• P. Astsb. Bçvş. Ömer Halisdemir, İlhan Varank, Erol Olçok, Abdullah Tayyip Olçok, Mustafa Yaman, Sedat Kaplan, Ümit Çoban, Yalçın Aran, Murat Akdemir, Mustafa Direkli, Ramazan Konuş, Serhat Önder, Yasin Yılmaz, Muhammet Yalçın, Recep Gündüz, Hüseyin Kısa, Halil İbrahim Yıldırım, Fazıl Gürs, Metin Arslan, Osman Yılmaz, Mehmet Oruç, Lokman Oktay, Mahmut Coşkunsu, Muhammed Ali Aksu, Muhammed Ambar, Mustafa Cambaz, Mustafa Kaymakçı, Yasin Naci Ağaroğlu, Volkan Pilavcı, Ömer Can Açıkgöz, Mustafa Avcu, Murat Kocatürk, Mehmet Karaaslan, İbrahim Yılmaz, Muhammed Fazlı Demir, Necati Sayın, Selim Karakoç, Tolga Ecebalın, Ümit Çoban, Ümit Yolcu, Yakup Kozan, Yusuf Elitaş, Emrah Sapa, Hasan Yılmaz, Ümit Güder, Samet Cantürk, Ali İhsan Lezgi, Yasin Yılmaz, Ali Anar, Eyyüp Oğuz, Nedip Cengiz Eker, Serdar Gökbayrak, Yasin Bahadır Yüce, Bülent Yurtseven, Murat Alkan, Ahmet Oruç, Cüneyt Bursa, Mucip Arıgan, Burak Cantürk, Fahrettin Yavuz, Hakan Yorulmaz, Adil Büyükcengiz, Burhan Öner, Haki Aras, Ahmet Kara, Fatih Kalu, Askeri Çoban, Celaleddin İbiş, Emrah Sağaz, Fatih Satır, Halil Işılar, Akın Sertçelik, Ayhan Keleş, Cemal Demir, Halil Kantarcı, Cengiz Polat, İhsan Yıldız, İzzet Özkan, Mehmet Şefik, Akif Kapaklı, Çetin Can, Hakan Ünver, Hasan Kaya, İsmail Kefal, Lokman Biçinci, Mete Sertbaş, Mustafa Koçak, Yunus Emre Ezer, Salih Alışkan, Suat Aloğlu, Timur Aktemur, Ömer Takdemir, Sümer Deniz, Yusuf Çelik, Dursun Acar, Alpaslan Yazıcı, Akif Altay, Münir Murat Ertekin, Mustafa Tecimen, Önder Güzel, Cennet Yiğit, Gülşah Güler, Ufuk Baysan, Fikret Metin Öztürk, Kübra Doğanay, Muhsin Kiremitçi, Zeynep Sağır, Demet Sezen, Erol İnce, Birol Yavuz, Faruk Demir, Halil Hamuryen, Hüseyin Gora, Hurşit Uzel, Hüseyin Kalkan, Fevzi Başaran, Hakan Yorulmaz, Feramil Ferhat Kaya, Niyazi Ergüven, Mustafa Aslan, Muhammet Oğuz Kılınç, Mehmet Karacatilki, Murat Ellik, Seher Yaşar, Mehmet Demir, Köksal Kaşaltı, Mehmet Çetin, Münir Alkan, Mehmet Şevket Uzun, Ozan Özen, Mustafa Serin, Halit Gülser, Zafer Koyuncu, Hüseyin Goral, Hüseyin Kalkan, Serhat Koç, Varol Tosun, Edip Zengin, Velit Bekdaş, Yakup Sürüc, Turgut Solak, Seyit Ahmet Çakır, Sevda Güngör, Mehmet Demir, Kemal Tosun, Hasan Gülhan, Meriç Alemdar, Mehmet Akif Sancar, Yunus Uğur, Fırat Bulut, Ayşe Aykaz, Barış Efe, Mehmet Ali Kılıç, Mahir Ayabak, Murat Mertel, Murat Naiboğlu, Ahmet Kocabay, Ahmet Özsoy, Mehmet Yılmaz, Onur Ensar Ayanoğlu, Onur Kılıç, Cuma Dağ, Erhan Dural, Volkan Canöz, Mehmet Kocakaya, Erkan Yiğit, Serkan Göker, Fuat Bozkurt, Oğuzhan Yaşar, Aydın Çopur, Beytullah Yeşilay, Erdem Diker, Erkan Er, Gökhan Eser, Hasan Altın, Mehmet Kocakaya, Mehmet Güder, Mehmet Ali Urel, Hasan Yılmaz, Yıldız Gürsoy, Uhud Kadir Işık, Türkmen Tekin, Suat Akıncı, Ali Alıtkan, Aytekin Kuru, Ahmet Oruç, Mehmet Oruç, Yusuf Çelik, Ömer İpek, Murat İnci, Mustafa Solak, Emin Güner, Köksal Karmil, Vahit Kaşçıoğlu, Vedat Barceğci, Mutlu Can Kılıç, Tahsin Gerekli, Şükrü Bayrakçı, Ömer Cankatar, Recep Büyük, Batuhan Ergin, Erkan Pala, Kader Sivri, Orhun Göytan, Ömer Cankatar, Samet Uslu, Battal İlgün, Şeyhmus Demir, Şirin Diril, Özgür Gençer, Vedat Büyüköztaş, P. Kur. Alb. Sait Ertürk, Topçu Astsb. Kd. Bçvş. Bülent Aydın, P. Uzm. Çvş. Halit Yaşar Mine, Rüstem Resul Perçini, Mesut Acu, Resul Kaptancı, Fatih Dalgıç, Murat Demirci, Sevgi Yeşilyurt, Şenol Sağman, Zekeriya Bitmez, Yılmaz Ercan, Jouad Merroune, Cemal Abuatuye, İbrahim Ateş, Muzaffer Aydoğdu, Osman Arslan, Davut Karaçam, Alper Kaymakçı, Necmi Bahadır Denizcioğlu, Mehmet Şengül, Özkan Özendi, Hakan Gülşen, Mehmet Gülşen, Osman Evsahibioğlu, Lütfi Gülşen, Mesut Yağan, Gökhan Yıldırım, Mustafa Karasakal, Selim Cansız, Medet İkizceli, Tevhit Akkan, Bülent Karalı, Hüseyin Güntekin.
  • #15Temmuz
    Dünyanın hiçbir yerinde kendi sela'sına koşan böyle aziz bir millet göremezsiniz.

