• Akılla bir konuşmam oldu dün gece;
    Sana soracaklarım var, dedim;
    Sen ki her bilginin temelisin,
    Bana yol göstermelisin.
    Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?
    Birkaç yıl daha katlan, dedi.

    Nedir; dedim bu yaşamak?
    Bir düş, dedi; birkaç görüntü.
    Evi barkı olmak nedir? Dedim;
    Biraz keyfetmek için
    Yıllar yılı dert çekmek, dedi.
    Bu zorbalar ne biçim adamlar dedim;
    Kurt, köpek, çakal makal, dedi.
    Ne dersin bu adamlara, dedim;
    Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.
    Benim bu deli gönlüm, dedim;
    Ne zaman akıllanacak?
    Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.
    Hayyam’ın bu sözlerine ne dersin, dedim:
    Dizmiş alt alta sözleri,
    Hoşbeş etmiş derim, dedi.

    Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
    Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
    Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
    Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.

    Ömer Hayyam
  • Ferah
    Ferah Bir Çöl Rüzgarı Ömrümüz - Rubailer'i inceledi.
    112 syf.
    Rahat rahat oturduğumuz evlerimizde bilgisayardan , ya da aklımızı alan akıllı telefonlarımızdan yazmak ne kolay değil mi? Herkesin içinde nefret duygusu. Susuyorum olmuyor, konuşuyorum olmuyor, yeniden,yine yine izah ediyorum olmuyor. Ah bu kelimeler neden bana yetmiyor? Azıcık sevgi dolduralım yüreklerimize. Artık şu sığamadığımız bizi kucaklayan koca dünyaya sığalım istiyorum. Umutlarımı öldürüyorlar.
    İnsanlar birbirinden sadece tanışırken "memnun". Dost olduğunu, arkadaş olduğunu sanırsın ve hani hissettirirsin ya onsuz olmayacağını elin ayağın gibi ona muhtaç..İşte ondan sonra kendini nimetten sayar onlar; herkes gibi öleceğini unutarak. Sonra da insanın ömrünü yer bunlar adını da deli koyar.. Tanırsın artık insanları, tamam dersin,
    40 yılda bir gelir iyisi, ama sen artık delisindir.
    Hiç olmazsa yaşarken , içimizdeki huzurun ölmesine izin vermeyen dostluklara merhaba diyelim.. Hani geriye baktığımız ''ahh''landığımız ve 'keşke'lendiğimiz zamanlar vardır..
    Dürüst olalım bu liste de bayağı kabarıktır
    Ama öyle bir 'iyi ki'lerimiz de vardır ;
    işte o tüm olumsuzlukları tolere eder!
    İyi ki anneyim..
    İyi ki hayatımda benden,benliğimden canlılar var..
    İyi ki dostluklarımız var..
    Bazı insanlara rastlama şansı verir hayat çoğalırsınız
    İyi ki var, varız deriz.
    İnsan olmak , ne büyük bir onur. Yaradılışımızın farkına varıp , özümüzü hissetmek için ; ne dinlere , ne eğitime , ne paraya , ne de empatiye ihtiyacımız yok. İçimize dönüp niye var olduğumuzu hatırlamak yeterli değil mi ki? Kızdığımız şeyler belki de kendimizde olmayanlardır. Varlığımızdan gurur duyduğumuz sabahlara günaydın diyebilelim.. Yazarak hiçbir şeyi değiştiremiyor olsak da , en azından içten bir şekilde okunduğunda kim bilir belki birilerinin temiz kalbine değer , dua olur , gerçek olur. Derin acılarımızın sona erdiği , huzuru hem kendi içimizde, hem de etrafımızdakilere hissettirip hissedeceğimiz barış dolu bir dünya olur.
    Sevmeyi bilene muhabbet biter mi?Yürek meselesi, bitmez. Ne derlerse desinler, kök sağlam olursa.Ben güzel şeyler düşledikçe güzel olan herşey yavaş sindire sindire yoluma çıkıp bana katılıyor.
    Sadece yol alıyorum..
    Bazen, bazı insanlar yanımızda olmasalar da ne kadar önemli olduklarını bilmiyorlar, varlıklarının bize ne kadar iyi geldiğini, bir merhabalarının bize her şeyi unutturup içimizi ısıttığını...
    Hayatımızda olmasalar ne kadar eksik olurduk , farkında değiller...Olsun, Sevdiğimiz insanlara kızdığımızda onlardan sevgimizi geri çekme lüksümüz olmuyor olmamalı da...Sevgimizin yüceliği hoşgörüden ve anlamaktan geçiyor.Beklentilerimi karşılayan bir hayatım yok evet...Dinlemeye karar verdim kendimi; hayatımdaki fazlalıklardan. Beni yoran düşüncelerden isteklerden anılardan insanlardan. Beni yoran bağlardan dayatmalardan kurtulmak istiyorum . Kendime ve çocuklarıma bir yaşam borçluyum. Huzurlu ve mutlu bir hayat...
    Ömer Hayyam ne güzel ifade etmiş; '' "Hayat kısa insanoğlu. Kesildikçe biten otlar gibi yeşermeyeceksin bir daha."
    Özet bu ; her nefesin kıymetini bilip , güzel anlamlar katacağımız bir ömür olsun hepimize.
    Nefes alabiliyor olmanın şükrüyle.
    https://www.youtube.com/watch?v=NaCNmPfQcoU ezgisi eşliğinde;
    Keyifli okumalar.
  • 318 syf.
    ·6 günde·10/10
    Ahh Semerkant , Ömer Hayyam , Nizâmülmülk , Hasan Sabbah ..
    Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak . Tarih kitapları okumayı seven bir insan değildim ama bu güzel kitap sanırım bana sevdirdi . Yazar sıkmadan ne de güzel anlatmış tarihi .. Tarih okumayı sevenlere kesinlikle tavsiyemdir . Keyifli okumalar 🤗
  • 117 syf.
    SADIK HİDAYET’İN DEPRESİFLİĞİNDEN HAYYAM’A SIĞINMAK!!!

