• 480 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Ahh evet... Lise hayatının bana kazandırdığı en güzel şey dosttur. Tek ve öz. Neredeyse 7 yıl oldu.. Benim Bitanemin bana kazandırdığı o kadar çok şey var ki sadece dostluk değil. Her anlamda bana örnek olan ve bana kitap okumayı sevdiren kitap okuma alışkanlığı kazandiran canım dostum. Bu kitabı ondan doğum günü hediyesi olarak almıştım çok şanslı bir insanım gercekten. Ve tamamiyle ilerde bizim yaşamak istediğimiz bir hayat bu. ikimizin de güzel dükkanı olsa gün boyu hem işte hem kitap okusak. Komşu olsak dost olsak herşey olsak... Kitabı okuyalı 5 sene oldu tam hikayeyi hatırlamıyorum ama verdiği tadı hayalleri hatırlıyorum. Harika bir kitap daha bırakıyorum buraya mutlaka okuyun. Ben normalde ütopya tarzı daha çok severim. Bu tarzları arkadaşım daha çok seviyordu. Ama bu kitabı bende çok beğendim. Mutlaka okuyun
  • Kitaplarda buluşuruz seninle, kitaplarla konuşuruz karşılıklı. Sesimiz, kalbimiz, sevgimiz olur o kitaplar. Sarıl o kitaplara ve içini döken cümleleri bul benim için, bende senin için aynısı yapıyor olacağım...
  • 263 syf.
    ·Puan vermedi
    Çok sevilen bir kitaptır ne var ki ben hiç sevmedim. Neden? Çünkü ben ekşici piçim. Hiçbir şeyi beğenmemeye and içmiş bir insanım. En azından bazıları benim için bunları söyledi.
    Özgün ama gelişimi imkansız gibi duran bir tarzı var. Ne yaparsa yapsın bir süre sonra illa kendisini tekrar eder ki ben bunu henüz kitabın yarısı bitmemişken hissettim. Bakış açısı yer yer çok güzel, ifade ediş tarzı yine yer yer çok hoş olsa da bir yerden sonra bu hoşluk sıkıcı bir hale gelmeye başlıyor. Her şeyi benzetme üzerinden anlatmasından gerçekten çok sıkıldım.
    Kitap güzel aslında ama o kadar övüldü anlatıldı ki ''bu mu lan peh'' dedirtti bana. Bak şimdi; mesela biri ''bana kitap öner'' dese, çok güzel göğüsleri olmadığı sürece kolay kolay kitap önermem. Okur, anlamaz, gelir ''güzel değilmiş'' der ve ben de Rouqentin misali çatalı gözüne batırmak isterim, ama göğüsleri güzelse çatal ile ilgili fantazim aklım gelmeyeceğinden kitap önerebilirim tabii(Off neyse ki bir şekilde yine göğüslere getirdim konuyu, bir an çok korktum gelmeyecek diye) Yabancı kitabını beğenmemiş bir adam için kitabı anlamamışsın diyebilirsin hatta bana sorarsan demelisin de zaten. Yeni Hayat' ı ya da Tutunamayanları beğenmeyenler için de bunu söyleyebilirsin mesela ama Dublörün Dilemması' nı beğenmeyen için bunu söyleyemezsin. Beğenmemişse sadece beğenmemiştir işte.
    Kitap zeki bir yazarın elinden çıkmış ama Bukowski okurken ya da Nick Hornby okurken hissedilen ''dumanlı kafayla yazmış abi çok doğal lan'' hissi Murat Menteş' in bu kitabında hissedilmiyor. Her zaman bu hissi hissetmek zorunda değilsin elbette lakin kitap biraz da bu hissi uyandırmak için yazılmış izlenimi uyandırdı bende. Şimdi en büyük eleştirimi yapacağım;
    Azıcık ona kendimi göstereyim, dur bu eksik kalmasın azıcık da bu tarafa yaranayım, biraz da şundan ekleyeyim kafasıyla yazılmış bir kitap sanki. Bakın ben istesem edebiyat parçalayabilirim, bakın ben solculuktan anlarım, bilimsel bilgilerimi duysanız poponuz tavana vurur, ben sanattan anlarım, derdi bana aşkı da yine bana sorun, din mi dediniz? doğru adrestesiniz, ahh lirik anlatım benim işim...
    Şimdi ben Murat Menteş azıcık ondan azıcık bundan almış demiyorum kesinlikle. Bir intihal ithamım kesinlikle söz konusu bile olamaz lakin biraz İhsan Oktay, biraz Bukowski, biraz o, biraz bu işte karşınızda özgün tarzıyla bendeniz Murat Menteş... Yemez abi ama aynen devam kitap cidden iyi kitap yine de. Yalnız köşe yazılarını okurken, bu kitabı okuduğum sırada aldığım keyiften çok daha fazlasını alıyorsam ikinci bir kitabını almak yerine hergün Yeni Şafak alırım daha iyi.