    Cemal ABUATUYE / Fas vatandaşı
    • Dursun ACAR / Yusufeli / 1972 / Polis
    • Mesut ACU / Ankara / 1960 / Ayakkabı imalatçısı
    • Ömercan AÇIKGÖZ / Sinop / 1985 / Öğrenci
    • Yasin Naci AĞAROĞLU / Seyhan / 1994 / Serbest meslek
    • Murat AKDEMİR / Üsküdar / 1989 / Serbest meslek
    • Suat AKINCI / Sarıkaya / 1984 / Tesisatçı
    • Tevhit AKKAN / Horasan / 1956 / Seyyar satıcı
    • Muhammet AKSU / Alaçam / 1977 / Aşçı
    • Timur AKTEMUR / Selim / 1979 / Döşemeci
    • Meriç ALEMDAR / Gaziantep / 1972 / Polis
    • Salih ALIŞKAN / Vakfıkebir / 1968 / İşçi
    • Ali ALITKAN / Sungurlu / 1984 / İmam
    • Murat ALKAN / Şereflikoçhisar / 1974 / Polis
    • Münür ALKAN / Tekirdağ / 1975 / Polis
    • Suat ALOĞLU / Siverek / 1977 / Serbest meslek
    • Akif ALTAY / Burdur / 1963 / Polis
    • Hasan ALTIN / Yozgat / 1955 / Emekli
    • Muhammet AMBAR / Çayeli / 1977 / Serbest meslek
    • Ali ANAR / Ankara / 1981 / Muhtar
    • Yalçın ARAN / Niğde / 1980 / Kepçe operatörü
    • Haki ARAS / Göle / 1969 / Serbest meslek
    • Mucip ARIGAN / Ankara / 1983 / Serbest meslek
    • Metin ARSLAN / Karabük / 1972 / Serbest meslek
    • Osman ARSLAN / Bayat / 1963 / İşçi emeklisi
    • Mustafa ASLAN / Yozgat / 1969 / Polis
    • İbrahim ATEŞ / Ankara / 1986 / Mobilyacı
    • Mustafa AVCU / Çorum / 1994 / Öğrenci
    • Mahir AYABAK / Bahçelievler / 1999 / Garson
    • Onur Ensar AYANOĞLU / Fatih / 1989 / Vinç operatörü
    • Bülent AYDIN / Iğdır / 1969 / Asker
    • Muzaffer AYDOĞDU / Ankara / 1980 / Serbest meslek
    • Ayşe AYKAÇ / Cide / 1972 / Ev hanımı
    • Vedat BARCEĞCİ / Gaziosmanpaşa / 1988 / Kuyumcu
    • Fevzi BAŞARAN / Ankara / 1985 / Polis
    • Şükrü BAYRAKÇI / Göztepe / 1985 / Serbest meslek
    • Hikmet BAYSAL / Istanbul / 1993 / Serbest meslek
    • Ufuk BAYSAN / Düzce / 1974 / Polis
    • Velit BEKDAŞ / Mardin / 1986 / Polis
    • Lokman BİÇİNCİ / Narman / 1991 / İşçi
    • Zekeriya BİTMEZ / Malatya / 1959 / Emekli
    • Fuat BOZKURT / Doğanşehir / 1985 / Serbest meslek
    • Fırat BULUT / Ankara / 1986 / Polis
    • Cüneyt BURSA / Ankara / 1979 / Polis
    • Recep BÜYÜK / Kalkandere / 1978 / Esnaf
    • Adil BÜYÜKCENGİZ / İstanbul / 1964 / Tüccar
    • Vedat BÜYÜKÖZTAŞ / Ankara / 1980 / Mobilyacı
    • Mustafa CAMBAZ / Gümülcine / 1963 / Foto muhabiri
    • Çetin CAN / İstanbul / 1982 / Işıklandırma Şefi
    • Ömer CANKATAR / İstanbul / 1983 / Stajyer Mali Müşavir
    • Volkan CANÖZ / Ankara / 1987 / Serbest meslek
    • Selim CANSIZ / Şiran / 1988 / Serbest meslek
    • Burak CANTÜRK / Üsküdar / 1993 / Öğrenci
    • Samet CANTÜRK / Kazan / 1996 / İşçi
    • Mahmut COŞKUNSU / Üsküdar / 1973 / İş adamı
    • Seyit Ahmet ÇAKIR / Gaziantep / 1990 / Polis
    • Yusuf ÇELİK / Ankara / 1970 / Esnaf
    • Yusuf ÇELİK / Aksaray / 1951 / Emekli İşçi
    • Mehmet ÇETİN / Uşak / 1977 / Polis
    • Ziya İlhan Çağdaş / Erzincan / 1985 / Astsubay
    • Askeri ÇOBAN / Zeynalan / 1963 / Serbest meslek
    • Ümit ÇOBAN / Amasya / 1975 / Yüzme Antrenörü
    • Aydın ÇOPUR / Ankara / 1989 / Endüstri Mühendisi
    • Cuma DAĞ / Elazığ / 1977 / Mühendis
    • Fatih DALGIÇ / Eskişehir / 1990 / Serbest meslek
    • Cemal DEMİR / Terme / 1949 / Esnaf
    • Şeyhmus DEMİR / Mardin / 1988 / Kurye
    • Muhammet Fazlı DEMİR / Sadık / 1975 / Emlakçı
    • Faruk DEMİR / Elazığ / 1965 / Polis
    • Mehmet DEMİR / Gaziantep / 1985 / Polis
    • Murat DEMİRCİ / İstanbul / 1977 / İşçi
    • Sümer DENİZ / Sivas / 1974 / Esnaf
    • Necmi Bahadır DENİZCİOĞLU / Ankara / 1966 / Serbest meslek
    • Erdem DİKER / Niksar / 1986 / Serbest meslek
    • Mustafa DİREKLİ / Şanlıurfa / 1996 / Öğrenci
    • Şirin DİRİL / Sason / 1983 / Şoför
    • Kübra DOĞANAY / Kayseri / 1993 / Polis
    • Erhan DURAL / Pazar / 1983 / Teknisyen
    • Sener DURSUN / Ankara / 1968 / Serbest meslek
    • Erhan DÜNDAR / Istanbul / 1995 / Serbest meslek
    • Şener DURSUN / Ankara / 1968 / Serbest meslek
    • Tolga ECEBALIN / Fatih / 1989 / Tezgahtar
    • Barış EFE / İstanbul / 1979 / İşçi
    • Nedip Cengiz EKER / Elazığ / 1975 / Polis
    • Medet EKİZCELİ / Çankırı / 1981 / Sendika temsilcisi
    • Kemal EKŞİ / Üsküdar / 1992 / Serbest meslek
    • Yusuf ELİTAŞ / Ankara / 1979 / Öğretmen
    • Murat ELLİK / İzmir / 1991 / Polis
    • Erkan ER / Orta / 1972 / Usta
    • Yılmaz ERCAN / Üsküdar / 1977 / Serbest meslek
    • Batuhan ERGİN / Bahçelievler / 1995 / Serbest meslek
    • Niyazi ERGÜVEN / Türkoğlu / 1990 / Polis
    • Münir Murat ERTEKİN / Sivas / 1969 / Polis
    • Sait ERTÜRK / Ankara / 1969 / Asker
    • Gökhan ESEN / İstanbul / 1980 / İşçi
    • Mahmut ESIT / Mardin / 1973 / Serbest meslek
    • Osman EVSAHİBİOĞLU / Taşkent / 1987 / Mobilyacı
    • Yunus Emre EZER / Ilgaz / 1978 / Reklamcı
    • Özgür GENÇER / Ankara / 1985 / Esnaf
    • Tahsin GEREKLİ / Baskil / 1977 / Tekstilci
    • Hüseyin GORAL / Elazığ / 1990 / Polis
    • Serdar GÖKBAYRAK / Denizli / 1971 / Polis
    • Serkan GÖKER / Akdağmadeni / 1977 / Eski özel harekat polisi
    • Orhun GÖYTAN / Kadıköy / 1980 / Turizmci
    • Mehmet GÜDER / Artova / 1965 / Özel sektör çalışanı
    • Ümit GÜDER / Ankara / 1953 / Serbest meslek
    • Gülşah GÜLER / Hatay / 1992 / Polis
    • Hasan GÜLHAN / Samsun / 1970 / Polis
    • Halit GÜLSER / Diyarbakır / 1987 / Polis
    • Hakan GÜLŞEN / Ankara / 1973 / Güvenlik amiri
    • Mehmet GÜLŞEN / Ankara / 1955 / Esnaf
    • Lütfi GÜLŞEN / Ankara / 1953 / Emekli
    • Recep GÜNDÜZ / Tercan / 1989 / İşçi
    • Emin GÜNER / Ankara / 1969 / Esnaf
    • Sevda GÜNGÖR / Adana / 1989 / Polis
    • Hüseyin GÜNTEKİN / Kemah / 1973 / Kasap
    • Fazıl GÜRS / Ankara / 1980 / Matbaacı
    • Yıldız GÜRSOY / Sarıkaya / 1974 / Çaycı
    • Önder GÜZEL / Aksaray / 1970 / Polis
    • Ömer HALİSDEMİR / Çukurkuyu / 1974 / Asker
    • Halil HAMURYEN / Van / 1977 / Polis
    • Uhud Kadir IŞIK / Yenimahalle / 1998 / Öğrenci
    • Halil IŞILAR / Yenimahalle / 1994 / Elektrikçi
    • Celalettin İBİŞ / Yozgat / 1963 / İşçi
    • Battal İLGÜN / Ankara / 1981 / Serbest meslek

