• Karlos Çorbacı’nın anlattıkları:

    “...bu özellikteki topraklarda batıda olduğu gibi özel mülkiyet yerleşip gelişemez. Zenginlikler sayılı ellerde toplanamaz. Sizde batı anlamında “feodalitenin” bulunmaması bundandır. Çünkü ne kadar güçlü olursa olsun, hiçbir feodal, böyle topraklarda serflerini doyurup kendisini zengin edecek tarımı, yalnız kendi gücüyle sürdüremez! Türkçesi, toprakları tarımda tutmak için gerekli bayındırlık işlerini sizde ancak devlet yapabilir. İşte bu sebepten, sizin topraklar haklı olarak devletin mülkiyetindedir. Gene bu sebepten batıda devlet, sırasında bir sınıfın öteki sınıfı ezmek için kullandığı araç haline geldiği halde, sizin devlet ana ödeviyle toplumu ihya edicidir. Yani, batıda devletin olmadığı zamanlar, toplumlar var olmuşlardır. Ama doğuda devletsiz toplum görülmemiştir. Sizde devlet toplumun var olma – yok olma şartıdır. Siz farkına varın varmayın her şeyi devletten beklersiniz. Bizde ağalık almakla olduğu halde sizde elbette vermekle olacaktır. Siz devletinizi talancılıkla suçlarken, batı kültürünüzle batılı devletmiş gibi yargılıyorsunuz. Batıda, ilk çağların kölelik sisteminden bu yana özel mülkiyet kutsal olduğu halde, sizin beş bin yıllık toplum tarihinizde devletten başka kutsal hiçbir şey yoktur. Bu açıdan bakınca, Melek Ahmet Paşa’nın ağası devlet işine giderken Bolu Paşasının atını çekip alırsa bu talan sayılmaz. Çünkü sizde her iş devlete yararlılığıyla değerlendirilir. Sizde devlet tehlikeye düştüğü zaman devletten sorumlu olanlar, bir dakika önce, en korkunç suçlamalarla geri ittikleri en akıl almaz sistemi kabullenmekte bir an duraklamazlar. Batıda bütün monarklar geriliği tuttukları halde, sizin padişahların apansız ilerici kesilmeleri bundandır. Buradaki ilericilik bilinçle imanla kazanılmış bir şey değildir, beyin ameliyatı gibi ister istemez katlanılan, bir çaresiz durumdur. Sizde padişahlar, baba, kardeş, evlat demeyip öldürmüşlerdir. Bir gecede on dokuz kardeşini, sonra da öz oğlunu öldüren üçüncü Mehmet’in para denilen bakır, gümüş, altın parçalarını bulduğu yerde almasına. Kaldı ki, ikinci padişah Sultan Orhan’dan bu yana, modern anlamıyla devletçidir de sizin devlet... Tersanelerini, baruthanelerini, dökümhanelerini, madenlerini işleten, tarım topraklarının mülkiyetini elinde tutan, bayındırlık işlerini, yol şebekesini, postayı, kervansaraylar sistemini, okulları, üniversiteleri, merkezden idare edilen bütün imparatorluğa yaygın yargılama örgütlerini, loncaları, hatta dini bile devletleştirip devletçilikle yürüten, ana tüketim maddeleriyle besin maddelerini tekele alan, iç ticareti, dış ticareti aralıksız denetleyen, pazarda fiyatları belli bir çizgide tutan bir ekonomik sosyal örgütün ana özelliği talancılıkla belirlenemez. Bütün bu işleri başarabilmek, kısacası toplumun var olabilmesini savunmak için sizin devletiniz, sırasında, despot da olmak zorundadır. Sizin devlet merkezcilikten, bürokratlıktan, hatta despotluktan vazgeçtim dese, siz bunalınca ayaklanır, bunları geri getirmesini ister, hatta bunun için onu zorlarsınız.” (sf.147-148)