    Ya şu iyi kurgu mevzusuna da bir gireceğim. Sadece bu kitap için değil zaman zaman benim de yediğim bir halt olmakla birlikte her aksiyon romanına ''çok iyi kurgusu var hocam ya'' deniyor. Nedir iyi kurgu bir anlatın ne olur? Ben kısa bir fıkra ile anlatmaya çalışayım tepkimi;

    Boğaza 3. köprü için ihale açılmış. Amerikalılar demiş ki; ''Biz iki kıtadan köprüyü yapmaya başlarız. Tam ortada en fazla 20 cm bir farkla iki ucu birleştiririz. O fark da zaten fark edilmez.'' Japonlar demiş ki; ''Biz de iki kıtadan köprüyü yapmaya başlarız. Tam ortada en fazla 10 cm bir farkla iki ucu birleştiririz. O fark da zaten fark edilmez. Çinliler demiş ki; ''Biz de iki kıtadan köprüyü yapmaya başlarız. Sonrasında ortada iki uç birleşti, birleşti; birleşmezse 1 değil 2 köprünüz olur.''
    Sadece bu kitap için demiyorum bu tarz pek çok kitapta yazar iki köprüyü ortada birleştirdi diye ''çok iyi kurgu ya'' oluyor. Yok bir de birleştiremeseydi...
  • «Hermione, sevgilim, lütfen onlara ‘aşağı tabaka’ deme!»
    «Ya ne diyecekmişim peki?! Gerçekten de aşağı tabaka değil mi onlar?»
    «Çok kötü, düşmanca bir deyim bu. İşçi sınıfı demelisin.»
    «Peki, işçi sınıfı diyelim. Ama yine de o pis kokuları hiç değişmeyecektir.
    “Ah Hermione, hiç doğru değil böyle konuşman.»
    «Biliyor musun Philip: bazan aşağı tabakayı sevdiğin hissini uyandırıyorsun bende.»
    «Tabii ki seviyorum!»
    «Ahh, neler söylüyorsun Philip! Neler söylüyorsun böyle!»
  • "...🌼🌾
    Küçükken sorulan ; büyüyünce ne olacaksın sorusuna verilecek çokça cevabım var şimdilerde.. Mesela hep çocuk kalmak isterdim..
    Oyuncaklarımdan kurduğum evde hiç büyümeden yaşamak isterdim.. Müjganı olmak isterdim o güzel şiirin,çokça ahh çektiren.. Tekerlemesi olmak isterdim oynadığım oyunların,sek sekteki yassı taş olmak isterdim.. Ben daha neler isterdim de;hayat büyüyeceksin dedi..
    Bende koca kız oldum.." (alıntı)
  • 520 syf.
    ·Beğendi·10/10
    “ Ana sen ağlarken bizlerin güleceğini mi sanarsın.Senin yüreğin yanarken bizim yüreğimizde hiç güller açar mı?Sen hazan mevsiminde sahipsiz bir yaprak gibi savrulurken,bizlerin baharın tadını çıkardığımızı mı düşünürsün?O gözyaşlarının her damlasında sen varsın ana.”

    Gerçek yaşamı konu alan kitabımız,okurken beni derinden etkiledi diyerek başlamak istiyorum.Bu tarz kitapları yorumlamak gerçekten çok zor.Okuduğum her satırda hissettiğim duygular yüreğimi yangın yerine çevirdi diyebilirim.Verilen kararların pişmanlığı,geç kalınmışlığın omuzlara yüklediği mesuliyet,fedakârlık hamuruyla yoğrulmuş bir anne,yaşıtları oyun oynarken ailesine karşı yardım etmeyi sorumluluk edinen bir evlat,küçük yaşta evin işlerini yaparken aynı zamanda küçük kardeşine bakan yüreği güzel kızımız ve anne kokusuna yeni alışmış minicik bir bebek.

    “ Şimdilerde altından geçtiğim bütün ağaçlar yapraklarını döküyor. Havada hazan var, yüreğimde hüzün”

    Cemal Süreyya

    Safiye ve Hayri,köyde yaşamlarını süren geçimlerini çiftçilikle sağlayan dört tane evlada sahip bir ailedir.Hayri,başına buyruk sözünün üzerine söz söyletmeyen,kuralcı ve işleri her daim ailesinin önünde yer alan bir kişidir.Safiye,babasının sözü üzerine evlenerek fedakârlık timsali bir gün bile sesini çıkarmadan eşine yardım eden ayrıca dört evlada analık etmeye çalışan kendi iç dünyasında fırtınalar kopsada metanetini korumayı başaran bir kadındır.Hüseyin,yaşı küçük yaptığı işler boyundan büyük.Babasının peşi sıra harman yerinde sıcak demeden var gücüyle çalışan anasının gözbebeği bir evlat.Ayşe ise anası evde yokken evi çeviren aynı zamanda küçük kardeşi Gülay’a analık yapan kızımız.Ve en önemlisi geleceğin neler getireceğinden habersiz anasının kokusu ile büyüyen Hasan.Bu güzel aile’nin her köyde ki aileler gibi yaşanan hayatları Safiye’nin yakalandığı hastalık ile sarsılır.Safiye her ne kadar geçiştirsede ağrıları artmaya devam eder.Ama gel gör Hayri için öncelik harmanın kaldırılması köy işlerinin düzene koyulmasıdır.Safiye’nin babası Halil Dayı damadına gereken konuşmayı yapsada nafiledir.Taa ki Safiye’nin ağrıları artarak Hayri’nin doktora götürmesi ile sonun başlangıcı olan durum vuku bulur ve pişmanlıklar,keşkeler,sonu gelmez düşünceler Hayri’yi esir alır.Yitip giden hayaller,umudun tükenişi ve son:((İnanın yorumlamakta zorlanıyorum.Yazarımız’ın hayatını konu alan kitabımızı okurken boğazım düğüm düğüm oldu.Gözyaşlarıma hakim olamadım.Ahh be Hayri,iş işten geçmeden durumu anlasaydın keşke.Çırpınışlar,feryatlar semayı kaplarken,yürekler yangın yerine dönmüşken dört fidan hazan’ı yaşamaya mahkûm oldu:((Yaprak dökümü başladı ve yeni açan tomurcuklar hangi yerlerde baharı yaşayacaklar?Bu soruların cevabı bende de yok.Kitabın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.