    • Erol İNCE / Yusufeli / 1968 / Polis
    • Murat İNCİ / Kangal / 1974 / Mobilyacı
    • Ömer İPEK / Yozgat / 1982 / Reklamcı
    • Hüseyin KALKAN / Ankara / 1971 / Polis
    • Fatih KALU / Aksaray / 1995 / Öğrenci
    • Halil KANTARCI / İstanbul / 1979 / Esnaf
    • Akif KAPAKLI / Sungurlu / 1954 / Serbest meslek
    • Sedat KAPLAN / Trabzon / 1985 / Serbest meslek
    • Resul KAPTANCI / Haymana / 1983 / İşçi
    • Ahmet KARA / İskenderun / 1992 / Serbest meslek
    • Mehmet KARAASLAN / Bismil / 1976 / Serbest meslek
    • Mehmet KARACATİLKİ / Osmaniye / 1984 / Polis
    • Davut KARAÇAM / Ankara / 1964 / İşçi emeklisi
    • Sultan Selim KARAKOÇ / Güneyce / 1974 / Serbest meslek
    • Bülent KARALI / Seydişehir / 1977 / Serbest meslek
    • Mustafa KARASAKAL / Çorum / 1998 / Öğrenci
    • Köksal KARMİL / Trabzon / 1966 / Serbest meslek
    • Ali KARSLI / Çorum / 1971 / Memur
    • Köksal KAŞALTI / Ankara / 1979 / Polis
    • Vahit KAŞÇIOĞLU / Hınıs / 1974 / Kaynakçı
    • Hasan KAYA / Koyulhisar / 1969 / İşçi
    • Feramil Ferhat KAYA / Ankara / 1988 / Polis
    • Ismail KAYIK / Istanbul/ 1961 / Emekli
    • Mustafa KAYMAKÇI / Tosya / 1979 / Güvenlik görevlisi
    • Alper KAYMAKÇI / Ankara / 1986 / Ustabaşı
    • İsmail KEFAL / Tirebolu / 1984 / Garson
    • Ayhan KELEŞ / Kaman / 1964 / Mobilyacı
    • Mehmet Ali KILIÇ / Fatih / 1994 / Öğrenci
    • Onur KILIÇ / Eyüp / 1993 / Taksici
    • Mutlucan KILIÇ / Bala / 1998 / Garson
    • Muhammet Oğuz KILINÇ / Samsun / 1990 / Polis
    • Hüseyin KISA / Zile / 1987 / Tornacı
    • Muhsin KİREMİTÇİ / Konya / 1988 / Polis
    • Ahmet KOCABAY / Pütürge / 1985 / İşçi
    • Mehmet KOCAKAYA / Çorum / 1994 / Güvenlik görevlisi
    • Murat KOCATÜRK / İstanbul / 1981 / Ayakkabı ustası
    • Ferhat KOÇ / Altındağ / 1987 / Polis
    • Mustafa KOÇAK / Yozgat / 1982 / İşçi
    • Ramazan KONUŞ / Bor / 1967 / Veteriner Hekim
    • Zafer KOYUNCU / Pazaryeri / 1971 / Polis
    • Yakup KOZAN / Ankara / 1974 / Serbest meslek
    • Aytekin KURU / Adana / 1973 / Polis
    • Ali İhsan LEZGİ / Orhaniye / 1963 / Memur
    • Jouad MERROUNE / Fas vatandaşı
    • Murat MERTEL / İstanbul / 1976 / İşçi
    • Ramazan MEŞE / Istanbul / 1991 / Marangoz
    • Halit Yaşar MİNE / Seyhan / 1988 / Asker
    • Murat NAİBOĞLU / Üsküdar / 1977 / Serbest meslek
    • Eyyüp OĞUZ / Elazığ / 1971 / Polis
    • Lokman OKTAY / Kelkit / 1964 / Elektrikçi
    • Abdullah Tayyip OLÇOK / Fatih / 1999 / Öğrenci
    • Erol OLÇOK / Çorum / 1962 / Reklamcı
    • Mehmet ORUÇ / Yüreğir / 1990 / Polis
    • Ahmet ORUÇ / Yüreğir / 1990 / Polis
    • Serhat ÖNDER / Almanya / 1975 / Serbest meslek
    • Burhan ÖNER / Gürpınar / 1974 / Serbest meslek
    • Ozan ÖZEN / Bolu / 1993 / Polis
    • Özkan ÖZENDİ / Yeşilyurt / 1961 / Emekli memur
    • İzzet ÖZKAN / Çankaya / 1983 / Kuaför
    • Ahmet ÖZSOY / Amasya / 1967 / Türksat bina tesisleri direktörü
    • Özcan ÖZSOY / Haymana / 1986 / Kozmetikçi
    • Fikret Metin ÖZTÜRK / Rize / 1965 / Polis
    • Erkan PALA / İstanbul / 1964 / Emekli
    • Rüstem Resul PERÇİN / Yenimahalle / 1998 / İşçi
    • Volkan PİLAVCI / Kırıkkale / 1980 / Şoför
    • Cengiz POLAT / Sarıkaya / 1973 / Elektrikçi
    • Emrah SAĞAZ / Çamoluk / 1989 / Serbest meslek
    • Zeynep SAĞIR / Adıyaman / 1979 / Polis
    • Şenol SAĞMAN / İstanbul / 1973 / Serbest meslek
    • Mehmet Akif SANCAR / Ankara / 1971 / Polis
    • Emrah SAPA / Korgan / 1987 / Kaynakçı
    • Ramazan SARIKAYA / Malatya / 1963 / Serbest meslek
    • Fatih SATIR / Sarıyer / 1988 / Serbest meslek
    • Necati SAYIN / Yusufeli / 1954 / İnşaat mühendisi
    • Mustafa SERİN / Balıkesir / 1969 / Polis
    • Mete SERTBAŞ / Refahiye / 1967 / Muhtar
    • Akın SERTÇELİK / İstanbul / 1975 / Serbest meslek
    • Demet SEZEN / Ankara / 1985 / Polis
    • Kader SİVRİ / Rize / 1974 / Şoför
    • Mustafa SOLAK / Alaca / 1973 / Dekorasyoncu
    • Turgut SOLAK / Balıkesir / 1979 / Polis
    • Yakup SÜRÜCÜ / Erzurum / 1987 / Polis
    • Mehmet Şefik ŞEFKATLİOĞLU / Şanlıurfa / 1967 / Tamirci
    • Mehmet ŞENGÜL / Ankara / 1986 / Makine mühendisi
    • Şuayip ŞEREFOĞLU / Rize / 1974 / Esnaf
    • Ömer TAKDEMİR / Kazan / 1996 / İşçi
    • Mustafa TECİMEN / Yayladağı / 1965 / Polis
    • Türkmen TEKİN / Pütürge / 1964 / Satış temsilcisi
    • Engin TİLBEÇ / Malatya / 2001 / Ögrenci
    • Varol TOSUN / Niğde / 1972 / Polis
    • Kemal TOSUN / Niğde / 1967 / Polis
    • Yunus UĞUR / Seyhan / 1990 / Polis
    • Samet USLU / Kadıköy / 1990 / Muhasebeci
    • Hurşut UZEL / Kırıkhan / 1972 / Polis
    • Mehmet Şevket UZUN / Elazığ / 1985 / Polis
    • Hakan ÜNVER / Niğde / 1979 / Eczane teknisyeni
    • İlhan VARANK / Of / 1971 / Akademisyen
    • Ali Mehmet VUREL / Yozgat / 1974 / İşçi
    • Mesut YAĞAN / Ankara / 1984 / Şoför
    • Muhammet YALÇIN / Karaman / 1994 / Serbest meslek
    • Mustafa YAMAN / Bartın / 1985 / İmam
    • Oğuzhan YAŞAR / Erzurum / 1993 / Satış elemanı
    • Seher YAŞAR / Ankara / 1992 / Polis
    • Fahrettin YAVUZ / Of / 1980 / Serbest meslek
    • Birol YAVUZ / Tokat / 1975 / Polis
    • Alpaslan YAZICI / Bala / 1971 / Polis
    • Beytullah YEŞİLAY / Saraykent / 1984 / İşçi
    • Sevgi YEŞİLYURT / Alaçam / 1965 / Serbest meslek
    • Halil İbrahim YILDIRIM / Bozova / 2001 / İşçi
    • Gökhan YILDIRIM / Kırşehir / 1982 / Perdeci
    • Muharrem Kerem YILDIZ / Beyoğlu / 1987/ Satış Temsilcisi
    • İhsan YILDIZ / İstanbul / 1975 / Kaynakçı
    • Mehmet YILMAZ / Haseki / 1971 / Grafiker
    • Osman YILMAZ / Üsküdar / 1970 / Serbest meslek
    • İbrahim YILMAZ / Akdağmadeni / 1991 / Sözleşmeli imam
    • Hasan YILMAZ / Bektaş / 1972 / İşçi
    • Yasin YILMAZ / Yozgat / 1981 / Serbest meslek
    • Erkan YİĞİT / Tokat / 1981 / Esnaf
    • Cennet YİĞİT / Antalya / 1993 / Polis
    • Ümit YOLCU / Urfa / 1996 / Serbest meslek
    • Hakan YORULMAZ / Kırıkkale / 1988 / Polis
    • Ferdi YURDUSEVEN / Samsun / 1988 / Kurye
    • Bülent YURTSEVEN / Iğdır / 1968 / Polis
    • Yasin Bahadır YÜCE / Ankara / 1984 / Polis
    • Edip ZENGİN / Erzurum / 1971 / Polis