    Bu uzun alıntı, Doktor Münir’in Irak’ta görev yaptığı sıralarda tanıdığı bir Alman arkeolog Doktor Karlos ya da “Karlos Çorbacı’nın” yaptığı değerlendirmenin büyük bir bölümünü içeriyor. Alıntıda, Doktor Münir’in, Osmanlının son dönemlerinde –gelmiş geçmiş düzeni eleştiren eleştirene olduğu bir dönemde– Osmanlı devlet düzenini talancılıkla suçlayacak bir tespitte bulunmasına, bu yönüyle özel mülkiyetlere değer veren batılı anlamda özgürlüklerle çelişmesini vurgulamasına karşı Doktor Karlos’un ağzından bir değerlendirme yapılıyor. Özelikle Doktor Münir’in Anadolu toprağının çok verimli olduğunu vurgulaması üzerine, Doktor Karlos toprakların özellikle son yüzyıldan itibaren tarım yapılabilir hale geldiğini ifade ederek toprak mülkiyetinin gelişmeme sebebini ortaya koyuyor.

    Önemli bir değerlendirme içermesinden cihetle bu uzun yazı buraya aktarılmıştır. Osmanlı Devleti gibi bir devletin sadece talancılıkla varlığını sürdürebilmesi kuşkusuz mantıklı değildir. Öte yandan toprak mülkiyetinin veya genel olarak özel mülkiyetin bu topraklarda gelişiminin gecikmesinin sebepleri cevabı kolay verilebilecek bir soru olmasa gerek... Kuşkusuz, sürekli övünülerek söylenegelmiş “...tarih boyunca devletsiz yaşamadık...” veya buna benzer naif tespitlerin, bu topraklarda insan topluluklarının varlıklarını sürdürebilmesi için devlet gibi bir yapıya ihtiyaç duymasından hatta devletsiz yaşamasının mümkün olmamasından kaynaklandığı ortadadır. Bu yönüyle bu alıntıda yer alan değerlendirmeyi, belki de ortaya çıkmış bir durumun açıklaması gibi ele almak daha doğru olabilir. Mesela bizde sosyo-ekonomik sınıfların batıdan oldukça farklı olmasının, yenilikçi ilerici hareketlerinin kaynağının merkezi yapı olmasının, batılı anlamda özgürlükçü hareketlerin, bireyselliği ön plana çıkaran, bireyin özgürlüğünden dem vuran ideolojilerin geniş halk kitlelerince destekçi bulamamasının açıklaması pekala özel mülkiyet kavramının yerleşmemiş olmasıyla yapılabilir. Bugünlerde Türkiye ekonomik sistemi hakkında Mahfi Eğilmez’in tabiriyle “ahbap-çavuş kapitalizmi” denmesi kuşkusuz, her şeyi devletten bekleyen, ümmetçi Anadolu zihniyeti kalıntılarını vurgulamak açısından yerindedir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra bile halkın çoğunluğunca bir demokrasi talebinin gelmemesi de cehaletin yanı sıra değer yargısı farklılığına işaret etmektedir.
