktan ziyade, onların iç dünyasını kısa bir özet haliyle anlatmak isterim. Raif Efendi olağanüstü ketum, çekingen ve hayat ve ızdırap tecrübesi henüz oluşmaya başlayan bir şahsiyet. Kitap Raif Efendiyle aynı müesesede iş gören bir adam ile başlıyor, devamında Raif Efendi'nin yazdığı eserle sürüp gidiyor. İnanılmaz ruh tasvirleri, gerçekçi izlenimler, yaşamla mücadele, yaşamın stresi ve yaşama hevesinin artık tükenmiş olması büsbütün okuyucuyu sarıyor ve sarsıyor. Zaten Sabahattin Ali, üzerine düşen "vurucu" etkiyi kitabın sonuna doğru okuyucuya aktarıyor.
    Yine kendime dönmek diliyorum. Eserin daha doğrusu hayat hikayesinin ortasına düştüğüm zaman ister istemez gözyaşlarına boğuldum. Koltukta otururken bir içim geçmiş ki bu da benim için olağandışı bir mevzudur. Uyku hususunda çok titiz bir hayatım vardır ve ben o güne kadar ve hatta o günden sonra da yolculuklarda ve hatta otobüs seyahatlerinde bir saat uyumuş değilim. Sanırım kader, hayatımın en olağandışı sürecini o eseri okuduğum zamana tesadüf etmeyi bir vazife bildi. Ya da buna benzer bir mesele.
    Her neyse. Bu eser gerçekten olağanüstü tesirlere sahip bir eser, ancak Türk Edebiyatının zirve eserlerine ancak bir kapı görebilir diyebilirim. Kat'a, eseri küçümsemiş değilim. Kürk Mantolu Madonna filhakika değeri değerler arasında gerçekten hak ettiği yerdedir. Ancak, bu eserin bendeki asıl kıymeti, Huzur gibi Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi Mahur Beste gibi eserleri daha iyi kavramama sebep olacak bir anlam dünyasına sahip olmasıdır. Anlam dünyasını, düşünsel anlamı bana hissettirdiğiyle birlikte ben kendi kendimi tekrar etmek pahasına da olsa Huzur'u ve Mahur Beste'yi hatta Sahnenin Dışındakiler'i daha iyi kavradım.
    Sözü epey uzatmışım. Umuyorum ki yüreği yeten herkes bu eseri okur, okutur. Yüreğin bir esere yetmesi de ender bir meseledir ve bunu Kürk Mantolu Madonna adlı eser için layık görmekteyim. Sevgilerle, keyifli okumalar...
  • Ahmet Hakan Beyazkaya tekrar paylaştı.
    "İradesinin üstünde "yarın" dediğimiz o sihirli imkân, onun verdiği hayat iştahı, onun içimizde yarattığı mucizeli iklim vardı."
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 70 - Dergâh Yayınları
  • Ahmet Hakan Beyazkaya tekrar paylaştı.
    "Sana ne kadar verirsem, o kadar çoğalıyor bende kalan,"
    William Shakespeare
    Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Ahmet Hakan Beyazkaya tekrar paylaştı.
    115 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Öykü alanında henüz okumalar yapmağa başladığım için bu eser ilgimi gerçekten de üzerine topladı.
    Mustafa Kutlu'nun kaleminde hayat bulan bu hikaye, bütün olay örgüleriyle kasaba hayatını aktarıyor. Betimlemeler öyle hayatın içinde ki, insan ister istemez kendisini bir köyde bir kasabada hayat bulmuş hissediyor. Ben de böyle hissetmiş olup, olay örgüsünde eridim ve yeni bir hayat buldum.
    DTCF'den Ebubekir Hocamın tavsiyeleri üzerine çağdaş öykücülerin eserlerien başlayıp, kalemimi bu bağlamda geliştirmek adına bu öykü ile bir serüvene başladım.
    Kitap, kabaca anlatmak pahasına da olsa, 16 yaşında hayatın çeşitli lezzetlerini tadan bir çocuğun öyküsü olarak anlatılıyor. Kitabın başından sonuna kadar gerçekten de okuyucuyu içine çeken öykü, kasaba öyküsü olarak sürüp gidiyor.
    Kısa bir öykü olmasıyla birlikte uzun bir hayat hikayesini hissettirmekte de alıkoyamıyor kendisini yazar. Anlatılanların aksine anlatılmayan o kadar derin bir öyküye şahit oluyorsun ki, kitabı okurken bu şahit olduklarına şaşıp kalıyorsun.
    Ayla ile başlayan derin bir ızdırap, Feride ile zirveye ulaşıyor ve başkahramının karakterini oluşturuyor.
    Kitap için söyleyeceklerimi şununla sonlandırmak isterim ki, öykü okumaya başladığım şu süreçte bu eser gerçekten de olağanüstü bir tesir yarattı bende. Türk klasiklerinin ardından çağdaş öykülere başlayacak arkadaşlarıma öneriyorum.
    Bir edebiyat öğrencisi olarak;
    Artık sanatlı olaylardan sıyrılıp, içimizdeki olaylara akışın bir öyküsü olarak görmekteyim bu eseri. Eskinin olağanüstü tesirli ve söz sanatlarıyla inanılmaz örülmüş eserlerini bir kenara bırakmak gerektiğini anladığım şu süreçte, bu eserin gerçekten de bizlere ait olaylara akışını fark ettim. İçimizden birilerine ait olan bu öykü, eskinin o ağır betimlemelerinden de pekâlâ sıyrılmış vaziyette. Bu durum, çağdaş öykü yazarları için kaçınılmaz olması gereken bir husus ki ben bunu olağan olması gerektiği bir şekilde fark ettim.
    Olay örgüsünü yazar, ustaca örmüş ve okuyucuyu etkileyecek bir biçimde de son vermiş. Heyecandan sıyrılıp kasaba hayatını betimleyen, ancak mamafih çeşitli olay halkalarıyla okuyucuyu yine de heyecanlandıran bir eser olduğunu da söylemek isterim.
    Dil sade, içimizden ve anlaşılmaz söz sanatlarından uzak bir biçimde aktarılmış. Bu cümlemden şu çıkarılmasın ki ben hiçbir şekilde söz sanatlarını reddediyorum. Bilakis söz sanatlarına hayranlığım da yazdığım öykülerden anlaşılmaktadır. Ancak çağdaşlaşmak, eskiyi sevdiğimiz kadar yeniye ayak uydurmak da kaçınılmaz bir sondur, yaşamak isteyen yazarlar için.
    Söyleyeceklerim bu kadar. Son olarak bu eseri tüm okurlara tavsiye ederim, "kısa bir uzun hayat hikayesi"dir.
Sanat uzun, hayat kısa.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Lisans
Ankara Üniversitesi DTCF Türk Dili ve Edebiyatı
109 okur puanı
02 Nis 14:10 tarihinde katıldı.