    Etkinlik sebebiyle Sadık Hidayet’le tanıştım . Farkettim de ilgimi çeken yazarların çoğu ya intihar etmiş ya da herkes tarafından sevilmeyen kişilermiş:\ Bu iyi bir şey mi kötü mü bilemiyorum… Ama bana hitabeden yazarları toplumun değerlendirmesine ya da yaşamlarındaki olumsuzluklara göre seçmeyeceğim kesin.Bana kattığı şeyler öncelikli sebeplerim arasında:)

    AHH SADIK AHH YAZIK ETMİŞSİN KENDİNE :(
    Yine ilk defa okuyacağım için yazar hakkında kısa bir araştırmayla işe başladım.Yeni bir yazar okuyacaksan hakkında her daim araştırma yap diyen arkadaşım Tuco Herrera 'ya bu güzel öğüdü için teşekkür ederim :) gerçekten bu şekilde okumak daha bir güzel...

    İran edebiyatında modern öykünün kurucularından biridir . Depresif yazarlar sınıfından , hayatına kaldığı dairede havagazı ile son veren İran’lı yazar soylu bir aileden geliyordu .Ölümüyle ilgili nette karşılaştığım şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
    Sadık Hidayet’in ölümünü şöyle anlatmış 25 yıllık dostu Bozorg Alevi:
    “Paris’te günlerce ,havagazlı bir apartman aradı,
    Championnet caddesinde buldu aradığını;
    Nisan 1951 günü dairesine kapandı...
    ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı.
    Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu .Onu mutfakta yerde yatarken buldu.
    Tertemiz giyinmiş,güzelce traş olmuştu ve cebinde parası vardı.
    yakılmış müsveddelerinin kalıntıları yanı başında ,yerdeydi.
    (…)
    Ölümünden az önce bir hikaye taslağı kaleme almıştı,şuydu konu:
    Annesi ,’salgı salamaz ol!’ diye beddua eder yavru örümceğe.
    -Hidayet’in hayat hikayesi miydi bu?”
    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
    Kim bilir?
    Hakkında okuduklarım bu tarz şeyler genellikle.Başarılı bir yazar fakat depresif hallerde.Budizme’ de ilgisi olan yazarın malumunuz Ömer Hayyam’a da ilgisi olması çok doğal geldi bana… Kitapta Hayyam’la ilgili merak ettiğiniz çoğu şeyi bulabilirsiniz.Hayata bakışı,inanışı ya da inanmayışı… Hayyam’ın Teraneleri bir araştırma-inceleme kitabıdır. Terane dediği şey aslında Rubailerdir .Kitapta rubailerin yazılmasının amaçları da yer almaktadır.

    Neden bu kitabı seçtiğime gelince ; Etkinlik için farklı bir kitap olması adına seçtim. Ömer Hayyam hep ilgimi çeken bir isimdi ve hakkında bilgi sahibi oldum .Sizde herhangi bir sebepten okumak isterseniz çok akıcı bir kitap olduğunu belirtmek isterim .İnceleme yazmak için çok uygun olmasa da okumak ve öğrenmek keyifti benim için.
    Etkinliği düzenleyen NigRa ' ya çok teşekkür ederim.Siz bu etkinliği düzenlemeseydiniz yazarla kim bilir ne zaman karşılaşırdık…

    Herkese teşekkür ederim :) Sevgiler ,saygılar...