• Eski bir şiirsin sen, unutulursun, unutma
  • 76 syf.
    ·552 günde·Beğendi·10/10
    Didem Madak’la geç tanıştım. Tanıştım, dediysem şiirlerini kastediyorum sevgili okur. Bir gün kitapçıya girdim, kitaplarından birini almak için. Biyografisini okuyunca, elimdeki kitap sanki köz oldu ve acısı yüreğimi dağladı. Kalbimi bu derece acıtan bir ortak nokta mıydı sadece yoksa şiirlerine, dizelerine ve hatta sözcüklerine kadar sinmiş acının nedenini anlamış olmam mıydı, bilmiyorum. O gün al(a)madım kitabı. Kafamdaki tuhaf düşüncenin kalbime bıraktığı ağırlıkla çıktım kitapçıdan. Günler sonra Ah’lar Ağacı’nı aldım ve kitabın hemen her sayfasında altını çizdiğim dizeler oldu. İşte Ah’lar Ağacı’ndan topladığım ah’lar aşağıda sevgili okur. Dizeler hangi şiirlerinden yazmayacağım. İlgini çekerse zaten kitabı alıp okursun, ilgini çekmezse bilmene gerek yok sevgili okur. Peki bir dizeyi şiirin bütününden koparıp okura sunmak da ne oluyor, dersen bunun için pek mantıklı bir cevabım yok ama şu kadarını söyleyebilirim: Benim için şiir bazen sadece bir dizeden ibarettir, geriye kalan bütün dizeler o dize için var. İşte ben o dizeyi ve dizeleri sunuyorum ey okur. Umarım bu dizeler seni kitaba götürür.

    Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım Tanrı’nın eliydi. Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, Çok şey görmüşüm gibi, Ve çok şey geçmiş gibi başımdan, Ah...dedim sonra Ah! *** Ne çok dikenin vardı Tanrım! Ne çok isterdim, Sana sarılamazdım. Ve şöyle derdim o zaman: Ah! *** Vasiyetimdir: En güçlülerinden seçilsin Beni taşıyacak olanlar. Ahtım olsun, Yükleri ağırlaşsın diye iyice, Tabutumun içinde tepineceğim. *** Ya siz, Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat? Nasıldı Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak? *** Aşk diyorsunuz, limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

    *** Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı. *** Annem Ki beyaz bir kadındır. Ölüsünü şiirle yıkadım. Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım. *** Kalbimin doğusu, Her resme güneş çizen bir çocuktu. *** Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda *** Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda Sözler... Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan. *** Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa Yağmur yağdıkça Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor *** Bir ağıt olarak yak beni Allah’ım Parmaklarına kına olayım hayatın. *** Acıyı hangi dile tercüme etsek şimdi yalan olur Pollyanna *** İstanbul’u evlat edinsem Benimsemezdi nasıl olsa otuz yaşında bir anneyi Yüzyıllarca yaşamış bir çocuk olarak. *** Anlatarak bitiriyorum hayatımı Bilmiyorum başka nasıl bitirilir bir hayat *** En iyi hikayeleri ölüler anlatır *** Ben sevgilim... Bir çocuk bayramı gibi yaşamak isterdim her aşkı Cezaya kaldım. *** Kime ne anlatarak bitirsem hayatımı? Ölümüme de bir şiir yamar nasıl olsa birileri artık. *** Anna Karenina’yı taklit ediyor zaman, Atıyor kendini raylara. Neden her aşk Bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka. *** Ben ne de olsa yakıp yıkanlar listesinde Ölü yada diri arananlardanım.

    *** Bir bakardım eğilmiş su içiyor Gamzelerinden kuşlar. *** Kardeşim, biriciğim Bazı yaralar yararlıdır buna inan, Bazı yaraların ortasından küçük bir el, Sanki geçmişine çiçek uzatır Bazı yaralardan sızan kanla Tüm geleceğin yıkanır. *** Binlerce ruhu taciz etmiş bir ilk aşk Tanrım sorarım sana neye yarar? *** Keşke aşk şiiri yazsam Ne güzel, Aktarlara tarçın diye satardım *** Ömrüm geçti bir çiçeğe benzemekle Hangi hayat süslendi senin için bu kadar. *** Eski bir şiirsin sen, unutulursun, unutma Kaynak: Didem Madak, Ah’lar Ağacı, Metis Yayınları, Aralık 2016, İstanbul