    Temelinde bir kurgu olması gereken bu eserde Kemal Tahir’in belki de eleştirel yaklaştığı konulardan biri de İkinci Meşrutiyeti takip eden dönemde İttihat ve Terakki’nin halk kitleleriyle iletişim kuramadığı konusudur. Yukarıdaki alıntıyı takiben Halil Paşa’nın: “...Hürriyet naralarıyla gelip hemen despotluğa başlamamızın nedenini açıklamış olmuyor mu gavur?” (sf.148) şeklindeki tepkisi bu hususu vurgulaması açışından önemlidir. Hatta yazar kahramanları ağzından,  bu dönem Türkiye’si ve İttihat ve Terakki yönetiminin genel durum tespiti sayılabilecek şu kinayeli değerlendirmeyi yapmıştır: “...Yaşasın Manastır kahramanları... Yaşasın Ohri fedaileri... Yaşasın İzmir Tümeni arslanları... Yaşasın vatan... Yaşasın millet... Yaşasın cemiyet... Yaşasın ordu... Vatandaşlar; ya anayasa ya ölüm!... Sonra? Yemen, Haran, Arnavutluk isyanları... Sonra Trablus yenilgisi... Balkan rezilliği... Sonra Sarıkamış... Kanal... Çanakkale... Galiçya... Sonra Irak – Filistin Cepheleri... Sonra bozgun... Bozgun bile değil, batmak bu...” (sf.24)
    Yazarın eleştiri de bulunduğu en can alıcı noktanın ise Anadolu insanının mevcut şartlar içerisindeki tavrı olduğu anlaşılmaktadır. Belki, anlatılan yukarıdaki tespite paralel olarak gücünü yitirmekte olan merkezi hükümetin zayıflığının, Osmanlı despotluğu resmiyle çelişmesi nedeniyle halkın zihninde oluşan travmanın, Anadolu’yu giderek yılgınlığa soktuğudur. Belki de art arda yenilgilerin, beraberinde ekonomik tükenmişliğin etkileridir. Özellikle şu betimleme bu fikirleri vurgulaması açısından önemlidir: “Genel durum şu: millet savaştan yılgın... “vuruşalım” demiyor musun, anasına sövmüşsün gibi sırtarıyor! Yedek subaylardan yarısı evlerine kapanmış, yarısı ekmek parası derdine düşmüş... Bizimkilerin çoğu hasta, sakat... Sağlamları daha yenilginin şaşkınlığından kurtulamadı. Kala kala... Bir avuç senin gibi “bizim aklımız ermez” diyen subayla gözünü budaktan sakınmaz deli aydın kaldı. Gerisi asker kaçağı, çapulcu, kısacası: eşkıya dediğimiz rezil sürüsü...” (sf.225). Eserde buna benzer tarifler yer almaktadır. Eserde durumu fırsata çeviren eşkıya tabir edilen kişilerin silahlanmasının temel nedeninin kişisel menfaatler olduğu da vurgulanmış. Alacak – verecek meselelerinin çoğu eşkıyanın silahlanma nedeni olduğu; ancak savaşabilecek durumda insan bulmanın zorluğundan savaşmaya gönüllü bir avuç subayın, bu kişilerle işbirliği yapmak zorunda olduğu anlaşılmaktadır: “...Evet cehennem şimdilik umudumuz eşkıyalarda... Eşkıyaya geldin mi, bugün maşallah, mübarek vatanımızın dağı taşı eşkıya.” (sf.227). Hatta özellikle Yunan işgali sırasında karşı koymayı düşünen bir avuç insan ortaya çıkarılamazken, Anzavur olarak bilinen şahıs etrafında silahlı-silahsız on binlerce kişinin toplandığı söylentisinden bahsedilmiştir (sf.443).  