    Asla unutulmayacaksınız şehadetiniz kutlu olsun...
  • 72 syf.
    ·Puan vermedi·
    Selamlar!:)
    Bugün size benim için çok ama çok özel,çok değerli bir kadından söz etmek istiyorum:Türk edebiyatının gamlı prensesi,dişi Oğuz Atay,hüzün ve aykırılık kokan güçlü bir kadın,birikimli ve entelektüel bir yurttaş,sadık ve fedakar bir dost:Tezer Özlü!Ruhumu ele geçiren eşsiz sevgisiyle,bana; Zürih'i,Hans Peter Martin'i,Güner Sümer'i,Erden Kıral'ı sevdiren ve onlara hayranlıkla karışık kıskançlık duymama sebep olan,gözümde ve kalbimde,kadın edebiyatçılarımız arasında,kilometre taşı ve abide olarak kabul ettiğim Tezer Özlü..."Bir ambar dolusu hüzünle dönüyorsun gittiğin yerlerden"der ya Calvino,hüznünü bavulunda taşıyıp çok sevdiği ülkesini; kendisinden bir yaş küçük olduğu adamla,devlet tarafından evlenmesine izin verilmediği için,kanlı 1 Mayıstan sonra, sabaha kadar evini,'devletin akıttığı kan evime bulaşmasın'diyerek temizlediği için,"burasının bizim değil,bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi"olduğunu bildiği için terk etmek zorunda kalan,hayatının büyük bir kısmını akıl hastanesinde geçiren ve defalarca intihar etmesine karşın,bir türlü hayata 'üstü kalsın ulan,ceketimi alıp gidiyorum ben!"diyemeyen ve bunun tedirginliğiyle yaşamak mecburiyetinde kalan,Aşiyan Mezarlığı'ndaki ziyaretimizi bekleyen sessiz ev sahiplerinin en dirençli,dominant ve çizgi dışı kadını Tezer Özlü'den ve Leyla Erbille olan mektuplarından söz etmeye çalışacağım.