Şu anda okuduğu kitap

  • İntibah

Okuduğu kitaplar 79 kitap

  • Uzun Hikâye
  • İvan İlyiç’in Ölümü
  • Bozkırın Sırrı : Türk Peygamber
  • Hayvan Çiftliği
  • Rübab-ı Şikeste
  • Osmanlı Türkçesi Metinleri 2
  • Şaman Kız
  • Yeraltından Notlar
  • Orhon Yazıtları
  • Şiir Çözümleme Yöntemi

Kütüphanesindekiler 12 kitap

  • Uzun Hikâye
  • İvan İlyiç’in Ölümü
  • Gün Olur Asra Bedel
  • Bozkırın Sırrı : Türk Peygamber
  • Hayvan Çiftliği
  • Kürk Mantolu Madonna
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
  • Rübab-ı Şikeste
  • Osmanlı Türkçesi Metinleri 2
  • Huzur

Beğendiği kitaplar 10 kitap

  • Uzun Hikâye
  • Sözde Kızlar
  • Hayvan Çiftliği
  • Kürk Mantolu Madonna
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
  • Rübab-ı Şikeste
  • Huzur
  • Edebiyat Üzerine Makaleler
  • İçimizdeki Şeytan
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Beğendiği yazarlar 1 kitap

  • Nazım Hikmet Ran
  • Erkan Baş
  • Gabriel Garcia Marquez
  • Ot Dergisi
  • Kafa Dergisi
  • Yang Yiyen
  • Yaşar Kemal
  • Nikolay Ostrovski
  • Fyodor Dostoyevski
  • Lev Tolstoy
Okur takip önerileri
Daha fazla