Âhirete iman edenler ile iman etmeyenler gerek dünyadaki amelleri gerekse ahirette görecekleri karşılık bakımından kesişim noktaları bulunmayan iki ayrı zümreyi teşkil ederler.
Şu kâinatın ve mahlûkatın sahibinin aynı zamanda din gününün de sahibi olduğunu bilenler ve ahirete iman edenler ile öldükten sonra diriltilmeyi, ahireti inkâr edenler ne itikad, ne amel, ne de düşünce bakımından bir olurlar.
Âhiret akidesiyle insan, Allah'a tam teslimiyet ve tevekkül kazanır; hakka ve sabra davette mükemmel bir ihlasla çalışır. Allah'ın dünyada yahut ukbada ihsan edeceği karşılığı tam bir rıza ve teslimiyetle ve sabr-ı cemille bekler.