    Leyla Erbil'den söz etmem gerekirse,Tezer'in en yakın dostu,ikinci aykırı nefes,köşe başında o vakur ve sarsılmaz duruşuyla memleketi ve edebiyatın içler acısını durumunu alayla izleyen marjinal bir ruh.Kavga kadını.Direnmenin nâif adı.Ahmet Arif'e,Türk edebiyatının unutulmaz dizelerini yazdıran,Arif'in değerlisi."

    Tezer ve Leylayı biraz olsun tanıtabildiğime göre,kitaba içkin duygu ve düşüncelerimi ifade edebilirim.Kitap,Tezer'in;ülke meselelerine,ülkede yürütülen yanlış politikalara,dünya edebiyatından ve bilhassa türk edebiyatından yazar ve şairlere yönelik görüşlerine,hastalık sürecine,Hans Peter Martin ile olan birlikteliğine dair çarpıcı bilgilere ulaşabileceğimiz,Leyla Erbille olan mektuplaşmalarından oluşuyor.Tek taraflı mektuplar.Leyla Erbil'in Tezer'in mektuplarına karşılık yazdığı mektuplara yer verilmemiş.İfade edildiğine göre, Leyla ile mektuplaştıkları süre zarfında, Tezer;Leyla'ya bu mektupların iyi bir edebi ürün olabileceğini ve bastırmasını vasiyet etmiş.Önsözde Leyla'nın Tezer'e dair görüşleri yer alıyor.Beni rahatsız eden,Tezer'in eleştirdiği;kendisiyle ilgili acımasız eleştiriler yapan eleştirmenden tutun da,beğenmediği,yazar müsveddesi olarak belirttiği hiçbir yazarın isminin belirtilmemesi.Mektup,kişiler arasındaki en özel yazılı etkileşim araçlarından biriyse ve mektuplaşan iki insan bunların paylaşılmasından rahatsızlık duymuyorsa,aynı biçimde görüş belirttikleri yazarlar hakkında da getirilen bu sansür beni rahatsız etti.Tezer Özlü yahut Leyla Erbil hayatta olsaydı ve yeni edite edilen mektuplaşmalarını inceleme fırsatı yakalasalardı,zannediyorum bu durumdan fazlasıyla dert yanarlardı.Bir diğer dikkatimi çeken nokta,"Tezer Özlü-Ferit Edgü Mektuplaşmaları"nı da okuyan biri olarak bunu belirtebiliyorum,Tezer'in, Ferit Edgü ile mektuplaşmalarından daha özel ve daha derin meselelere,Leyla ile mektuplaşmalarında değinmesi."Dost olmadan-karı koca olmaya çalışıyoruz."diyerek geleneksel evliliğe bağlı düzeni eleştiren Tezer Özlü,üçüncü evliliğe olan Hans Peter Martinle birlikteliği içinde şunu söylüyor."bu adam,benim ölümüm olacak Leyla."Demek ki yıllar geçiyor,yaş alıyor ve olgunlaşıyor olsak da,düzene dair birtakım oturmuş düşüncelerimiz hep yerli yerinde duruyor."Küçük dünyanız sizin olsun.Ne lüks bir otomobil,ne gösterişli bir konut,ne sizin medeni hal dediğiniz medeniyetsizlik,benim gerçeğim değil"diyordu Tezer.Son nefesine dair de düzen ve sistem eleştirisini sürdürdü.Hepimize kırgın gitti,herkese dargın geçti bu dünyadan.

