"Evladım, bunlar için gidilir mi oraya? Cehennem gibiydi park..."
"Sizinkiler gelene kadar öyle değildi." Keto'ydu konuşan. "Evet, polis pislik yaptı Başkomiserim." Sesini yükseltmişti. "İster kız, ister bağır fark etmez. Sizinkiler çok kötülük yaptı insanlara. Hepsi okumuş abilerdi onların, hepsi iyi insanlardı. Ağaçlar için gelmişlerdi oraya... Tiyatro oynuyorlardı, konser veriyorlardı, resim yapıyorlardı. Bize de yaptırdılar. Film bile çektiler. Hatta ben de oynadım... Ağaçlar için..."
"Ağaçlar için,"
"Sadece korkuyor..."
Hakikaten yalvarır gibi bakıyordu. Dün gece attığım tokat için mi?
"Neden korkuyor?"
Başıyla Pirana'yı gösterdi.
"Öteki gözünü de kör edersiniz diye..."
"Ne?"
Dün gece Pirana'yı tokatlayınca yana kayan bandın altından çıkan o küçük, karanlık çukur canlandı hafızamda... Ne anlatmaya çalışıyordu Keto?
"Gözü nasıl kör oldu Pirana'nın?"
"Sizinkiler yaptı Başkomiserim. Polisler..."
Elindeki pamuğu burnuna dayayan Pirana, usulca başını sallayarak sessizce onayladı arkadaşını.
"Ne... Ne zaman?" diye kekeledim. "Ne zaman oldu bu?"
"Geçen Haziran... Şu parkta..."
Neden bahsediyordu bu çocuk?
"Taksim'deki parkta..."
"Gezi Parkı'nda... Geçen yaz..."
Rengarenk giysileri içinde travestiler, beyaz başörtülü Kürt kadınları, Afrika’daki ülkelerinden buraya savrulmuş siyahi göçmenlerin yanında mavi önlüklü manavlar, beyaz önlükleriyle kasaplar, berberler, ellerindeki sazları, kemanları, klarnetleriyle müzisyenler, oto tamircileri, manken yapım atölyelerinde çalışan işçiler ve onların çocukları…