    Yazar bu yönüyle, kafalardaki, fedakar, vatanını canından çok seven, türlü cefa içinde düşmanı kovma çareleri arayan Anadolu halkı resmini yıkmıştır. Anadolu insanı, peş peşe gelen askeri yenilgilerden, ekonomik çöküntüden, kapıda beliren yeni düşmanlardan tabiri caizse yılmıştır. Kahramanlık sergileyecek durumda hiç değildir. Özellikle halkın gözündeki kahramanlık anlayışını şu sözlerle eleştirmiştir: “...Bir memlekette halkın kahraman anlayışı, eşkıyadan yukarı çıkamamışsa, o memlekette insanların çoğu soyguna biraz yatkın demektir.” (sf.397).  Kuşkusuz Kemal Tahir’in bu eseri nihayetinde bir roman olarak kurgulanmıştır; ancak şurası gerçektir ki; yazarın savaş ortamında Anadolu halkı tasviri, resmi tarih anlatısıyla çelişmektedir.  
  • 1) Ahmet Arslan - İslam Felsefesi Üzerine
    2) A.G. Roemmers - Genç Prensin Dönüşü
    3) Amin Maalouf - Arapların Gözünden Haçlı Seferleri
    4) Anthony Burgess - Otomatik Portakal
    5) Arthur Schopenhauer - Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine
    6) Arzu Kadumi - Gazoz Kapakları Birliği
    7) Ayşe Şasa - Bir Ruh Macerası
    8) Balzac - Goriot Baba
    9) Banu/Onur Ertuğrul - Lugat365
    10) Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları
    11) Cahit Zarifoğlu - Menziller
    12) Cahit Zarifoğlu - Sütçü İmam
    13) George Orwell - Hayvan Çiftliği
    14) Cevdet Said - Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları
    15) Dino Buzzati - Tatar Çölü
    16) Dostoyevski - Başkasının Karısı
    17) Dostoyevski - Yeraltından Notlar
    18) Dostoyevski - İnsancıklar
    19) Dr. Abdurrahman Kasapoğlu - Carl Gustav Jung'un Kehf Sûresi Tefsiri
    20) Dr. Mehmet Akar - Kehf Suresi Tefsiri
    21) Dr. Mehmet Akar - Yasin Suresi Tefsiri
    22) Ebû Bekir Râzî - Ruh Sağlığı
    23) Emre Bilgiç - Emre ile Emmare
    24) Eugène İonesco - Kırallar Da Ölür
    25) Frederic Gros - Yürümenin Felsefesi
    26) Friedrich Nietzsche - Ruhların Alacakaranlığı
    27) George Orwell - 1984
    28) Georges Perec - Uyuyan Adam
    29) Gogol - Palto
    30) Gökhan Özcan - Ruh Yordamı
    31) Gökhan Özcan - Gözağrısı
    32) Güzide Ertürk - Öbür Dünya Öyküleri
    33) Halil Cibran - Meczup
    34) Hans Fallada - Ayyaş
    35) Haris el Muhasibi - Allah'ı Arayış
    36) Haris el Muhasibi - Kalb Hayatı
    37) Haris el Muhasibi - Mahşer Günü
    38) Haris el Muhasibi - Nefsini Bilen Rabbini Bilir
    39) Haris el Muhasibi - Nefsin Terbiyesi
    40) Haris el Muhasibi - Riya ve Korunma Yolları
    41) İbn Haldun - Mukaddime cilt 1
    42) İbn-i Kesir Tefsiri - Fatiha, Bakara, Ali İmran Suresi
    43) İbrahim Tenekeci - Geldik Sayılır
    44) Jacques Derrida, Mustafa Şerif - İslam ve Batı Üzerine Bir Konuşma
    45) Jack London - Martin Eden
    46) Joanna Greenberg - Sana Gül Bahçesi Vaadetmedim
    47) J.R.R. Tolkien - Akallabeth ve Güç Yüzüklerine Dair
    48) J.R.R. Tolkien - Tehlikeli Diyardan Öyküler
    49) Karatay Belediyesi 23 Nisan İmam Hatip Ortaokulu 8-A Sınıfı Öğrencileri - İnci Taneleri
    50) Knut Hamsun - Açlık
    51) Lao Tzu - Öğretiler
    52) M. Nakib El-Attâs - İslâm Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi
    53) Mehmet Kara - Bir Başka Açıdan Kutadgu Bilig
    54) Mustafa Akar - Berhayat
    55) Mustafa Kutlu - Tarla Kuşunun Sesi
    56) Necip Fazıl Kısakürek - İbrahim Ethem
    57) Necip Fazıl Kısakürek - Reis Bey
    58) Necip Fazıl Kısakürek - Yunus Emre
    59) Necip Fazıl Kısakürek - Abdülhamîd Han
    60) Nouman Ali Khan - Dirilt Kalbini
    61) NTV Çizgibilim Serisi - Bilinç
    62) NTV Çizgibilim Serisi - Zaman
    63) NTV ÇizgiBilim Serisi - Nietzsche
    64) NTV ÇizgiBilim Serisi - Felsefe
    65) Oğuz Atay - Tutunamayanlar
    66) Oliver Sacks - Karısını Şapka Sanan Adam
    67) Patrick Suskind - Koku
    68) Plutarkhos - Lykurgos'un Hayatı
    69) Ray Bradbury - Fahrenheit 451
    70) Rasim Özdenören - Çok Sesli Bir Ölüm
    71) Rasim Özdenören - Eşikte Duran İnsan
    72) Rasim Özdenören - Kafa Karıştıran Kelimeler
    73) Rasim Özdenören - Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
    74) René Descartes - Yöntem Üzerine Konuşmalar
    75) Robert Louis Stevenson - Dr. Jekyll ile Mr. Hyde - Tuhaf Bir Vaka
    76) Serkan Üstüner - Hükmen Mağluplar
    77) Stefan Zweig - Olağanüstü Bir Gece
    78) Stefan Zweig - Korku
    79) Stefan Zweig - Amok Koşucusu
    80) Stuart Sutherland - İrrasyonel
    81) Susanna Tamaro - Kökler, Yollar ve Yitik Benler
    82) Taha Kılınç - Kırmadan İncitmeden
    83) Taha Kılınç - 365 Günde Peygamberimin Arkadaşları, (1-37 Gün)
    84) Tolstoy - Efendi ile Uşağı
    85) Ümmü Reyhane - Çocuk Eğitiminde Zayıflık Her Şeydir