    İncelememin sonuna gelirken size yalnızca şunu belirtmek istiyorum sevgili kitap okurları:Tezer Özlü'yü okuyun,okutturun.Düzen ve sistem eleştirilerini anlamaya çalışın.Verimli bir okumayla, dimağınızı ve görüş açınızı zenginleştirecek,bazen sizinle dertleşip çoğu zaman göğsünde ağlayabileceğiniz,çok bizden çok gerçek bir kadın olan Tezer'le yakından tanışmış olacaksınız.Çok gerçek bir kadın,çok gerçek bir insan!Yazdığı her satırla düzene yumruk attı ve öfkesini kustu.Şimdi sıra bizde.Bu sefer yumruk değil balyozla saldıralım düzenin aşılmaz duvarına.
    Sevgiyle...
    Keyifli okumalar...
  • 118 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Türkiye'nin en güzel dergisi Çünkü ATLAS, Türkiye'nin ilk ve gerçek gezi dergisi oldu. ATLAS, yolculuk etmeyi, doğayla ya da başka kentlerle içiçe yaşamayı sevenlerin ellerinden düşürmeyecekleri bir dergi. Insan yapısının ayrılmaz parçası olan keşfetme duygusuna sahip herkes ATLAS'ı okuyacak. ATLAS'la göz kamaştıran coğrafyalar gezilecek, hafta sonu cennetlerine gidilecek, kırevlerinde ve çiftliklerde gizlenmiş yaşamlar keşfedilecek. ATLAS, tatile çıkanların gerçek rehberi olacak. Bakir doğa parçaları, arkeoloji, folklor ve kültür. ATLAS'ın her sayısında yeni bir dünya gözler önüne serilecek. Özgün yazılar ve orijinal fotoğraflarıyla ATLAS, Türkiye'de ilk kez yabancı basından "yardım" almadan çıkan bir dergi olacak. Bu sayıda okuyacağınız "Bulutların Ülkesi Hemşin'i görüntüleyebilmek için Cemal Gülas, kışın, dört boyunca tek başına Kaçkar dağlarının zirvelerinde dolaştı ve yaşadı. Ahmet Özyurt, jipiyle bir ay gezdi ve saklı güzellikleri fotoğrafladı, Sualtı dünyasının ustası Haluk Cecan, derinliklerdeki cenneti fotoğrafladı ve ATLAS için yazdı. Fotoğraf sanatının doruklarındaki isim İzzet Keribar, Venedik'i bütün güzellikleriyle gözler önüne serdi. Bir başka fotoğraf ustası Şemsi Güner, Mısır ve Nil'in gizemli dünyasını görüntüledi. Ünlü yazar Demirtaş Ceyhun'un, kendi şehri Adana için kaleme aldığı masalsı yazıyı yine Şemsi Güner birbirinden güzel fotoğraflarnyla süsledi. İrfan Unutmaz, Çerkeslerin yaşantisını ve renkli folklörünü görüntüyebilmek için kilometrelerce yol kaydetti. Ve ressam Doğan Ür, 15 gün masa başinda oya gibi işleyerek bugüne kadar yayınlanmamış güzellikteki Kafkasya haritasını çizdi. Turizm Bakanlığı da yabancı turistlere dağıtılan özel hazırlanmış Türkiye karayollan haritalarını ATLAS okurlanna amağan olarak verdi. Tüm arkadaşlar titizlikle çalıştı, en güzel fotoğraflar seçildi, en kaliteli yazılar yazıldı, en güzel kağıda pınl pıril baskı yapıldı. Ve elinizde tuttuğunuz ATLAS ortaya çıktı. Yolculuk etmeyi, başka coğrafyalarla tanışmayı, keşfetmeyi, serüveni sevenler.
  • 300 syf.
    "Yüründü. Anıt Kabir'e doğru: Laik Türkiye Cumhuriyeti'ni (!) savunuyoruz. (...) Söylemem akıllılık mı, aptallık mı? İşte söylüyorum. Başımız sıkışınca Atatürk. Atatürk yetiş! Bu kısır döngü, içine sıkışıp kaldığımız bu akvaryum ne zaman aşılacak? Bir yandan onun açtığı kapıdan geçmeye kalkıyor, daha geçerken iki çelme üç namluyla geri püskürtülüyoruz: Atatürk yetiş!.."

    Bugün 19 Mayıs herkes Atatürk'ü anıyor. Sevenleri için resmi gunlere gerek yok tabii. Ama onlar da anıyorlar bugün. Sevmeyenlerinin çoğu da bir devlet geleneği olduğu için (ayıp olmasın diye) anıyorlar. Atatürk son yarım asırda parçalanmak istenen en büyük ortak değerimiz. Analım tabii lakin 20 Mayıs günü son yarım asırda hiçbir şey olmamış gibi hayata devam edeceksek Atatürk için bu anmanın bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Adalet Ağaoğlu çok güzel bir tespit yapmış. Başımız sıkışınca Atatürk yetiş! Atatürk bizlere bir vatan ve bir Cumhuriyet bırakıp gitti. Toplum bu Cumhuriyet'e ve kendisine sahip çıkamamış ise Atatürk ne yapabilir?

    Öldürülen Ahmet Taner Kışlalı'nın çok sevdiğim bir deyişi vardır:

    "Ve elbette, Atatürk'ün sağlığında yaptıklarının bekçiliği ile yetinmenin Kemalizm değil "tutuculuk" olduğunu da unutmamak gerekir!...
    Kemalist olabilmek için Atatürk'ün "izinde" değil, "yolunda" olmak gerektiğini bilmek gerekir!..."

    Biz o yolu tıkayanlarla baş edemedik. Tökezledik. Şimdi onlar istedikleri gibi hem Atatürk'ü hem Cumhuriyet'i değersizleştirme politikalarını devam ettiriyorlar. Halk çıkarları uğruna güçlü olanın yanında olmaya devam edecek, iktidar güç demektir. Ve güçlü olanın safında yer almak rahat bir yaşam demektir, diye düşünenler yanıldıklarının farkına ya çok geç varacak ya da hiç varamayacaklardır...

    Bugün 19 Mayıs ve Atatürk Cumhuriyeti bıraktığı gençlerle gurur duyar mıydı bilemiyorum ama bildiğim bir şey varsa o gençlerin çoğu ne Tarih okuyor ne de başka bir şey. Sosyal medya söylemleri ile bir dünya görüşü sahibi olunulmazı da anlatmak bize düşmez artık herkesin "aklı hür, vicdanı hür" sonuçta.

    "Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu sonsuza kadar yaşatacak olan sizlersiniz"

    Mustafa Kemal Atatürk

    Saygıyla ve özlemle..

