• 434 syf.
    ·Puan vermedi
    Devlet olarak, 1.Dünya harbinde kazanan tarafta olmasına rağmen kayebenden ülke İtalya.Kişisel olarak sanırım en büyük kaybedeni Teğmen Henry.. Savaşları yüksekteki insanların ihtirasları çıkartır fakat olan orta halli ve ya garibana olduğunu bir kez daha göz önüne seriyor eser.

    Tesadüfler... Henry Amerikan vatandaşı olup, İtalyan ambulans birliği başında Teğmen olarak görev yapar. Catherine hemşire olup hayatını değiştirecek olan adam Henrry ile cephede tanışacak ve ona gönül yurdunu açacak. Fakat, fakat Henrry aynı düşüncede mi? O zaman bakalım;

    Ahh Catherine! Oysa ki Henry akıllanıp, gerçekten sevecekti artık seni. Şöyle yani, gönül eğlendirmek olmayacaktı artık.Hayatta böyledir yaa, aklımız başına gelir ama bazen geç olur.Avusturya cephesinde Almanlarında saldırısına maruz kalan İtalyanlar geri çekilmek zorunda kalır. Geri çekiliş sırasında askerler ve Henry rütbeye ve askerliğe isyan ederler. Bu kitabımızın ismi olan Silahlara Veda sözünün geldiği yerdir. Fakat akabinde karşılarına çıkan mahkeme tüm heveslerini kursaklarında bırakır. Başkahramanımız da mahkemede yargılanacak ama fırsat bulup kaçmıştır. Catherine peşine düşen Teğmen Henry, onu zor olsa da bulur. Bulduktan sonra yine bir hüsran.. Catherine ölü bebeği doğurur ve kan kaybından kendisi de ölür. Ahhh Henry,yalnızlık senin bedbaht kaderinde varmış.
  • Elini savurarak kahvaltılıkları itip yer açtı, sonra daha rahat bakabilmek için ileri doğru eğildi. O zaman, duvara bakmadığını anladım.
    Gözlerini birkaç adım berideki bir şeye diktiği şimdi anlaşılıyordu. Bu şey de, her neyse, ona hem büyük bir zevk, hem de büyük bir acı veriyordu. Daha
    doğrusu, yüzündeki kederli, aynı zamanda memnun ifade bunu gösteriyordu. Gördüğünü sandığı şey bir yerde de durmuyordu. Gözleri bıkıp usanmadan onu izliyor, benimle konuşurken bile ondan ayrılmıyordu.
  • Gökyüzü masmavi, tarlakuşları
    ötüyor, dereler, çaylar da iyice kabarmış. Catherine, geçen baharın bugünlerinde seni bu çatının altına alma özlemi içindeydim. Şimdi ise birkaç kilometre tepelerde olmanı istiyorum. Rüzgar öyle tatlı esiyor ki, bana kalırsa
    bu rüzgar seni iyileştirecektir.»
    Hasta kadın: «Ben oraya yalnızca bir kez daha gidebileceğim,» dedi.
    «O zaman da sen beni orada bırakacaksın, ben de,; artık sürekli orada kalacağım. Gelecek bahar da sen beni bu çatının altında bulundurma özlemiyle kıvranacak, geçmişi düşününce, bugün ne kadar mutlu olduğunu anımsayacaksın.»
    Edgar Linton karısını sevgiyle okşamaya başladı, onu en güzel sözlerle keyiflendirmeye çalıştı ama, nafile; o, dalgınca, çiçeklere bakarken gözyaşları kirpiklerinde birikip yanaklarından aşağı inmeye başlamıştı.
  • 268 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Psikoloji,sosyoloji, tarih ve bilim kitapları bir bedense, roman o bedenin ruhudur bence... çünkü onların yetersiz kaldığı yerde roman estetik bir tamamlayıcıdır. Hareket, renk ve duygu katar . O yüzden roman,öykü okumayı seviyorum. İşin erbabından okuyorsanız eğer psikoloji,sosyoloji,tarih vs. hepsi bir arada üstelik sıkmadan bunaltmadan dozunda alabiliyorsunuz herşeyi...
    Jane Austen'nin yazdığı tüm eserleri klasikleşmiş defalarca sinemaya uyarlanmış tasdikli bir yazar. Devrinde hemcinslerine göre daha iyi bir eğitim almış ,ailesi tarafından teşvik edilmiş ve desteklenmiş.Tüm bunlara yazarın kabiliyeti ve hassas gözlemleme yetisi dahil olunca ortaya sevilen eserler çıkmış. Romanlarindaki kurgusu, konusu, sağlam karakterleri, yalin ve akıcı dili hep en cok okunan yazarlar arasinda olmasını sağlamış. Kitaplarının ismine bakınca ahh işte klasik aşk romanı dedirtsede June Austen eserlerinde güçlü bir şekilde toplumu tiye alır. Bir döneme temiz bir ayna tutmuş ama malesef genç yaşta hayata veda etmiş.
    Northanger manastırı nda; Catherine Morland orta halli bir ailenin 17 yaşındaki bir kızı. Tanidiklari zengin bir ailenin daveti ile Bath’a tatile gidiyor. Taşradan gelen masum ve tecrübesiz bir genç farklı bir dünya ile tanışmış oluyor. Hayatına giren yeni insanlar Catherine'ye neler katacak yada neleri alıp götürecek okuyunca göreceksiniz. Zamanın Bath sosyetesine kocaman bir projektör tutan yazar bazen güldürüyor bazende düşündürüyor. Bazı şeyler evrenseldir üzerinden asırlar geçsede değişmez diyorsunuz .İşte bu yüzden kendinizi çevrenizdeki insanları incelerken buluyorsunuz. Çevrenizde Bayan Allen ve Thorpe ailesine benzer bir sürü tip görüyorsunuz. Kitabı çok beğendim. Kült olmuş bir kitabı okumayıp niye eksik kalasınız öyle değil mi?