    - Psikiyatri -

    1) Orhan Öztürk - Ruh Sağlığı ve Bozuklukları
    2) Tahir Özakkaş - Bütüncül Psikoterapi
    3) James Morrison - DSM-5'i Kolaylaştıran Klinisyenler İçin Tanı Rehberi
    4) A. Winston, R. N. Rosenthal, H. Pinsker - Destekleyici Psikoterapiye Giriş
    5) Alfred Adler - Bireysel Psikoloji
    6) Dennis Diclaudio - Hastalık Hastası, Beden Sağlığından Şüphe Duyanların El Kitabı
    7) Wolfgang Schivelbusch - Keyif Verici Maddelerin Tarihi
    8) Victor Frankl - Duyulmayan Anlam Çığlığı
    9) Victor Frankl - İnsanın Anlam Arayışı
    10) Carl Gustav Jung - Psikoloji ve Din
    11) Carl Gustav Jung - Keşfedilmemiş Benlik
    12) Saffet Murat Tuna - Beynin Gölgeleri
    13) Hal Edward Runkel - Bağırmayan Anne Baba Olmak
    14) Kemal Sayar / Feyza Bağlan - Koruyucu Psikoloji
    15) Gerhard Wehr - Carl Gustav Jung
    16) Maudsley - Psikiyatride Reçeteleme Rehberi (3/4)
    17) Yusuf Karaçay - Bir Psikiyatristle Sohbetler
    18) Dr. Malik Babikir Badri - Müslüman Psikologların İkilemi
    19) Hatice Kübra Tongar - Fıtrat Pedagojisi 2
    20) Prof. Dr. Robert Frager - Manevî Rehberlik ve Benötesi Psikolojisi Üzerine Paylaşımlar

    [ Dergi ]
    Psikeart - Sadizm
    Psikeart - Panik
    Psikeart - Kibir
    Psikeart - Annelik
    Psikeart - Empati
    Psikesinema - Fellini Sineması
    Psikesinema - Sinema ve Mazoşizm

    - İngilizce -

    1) George Graham - The Disordered Mind, An İntroduction to Philosophy of Mind and Mental İllness
    2) Walter A. Kaufmann - Nietzsche: Philosopher, Psychologist, Antichrist
    3) Alexander Nehamas - Nietzsche Life as Literature
    4) Victor Hugo - The Hunchback of Notre Dame
    5) Rita Wilensky - Waiting for Godot, MAXnotes Literature Guides
    6) Paulo Coelho - The Alchemist
    7) David Lieberman - You Can Read Anyone
    8) Tom Butler-Bowden - 50 Psychology Classics
    9) Alfred R. Mele - Why Science Hasn't Disproved Free Will


    - Blinkist -

    1) Michael Shermer - Why People Believe Weird Things
    2) Leonard Mlodinow - Subliminal
    3) Kevin Horsley - Unlimited Memory
    4) Daniel Levitin - This Is Your Brain On Music
    5) Robin S. Sharma - The Monk Who Sold His Ferrari
    6) Kevin Kelly - The İnevitable
    7) Donna Jackson Nakazawa - Childhood Disrupted
    8) Daniel Nettle - Personality
    9) Simon Sebag Montefiore - Jerusalem

    - Bebek/Çocuk Kitapları -

    1) Özkan Öze - Enes'in Bir Sırrı
    2) Özkan Öze - Güzel Bir Koku
    3) Özkan Öze - Zeyd'in Uyku Duası
    4) Özkan Öze - Umeyr'in Yavru Kuşu
    5) Samed Behrengi - Küçük Kara Balık
    6) Şermin Çarkacı Yaşar - Çok Hayal Kuran Çocuk
    7) Jane Foster - İlk Sözcüklerim
    8) Jane Foster - 1 2 3
    9) Pearson Bebek Dokun ve Hisset;
    - Hayvanlar
    - Oyun Zamanı
    - İlk Kelimeler
    - Vınn! Vınn!
    10) Pearson Bebek Dokun Öğren;
    - Renkler
    - Oyun Zamanı
    - Şekiller
    - Neşeli Saklambaç
    11) Erich Kästner - Don Kişot
    12) Helen Stratton Would - Ayı Kim Çaldı