    Bu kitap beni çok etkiledi. 1969-1977 yılları ülke siyasetinin en çalkantılı yılları 71 muhtırası. 71 Aydın tutuklamaları... Çok şey var çok.. lakin çoğu yerinde tanıdık bir yazara ait anılar ve gözlemeleri okudukça daha da ilgi çekici bir kitap oldu benim için. Dört ciltten oluşuyor günlükler bu birinci cildi. Farklı farklı yayınevleri basmış tek kalemde olsa daha güzel olurdu ama yapacak bir şey yok.

    Geçen günlerde günlüklerinden seçmelerini okuduğum Andre Gide, edebiyatçı günlüklerinin birer portre, öykü, anı, tarih yazısı olduğunu söyler. Gerçekten bu tanım Adalet Ağaoğlu'nun kitabı için birebir uyuyor ve bu seri birkaç kitaptan oluşuyor diğerlerini de mutlaka okuyacağım...

    Adalet Ağaoğlu ile bu okuma sürecini devam ettirirken bazen ona kızdım, bazen acılarına ortak oldum ama genel anlamda yakın tarihimiz üzerine birinci ağızdan tanıklık eden birini okudum.

    Adalet Ağaoğlu zengin bir ailede doğmuş. Eğitim hayatını babası çok iyi bir şekilde karşılamıştır. Hatta o okusun diye Ankara'ya taşınmıştır. Yokluğu, yoksulluğu pek çekmemiştir. Evlendikten sonra eşi ile bazı zamanlar parasız zamanları olsa da genel anlamda durumu iyi olan bir yazardır. O yüzden köy ve köylüyü pek bilmeyen bir yazardır.

    Gorki'nin Plake'sinde şöyle bir söz geçiyor:

    "Okumuş kibarlardan bize hayır gelmez"

    İşte 1965 yılında Adalet Ağaoğlu kolunun altına kıtapları alıp köyün yolunu tutar. Köylülere sözde Madam Bovari'den Emma'yı anlatacak hayaller bu hayatlar ise köy kahvesine vardığında erkeklerin ona sırt çevirmesi ve kadınların ona buraya "yakışmıyorsun" imaları sonrasında elinde kitaplarla kalakalmıştır. İşte bence bu olaydan sonra bariz sınıf farkını aşamayacak olduğunu düşünen Adalet Hanım artık kendi sınıfına yönelecek "aydın" "sanatçı" çevresiyle ilgilenecek ve onların sıkıyönetim ile olan sıkıntılarını dile getirecek.

    O yıllarda aklınıza gelecek tüm yazar, sanatçı, gazeteciyi sıralayabilirsiniz hepsi bu kitapta var o yüzden ben önemsediğim birkaçı ile olan anılara biraz değineceğim.. Lakin öncesinde Adalet Ağaoğlu'nun iş yaşamı üzerinden genel bir eleştiri yapayım.

    Adalet Hanım 17 yıl TRT'de çalışmış bir kişidir. Uygulanan sansüre rağmen uzun süre orada kalan ve bardağı taşıran hamilelere rağmen kolay kolay oradan ayrılmayan bir memur hayatı sürmüştür. Hatta Kafka' ya selam yollayarak şöyle diyecektir:

    "Herbirimiz durmadan yakınan küçük memurlarız; tozlu birer dosyaya döneceğiz. Ola ola olunacak şey bu. Kafka'yı en çok bugün düşündüm. Dehşete düştüm."

    Medeni cesaretini toplayıp istifa edecek ama istifası kabul edilmeyecek, yazdıkları yönettiği yayınlar sansüre uğrayacak sonrasında TRT defterini kapatacak .. Yönetim kurulu başkanı olan Turgut Özakman istifa edince ona bu görev verilecek çekinerek de olsa kabul edecektir. Yani geçim kaygısı yüzünden oluşan o standart memur bağımlılığı onu 17 yıl boyunca esir alacaktır.


    Muhsin Ertuğrul kitabın başından sonuna kadar var. Ve kendisini desteklemese oyun yazarı olamayacağını söyler.

    Güngör Dilmen var.. Benim için çok değerli bir yazardır. Onunla yakın arkadaştır Adalet Ağaoğlu. Güngör Dilmen ile beraber bir doğu turu yaparlar Ani Harabeleri'ni kamerayla çeken Güngör Dilmen'i engelleyen ve kayıtları geri alan jandarma figürü de dikkat çekici sanırım gereğinden fazla koruyorduk tarihi yerlerimizi şimdi ise su altında bırakıyor yerle bir ediyoruz...

    Simone de Beauvoir'ın Kadın İkinci Cins serisinin son kitabı olan Bağımsızlığa Doğru kitabına eleştiri getirecek.

    "Bağımsızlık gelecek; geldi bile: Yeni bağımlılıklarla.

    Yani bu bölümde Adalet Ağaoğlu'nu anlayamadım. Simone için küçük "Fransız Burjuvası" diyor Sartre ile elele kolkola ne kadar bağımsız diyor ama kendi de bir burjuva hayatı yaşıyor. Zamanının çoğunu bir yazardan bir yazara süren "aydın" toplantılarında geçirir birkaç ayını Antalya'da olan mütevazı yazlığında geçirir. Neden Simone için böyle bir ifade kullanır anlayamadım.

    Ve şöyle devam eder: "Hep kadının özgürleşmesinin erkeği özgürleştireceğini düşündüm. Erkeği 'kendinden kurtarmadan' bize kurtuluş yok" yani bu düşünceler cidden çok garip. Sonradan değişti mi bilmiyorum ama bunları söylerken kırk yaşında bir kadındı kendisi. Gerçi sonradan çocukluğum kırk yıl sürdü diyor ama bilemiyorum. Neyse konumuza dönersek Adalet Hanım siz Anadolu kadınının aydınlanması gayesiyle bir girişim yapmıştınız ve orada başarısız olduğunuzu görmüştünüz. (o da Antalya'nın bir köyü daha kırsal kesimlere gitseniz ne olacaktı acaba?) Siz erkeği kurtarmadan önce kaderlerine bırakılan Anadolu kadınını tanısaydınız Güngör Dilmen gibi bir "Kurban'' ya da bir "Ben Anadolu" eseri yazardınız. Gidip orta sınıf kadınlarının kozalarından kurtulmalarını konu alan bir "Kozalar" oyunuyla yetinmezdiniz. İlerleyen sayfalarda yine Simone de Beauvoir'a çatar ama sonrasında onun karşısına bir inceleme kitabı koymadan ne kadar konuşsam boş diye bir not düşer.


    Kitabı okurken bizim kadın yazarların birbirinin dedikodusunu yaptığını göreceksiniz özellikle Leyla Erbil ve Sevgi Soysal arasında.. Yani orta sınıfa mensup kadın yazarların uğraşacak çok derdi var. Ama Anadolu kadınlarının seslerini duyuran köy enstitüsü mezunu yazarlara da mesafeli Adalet Ağaoğlu Talip Apaydın'ın çeltik ekimini ve köy hayatını anlattığı bir kitaba üstü kapalı "basit" gözüyle bakacak ve ilk romanı olan Ölmeye Yatmak eserinin basım sürecinde Fakir Baykurt eserleri takır takır basılıyor ben de iyi bir kitap yazdım neden benimki basılmıyor diye içten içe bir kibir dalgası yayılacak satırlara... Adalet Ağaoğlu önemli bir kadın yazardır. Lakin madem günlükleri paylaşmak gibi bir yola gitmiş ben de hoşuma gitmeyen noktaları yazmak konusunda özgürüm.

    1971 gözaltıları, tutuklamaları kitabın ana konusu çünkü çevresi çok geniş bir yazardır. Arkadaşlarının çoğu hapislerde o da bu durumun yarattığı sıkıntılı süreçleri bize aktarıyor. O satırları okumak gerçekten üzücü. Zaten fazlasıyla olan karamsarlık seviyemin tarihi temellerini buldum bu satırlarda. 68 kuşağının eylemleri de geçiyor kitapta.


    Oğuz Atay'dan da bahsediyor. Hatta Ölmeye Yatmak eserinin bir kopyası Sinan Yayınevinin sahibi tarafından Oğuz Atay'a verilmiş. Bu duruma çok bozuluyor Adalet Ağaoğlu nasıl olur da kitabını basılmadan başka bir yazar okurmuş! Ki Oğuz Atay okuma fırsatı bulmamış çantasında iki üç hafta gezdirmis ve Adalet Ağaoğlu arayınca gidip ona geri vermiştir. Eserin doğum süreci çok sancılı geçiyor Adalet Ağaoğlu için önemli bir eser olduğu kesin ama çok övdüğü için okumadan bir şey diyemem.


    Bu kitabı okumak isteyişimin bir başka nedeni kardeşi Güner Sümer ile ilgili bilgiler edinmek. Güner Sümer ablasına nazaran daha kavgacı, siyasi söylemleri uğraşları daha çok olan bir yazardır. Aralarındaki ilişki çok iyi olsa da bazen Güner Sümer'in ablasına patladığını göreceğiz.

    Mesela bir tartışmadan sonra şöyle diyecek Güner Sümer:

    "Siz aydınlar, herkesi, her şeyi kınar, sonra da deniz kıyılarına gidip yatmaktan başka işe yaramazsınız"

    Bu sözler Adalet Ağaoğlu'nu kıracak ama aylar sonra kendisi de Güner Sümer'in sözlerini tasdik edecekti..

    "Ben ve benim gibiler de. Durmadan yakınırız, ama 'yapmayız'. Yapabileceğim tek şey, bulabileceğim bütün cesaretimin ışığında şu topal romanı tamamlamak."

    Evet Adalet Ağaoğlu romanıyla bir şeyler değiştireceğini düşünüyordu. "Aydın" dediğimiz insanların da çoğunun yönelimi böyledir. Hep yazarlar, yazarlar, yazarlar... Sonra hapse atılırlar. Orada yazmaya devam ederler... Hâlâ yazıyorlar ama savunacak oldukları pek bir şey kaldı mı? Kaldıysa ben göremiyorum..

    Adalet Ağaoğlu"nun da dediği gibi:

    "Sırası değil, sırası değil" denile denile bütün tarih zamanlarının önemli çağrısı ellerimizden kaçıp gitti.

    Burada Ahmet Cemal'e söz vermek istiyorum..

    "Türk toplumunun tam altmış yıldan bu yana bir yandan olası iktidarlarının güvencesini halkın inançlarını sömürmekte bulmakta direnen siyasal kadroları, öte yandan da bir kez ortaya çıkmış inanç mikrobunun nasıl bir alışkanlık hastalığına dönüşebileceğini göremeyen kısır aydınları yüzünden içine düştüğü bu durumdan kurtulabilmesinin tek yolu, ancak düşüncenin mutlak zaferiyle sonuçlanacak bir savaşımın bu toplumun çağdaş uygarlık düzeyini yakalamasını içtenlikle isteyen tüm kesimlerce göze alınmasından geçebilir."

    Öyle bir göze alma olmayacak diye düşünüyorum. Ama umudu kaybetmemek gerek dimi nasıl olsa bize öğretilen bir toplumsal değer olan "umut" onu kaybetmemek gerek Melih Cevdet Anday'ın şiirinde dediği gibi "Olsun da Görelim" bakalım...

    OLSUN DA GÖR

    O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
    Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
    Seyreyle gülü bülbülü
    Çifter çifter aylar gökyüzünde
    Her gece ayın on dördü

    Kuşlar geçecek damların üstünden
    Kuşlar konacak dallara
    Kanat seslerini duyup uyanırlarsa
    Gene kuşlarla uyusun çocuklar
    Olanı biteni anlatma.

    Hiç görmediğim şey bu
    Kurdun gözü yılmış sürüden
    Elmanın yarısı soğuk yarısı sıcak
    Ağulu bitkilere dolanmış salkım
    Güneşten yağmur boşanacak

    Yetsin demir çağının beyliği
    Yeni bir gün başlıyor demek
    Yeryüzünde korkusuz yaşamak
    İki milyar kişiye bir dünya
    İki milyar kişiye iki milyar ekmek

    Yazık olur bu düş yarı kalırsa
    Barış günü insan hakkı yenirse
    Köroğlu' nun sözü dinlenmelidir
    Sivas ilinin Banaz köyünden
    Pir Sultan Abdal dirilmelidir

    Ah günüm yetse görmeye seni
    Seni övmeye gücüm yetse
    Barış çağı altın çağ
    Son ozanı ben olayım bu özlemin
    Bu özlem bitse

    O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör
    Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör
    Seyreyle deli ozanı
    Baştan başa sevda, baştan başa tutku
    Dili baldan tatlı


    Melih Cevdet Anday