    - Webnovel -

    1) The Kings Avatar (3700 sayfa)
    2) Reincarnation Of The Strongest Sword God (2500 sayfa)
    3) Chaotic Sword God (1500 sayfa)
    4) Virtual World: Close Combat Mage, (1000 sayfa)
    5) Release That Witch (2250 sayfa)
    6) The Strongest System, (1200 sayfa)
    7) Shadow Hack, (450 sayfa)
    8) Night Ranger, (2500 sayfa)
    9) Mmorpg: Martial Gamer, (1350 sayfa)
    10) Forty Millenniums of Cultivation, (1800 sayfa)
    11) Legend of the Perfect Emperor (150 sayfa)
    12) Last Wish System (400 sayfa)
    13) Number One Dungeon Supplier (200 sayfa)

    Her ne kadar son 2 ayda diyetimi az biraz bozmuş olsam da 1 yıl önce bilgisayar ve telefon oyunlarını bıraktığım günden beri 120 küsür kitap ve yarıdan fazlası kalitesiz 19000 sayfa Çin romanı okumuşum. Onun yerine bir sürü başka kitap okunurdu, çok olmuş biraz :)
  • Sadece Küba Devrimi'nin önde gelen bir ismi değil, kapitalistlerce bütün ezilmiş halkların hakkını savunucusu rolünü üstlenmiş, Latin Amerikalı hümanist bir doktorun, yaşamın olanaklarını keşfetmeye çalışmış bir devrimcinin biyografisi anlatılıyor.
    Yazarın kendi çıkarımları ve yorumlarının haricinde, Fidel Castro'nun ve Che'nin kendi konuşmalarının geçtiği bölümler kitabı nesnel ve gerçekçi yapmış.
    Ele alınan konular: Küba tarihi, devrim süreci, Che hakkında bilinen ve bilinmeyen biyografi niteliğinde gün gün tarih tarih hayat hikayesi, Atatürk, Deniz ve Che'nin yan yana getirilmesinin mantıklı açıklamaları vs...
    Konuya ilgisi olan arkadaşlara tavsiye edilir.
  • "Sorun bir kişinin kaç kilo et yiyebileceği, yılda kaç kez plaja gidebileceği ya da aldığı ücretle ne kadar süs eşyası getirtebileceği değildir.Gerçekte gerekli olan, bireyin kendini daha mükemmel hissetmesi, daha büyük bir iç zenginliğine sahip olması ve daha büyük bir sorumluluk taşımasıdır."
    Ahmet Tahir Can
    Sayfa 333 - Tutku
  • "Çevresiyle ilişki kurmak isteyen insan yalnız bir insanı andırır.İnsan, baskı altına alınan kişiliğini savunmakta ve çiğnenmemiş olarak kalan tek özlemi olan estetik düşüncelere ilgi duymaktadır.Oysaki bütün yaptığı, kaçmaya çalışmaktır."
    Ahmet Tahir Can
    Sayfa 328 - Tutku
  • "Eğitimi yetersiz kişiler arasından kendi kişisel tutkularını tatmin etmenin ıssız yolunu seçenleri konumuzun dışında bırakalım.Önemli olan, insanların her geçen gün toplumla tek vücut olma ihtiyaçlarının bilincine varmayı ve aynı zamanda toplumun eylemcileri olarak kendi değerlerini anlamayı sürdürmeleridir."
    Ahmet Tahir Can
    Sayfa 323 - Tutku
  • "Bir takım kişilerde şu değişik düşünce vardır: Toplumun sınıflara bölünmesi alın yazısıdır fakat yaptığı işler vs. sayesinde bireyler ait oldukları sınıftan bir yükseğine atlayabilirler."
    Ahmet Tahir Can
    Sayfa 322 - Tutku